Kazan Türklerinden olan Sadri Maksudi, Tataristan’ın başkenti olan Kazan’ın Taşsu köyünde doğdu. Türk siyasi tarihinde önemli bir iz bırakan Sadri Bey; gerek milletvekilliği gerek siyasi liderlik gerekse akademik çalışmalarıyla bilinmektedir.

Atatürk’ün ulus devlet inşası için hukuk, dilbilim ve tarih alanlarında değerli katkıları olan Sadri Bey, Türk Modernleşmesi serüvenimizde kilometre taşlarından birisi sayılmayı hak ediyor. O’nun hayatındaki en önemli dönüm noktası İsmail Gaspıralı Bey ile tanışması olmalıdır. İlerleyen süreçte “manevi babam” diyeceği İsmail Bey, O’nun fikirlerindeki reformist çabanın esas mimarı sayılabilir.

İsmail Gaspıralı’nın çıkardığı ‘Tercüman’ gazetesinde yazılar yazmaya başlayan Sadri Maksudi, ayrıca tanıştığı dönemin meşhur Türkçülerinden Yusuf Akçura ile Paris’te fikir alış verişine başlar. Rusça, Fransızca ve İngilizce dillerini profesyonel biçimde konuşabilen Sadri Bey yine Paris Sorbonne Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi’nden mezun olur.

Rusya’da Müslüman ve Türkler adına çalışmalarını sürdüren Sadri Maksudi, siyasi liderlik yaptığı dönemde “Milli medeni muhtariyet” çalışmalarında önemli başarılar elde etmiştir. Bolşevizm darbesinden sonra çalışmaları aksayan ve bastırılan Maksudi, 1925 yılında Ankara’dan Hukuk dersi vermesi teklifini alır. Akademi yılları bu dönemde başlayan Sadri Bey, “Türk Hukuku Tarihi” dersleriyle bir akademik disiplin oluşturur. Atatürk’ün çok değer verdiği Sadri Maksudi Arsal, ulus devlet sürecinde önemli kültürel rol oynayan “Türk Dil Kurumu” ve “Türk Tarih Kurumu” gibi kuruluşların oluşmasında ciddi bir rol oynar. Siyasi hayatına CHP milletvekilliği ile devam eden Arsal 1950 sonrası DP’de siyasette bulunmuştur.

Türkiye yıllarında birçok eser veren Arsal; “Hukukun Umumi Esasları”, “Umumi Hukuk Tarihi”, “Hukuk Felsefesi Tarihi” gibi başlıca eserleri bunlar arasındadır. Olgunluk döneminde kaleme aldığı “Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları” adlı eseri, kendi hayatı için belki de en önemli eser niteliğindedir. Bu kitabın tanıtım yazısında notlarından faydalandığımız Gülnur Üçok; O’nun hayatına bütünüyle Türk milliyetçiliğinin yön verdiğini, bu eseriyle de Türk milliyetçiliğinin bilimsel ve sosyal köklerini ortaya koymaya çalıştığını belirtiyor.

Özellikle kitabın 1955 yılında ilk baskısının yapılması ve sonrasında Ötüken Neşriyat tarafından 1972 yılında yayımlanan “Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları” neredeyse 40 yıldır baskısı olmayan bir eserdi. Yine büyük bir sorumluluğa imza atan Ötüken Neşriyat, yeniden baskıya girdiği bu eserle, bizlere bir başucu kitabı daha hediye etmiş oldu.

Ahmet Bican Ercilasun’un kitap için kullanılan tanıtım yazısında yine Sadri Maksudi’nin fikir dünyasına derin bir yolculuk yapmak mümkün olabiliyor. Sadri Maksudi’nin kitapta üzerinde önemle durduğu şey; milliyetçiliğin sosyolojik bir vakıa olduğu, bu sosyolojinin de biyolojik bir temeli olması durumudur. Sadri Bey’e göre uzak mazide birlikte yaşamış ve millet olabilmiş yapılar, esarete düşse bile asırlar sonra yeniden milliyetçilik duygusu ile bir araya gelebilmektedir. Çekler ve Yahudiler bu konuda en önemli örneklerdendir.

Milliyet duygusunun biyolojik esasını, en kısa biçimde “fertlerin mensup oldukları kütleye karşı duydukları bağlılık hissi” olarak tanımlayan Sadri Maksudi, bu bağlılığın kaynağını ise biyolojik biçimde fıtri bir şey olarak görmekteydi. Bütün canlılar için geçerli olan “hayat için mücadele” kanunu, insanları da düşmana karşı koymak ve hayatını idame ettirebilmek adına, mensup olduğu kütleye bağlanmaya mecbur tutar.

Sadri Maksudi yine milliyet duygusunu şöyle tarif ediyor: “Milliyet duygusu bir millete mensup fertlerin, o milletin mazisine, istikbaline, lisanına, kültürüne, ülke ve toprağına karşı besledikleri derin, irsileşmiş bağlılıktan ibaret bir ruhi halettir. Bu ruhi halet millet içindeki bütün normal fertlere şamil olduğundan, ferdi olduğu kadar da ‘kolektif bir duygudur.”

Ahmet Bican Hoca burada iki noktaya dikkat çekiyor. Birincisi, tarifteki “irsileşmiş bağlılık” dediği ve sonradan kazanılan özelliklerin genetik aktarıma kavuştuğu tezinin sahibi Spencer’e dayanan bu tanımdır. İkincisi, “normal fertlere şamil” diye tanımlanan, milliyet duygusunun herkeste bulunan normal bir his olduğu vurgusudur.

Sadri Maksudi bir milleti dokuz maddede tarif eder:

Milleti teşkil eden fertlerin uzun süre bir devlette beraber yaşaması. Yeterli kalabalıkta bir nüfus. Belirli bir vatan. Dil birliği. Örf ve adet birliği. Müşterek dini inanç. Milli seciye yani millet karakteri. Ortak bir istikbal kurgusu. Millet’in çoğunluğunun aynı ırktan olması.

Millet tarifinde hem dini inanç birliğini hem de ırki birlikteliği vurgulayan Maksudi, ırkların üstünlüğüne de ayrıca karşı çıkmıştır.

Latin ırkı içerisinde “Fransız milleti”, “İspanyol milleti”, “İtalyan milleti” olduğunu belirten Sadri Bey, Türk ırkı ile Türk milletinin aynı şeye tekabül ettiğini de belirtiyor. Bu tespit bizim için de önemli. Zira bu ırktan millet çıkarma kabiliyetinin bize mahsus olduğunu da gösteriyor.

Emperyalizm ve şovenizm gibi akımlara şiddetle karşı çıkan Sadri Maksudi, olan bu fikirleri “dejenere nasyonalizm” yani “bozulmuş ulusçuluk” sınıfında toplar. Kozmopolitlik fikrine de karşı çıkan Sadri Bey; anarşizm, sosyalizm ve komünizmi bu kozmopolitliğe hizmet etmekle suçlar. Kozmopolitliğin mevcut milletleri ortadan kaldırarak, insanlığın tek bir millet olması idealini yanlış bulan Sadri Bey, bu durumu biyolojik, sosyolojik ve psikolojik esaslara aykırı bulmaktadır.

İnsanlık ve millet arasındaki ilişkiyi şöyle tarif eder: “İnsanlık aslında bir mücerret (soyut) fikirdir. Müşahhas (somut) realiteye tekabül eden varlıklar etli kemikli insanlardan kurulu milletlerdir.”

Sözlerimizi bitirirken bu eseri tekrar uzun bir aradan sonra yayıma hazırlayan Ötüken ailesine teşekkür eder, tüm okurlarımızı bu kıymetli eseri okumaya acizane davet ederiz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Oğuzhan Saygılı 5 ay önce

doktor bey, tebrik ederiz. yüreğine sağlık