Türkiye’de son 10 yılda her seçim öncesi, sanki ekonomik ve sosyal olarak ülkeyi düze çıkaracak, medeni ülkelerin demokrasi seviyesine ulaşacak, yargı ve hukuk olarak insan haklarını tatbik edecek, fen ve ilimde çığır açacak, toplumsal barış ve huzuru sağlayacak proje sahibi parti ve yöneticileri değil de, dünyaya karşı meydan okuyacak, seçildiği an süper güç olacak, işgal altındaki İslam dünyasını kurtaracak bir halife seçiliyormuş gibi, oy veren cennetlik, vermeyen cehennemlik havası estiriliyor.
Sistemler madden tıkandığı an, manevi güçleri devreye sokarlar. Emeviler İslami kanunlarla idare edilen bir devletti. Ama Emevilere karşı Abbasilere destek verenlerin, Bedir Ashabı gibi büyük hizmetler yaptığını söyleyen çok büyük alimler vardı. İslam’da fitneleri götürüp Emeviler’e dayarız ve hala bugünkü fitnenin sebebi olarak onları suçlar, bahanelere sığınırız. Muaviye bin Ebu Süfyan kendi devrinde, İslam’ı saltanata alet eden bir devlet reisiydi. 21.yüzyılda dahi, İslam siyasete alet ediliyorsa, her devirde siyasilerin bu tür hilelere başvurduğu gerçektir. Muaviye bin Ebu Süfyan kendi devrinin siyasi figüranıydı. Aslında her devrin kendine özgü Muaviyesi oluyor. Her gelen Hz.Ali’ye ağlıyor, ama eline fırsat geçince Muaviye olmaktan geri durmuyor. İslam’ı yaşamaktan aciz, dünyayı aşırı seven Müslüman toplumlarda, ahiret inancı zayıflayınca, menfaat adeta pusula olur, din ise sadece vicdanları rahatlatan bir araç haline gelir. Şahsında yaşayamadığı Müslümanlığı, İslami söylemlerle siyaset yapanları destekleyerek rahatlamak ister. Bu tür insanlarda dini kuralları yaşamak, insanlarla çatışmaktan daha zordur. İslam adam öldürmeyi değil, nefsini öldürmeyi tavsiye eder. Ama nefsinden taviz vermeyen Müslüman, rakibi Müslüman da olsa, ya kafir diyerek, ya da ona hayat hakkı tanımayarak vicdanın sesini bastırır. Bu tür toplumlarda din, artık amaç değil, araç olmuştur. Namaz kılarak değil, cami yaptırarak; bir insanı İslam’a ısındırarak değil, ortadan kaldırarak dine hizmet ettiğini düşünür. Toplumun önde gelen din adamları, sistemden beslendikleri için, hitap ettikleri cemaatlerine yılanın derisindeki güzelliği gösterir, ama zehrini görmelerine engel olurlar. Uyutan din anlayışı her dönem revaçta olmuştur. Çünkü bu sistemler, tarih boyu toplumun gerçekleri görmesine engel olmuştur. Suya sabuna karışmayan, sadece seçim döneminde kendilerini destekleyen din anlayışı, o toplum üzerinde hakimiyet kurmaya çalışan parazitlerin memnun olduğu yapılardır. Seçim, bir ülkeye hizmet etmesi, dini, ırkı ne olursa olsun, toplumsal barış, huzur ve emniyetini sağlaması, hak ve hukuk standartlarını uygulaması için, dinine, ırkına, milliyetine, mezhebine bakmaksızın ülkeyi yönetmek üzere aday olanları seçtiğimiz demokratik bir haktır. Ortaçağ felsefesi olan, “kilise ve rahipleri tutmayanlar cehennemliktir” anlayışından gelen, falanca partiye oy vermeyenler cehennemlik, verenler cennetlik demek, cahiliye değil, zır cahiliye adetidir. Seçimle insanlar imanını değil, gönlünü verdiği veya inandırıldığı yöneticiyi seçer. Her seçilen de, seçilmeyene göre faziletli değildir. En çok aldatanın iktidar olduğu demokrasi seçimlerinde, doğrular her zaman az rağbet görmüştür. Eğer Mekke’de yönetim seçimle olsaydı, bütün Mekkelilerin en emin insan dedikleri sevgili Peygamberimiz(sav) yüz bin nüfuslu Mekke’de sadece yüz elli üç kişinin oyunu alırken, herkesin sahtekar olduğunu bildiği Ebu Cehil ise en az doksan bin kişinin oyunu alırdı. Çünkü o dönemde Müslüman olanların sayısı yüz elli üçtü. Türkiye’nin şuan ekonomiye, yola, teknik teknolojiye değil, toplumun sulha, emniyete, morale ihtiyacı var. Devlet kültürünün yitirildiği, medeniyetten bedeviyete düşmeye çeyrek kalındığı , milletin devletten ümidini kestiği bu dönemde, duruşuyla devlet adamlığına yakışır demeçler veren, Anadolu insanı olmakla her zaman gurur duyan, MHP lideri Sn. Devlet Bahçeli ümit verici projeler sundu.
1 Kasım Genel Seçimleri vatanımıza, milletimize hayırlara vesile olsun. Şahsi arzuların değil, millet menfaatlerinin kazandığı bir seçim olsun.
Rabbim, herkese niyetine göre muamelede bulunsun…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
bozkurt 1 yıl önce

başta, şii'ler, aleviler. mezhebsizler vbenzeri itikadi bozuk sapık fikirliler hz.muaviye ra.'ı kötülüyorlar. ben kesinlikle milliyetçi- ülkücü camiaya bunu yakıştıramıyorum. ülkücüler "EHL-İ SÜNNET"' tir. böyle olmalılar.. hz.Muaviye ra. şanlı peygamberimizin sav. kayın biraderi ve vahiy katibidir. hangi şahsiyet şanlı peygamberimizin sevgisini, duasını alıp ashab olmuş ise o kesinlikle bozulmaz. ülkücüler şiilerin ve mezhebsizlerin oyununa gelmemeli tüm ashab-ı kiram efendilerimizi sevmeliler. hz.Aliden, hz.Muaviye'ye kadar. hz.Aişeden, hz.Ebu süfyan, hz.Hint, hz.Vahşi ra. yani alayını sevmeliyiz.hz.Muaviye ra.ı tenkit edebilmemiz için en az o şahsiyet ayarında olmalıyız. bu da kesinlikle imkansızdır. o halde saygı. hz. Muaviye ra. müslümanların dayısıdır....çünki kız kardeşi peygamberimizin sav. mübarek hanımı müslümanlarında annesidir..