Bazı insanlar vardır ki, tesiri sadece kendi asrıyla sınırlıdır. Bazıları da vardır ki ışığı güneş misali, kendi asrını aydınlattığı gibi, kendisinden asırlarca sonra gelen insanlığa da nur alabilecek fıtratta ve ahlakta yaratılmıştır. 13.Asrın güneşi sayılan, Afganistan’dan Anadolu’ya ışığını yayarak hicret eden, geçtiği her yerde ilim tohumları eken, Osmanlı’nın kuruluşunda maneviyat ve ruh hamuru olacak yüzlerce insanı yetiştiren Mevlana Celaleddin Rumi, maalesef farklı düşüncelere çekilerek, istikamet ve İslam çizgisinden uzaklaştırılmış, adeta alternatif bir dinin kurucusu haline dönüştürülmüştür. Bu sinsi hareketin önüne, ancak Mevlana’yı doğru anlayarak geçebiliriz. İki yıldır katıldığım Şeb-i Arus törenlerinde gördüğüm manzaralar karşısında dehşete düştüm. Mevlana’yı anlamayan, Şeb-i Arus’u da anlayamaz. Mevlana kimdir? Misyonu nedir? Kendisinden dinleyelim.

“Ben yaşadıkça Kur’an’ın bendesiyim (kölesiyim).

Ben, Hz. Muhammed Mustafa (sav)’in yolunun tozuyum.

Biri benden bundan başkasını naklederse,

Ondan davacıyım, o sözden de şikayetçiyim.”

Şeb-i Arus’lar, hakiki anlamını yitirmiş, çizgisinden çıkmış, bir kültür şöleni ve turizm etkinliklerine dönüşmüştür. Allah’a kavuşma günü olan Şeb-i Arus, adeta alışveriş, ticaret ve panayır organizasyonu haline gelmiştir. Bu etkinliklerin Hz.Mevlana’nın ruhunu incittiğine inanıyorum. Şems’in ne şekilde öldüğü, nerede defnedildiği kesinlikle belli değilken, Şems’e ait türbeymiş gibi adına inşa edilen camideki manzaralar acaba Diyanet İşleri’ni rahatsız etmiyor mu? Gruplar halinde, ellerinde deflerle Şems Camii’ne akın eden, kılık kıyafetleri camii ruhuna uygun olmayan, girer girmez kıbleye değil, Şems’e secde ederek selamlayan insanların hali neden Şeb-i Arus’ta masaya yatırılmaz. Şeb-i Arus, Ahmet Özhan’ın standart ilahileri, Ö.Tuğrul İnançer’in günün anlam ve önemini belirten, tamamen siyasi jargona göre ayarlanmış nutku ve insanların törenin yarısında salonu boşalttığı veya uyuduğu sema ayininden ibaret midir? Bu ayinlere gelen toplumun yüzde 99’u sema ritüellerini dahi bilmezken, insanların dünya ve ahretine, şahsi ve ailevi hayatına katkısı nedir? Mevlana deyince neden insanların aklına hemen beyaz entari ve elleri açıp raks etmek geliyor? Allah aşkına bu mudur İslam’ın nadide siması Hz.Mevlana’yı anmak ve anlatmak? Ben Mevlana’yı bu hale getirenlerden davacıyım. Şeb-i Arus, panellerle, seminer ve konferanslarla, Mevlana’yı doğru anlamaya yönelik etkinliklerle anılmalı. Allah(cc) ve Efendimiz(sav), Mevlana’dan daha çok nazara verilmeli. Mevlana sevilecekse, Allah ve Resulü’ne olan aşkından dolayı sevilip, örnek alınmalı. Onu bize sevdiren, Kur’an’a ayna olmasıdır. Bunun dışında Mevlana’ya başka misyon yüklemeler, o koca sultanı küçültmüş olur..

İslam’a inanmayan, Allah Resulü (sav) ve Kur’an’a saygı duymayanların, Mevlana aşkıyla yanmasının altında iyi niyetli düşünceler olamaz. Mevlana dinin emirlerine harfiyen uyan bir sultandır. Hayatı boyunca ne raks etmiş, ne de ney üflemiştir. Mevlana müzesinde sergilenen çalgılar: Ney : 1945’te İhsan Sertoğlu, Neyzen Tevfik ve Bahaddin Ökte’ye ait. Kemençe: Murat Öztorun’a ait, Rubab: Cahit Özkan’a ait, Ud: Safiye Ayla’ya ait.

Allah dostları, Allah için sevilir…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.