1568’de başlayan 14 serilik harp serüvenimiz en son 1917’de biter. Yani tarihe bakacak olursak, kuzey komşumuz Rusya ile 4 asır boyunca neredeyse her otuz yılda bir savaşmışız. Tuhaf olan ise savaşların çoğunu hep başkalarının emniyeti için yapmışız. Rusların bizimle yaptığı bütün savaşların altında 3 önemli  sebep vardır.

Birincisi; Ortodoksların temsilcisi olarak, hem Vatikan’a ve Avrupa’ya karşı alternatif güç olduğunu kabul ettirmek, hem de Balkanlar’da Osmanlı’nın etkisini kırmak.

İkincisi; Türklerin en güçlü devleti ve temsilcisi olan Osmanlı Devleti’ni yıpratarak, coğrafyasında yaşayan Türkler üzerinde hakimiyet kurmak.

Üçüncüsü; Sıcak denizlere inerek öncelikle Kudüs’te dini otorite sağlamak ve enerji kaynaklarının merkezi sayılan Ortadoğu’da güç sahibi olmak.

İlk savaşımız 1568’de Astrahan Seferi ile başladı. Kırım Hanlığı için girişilen bu seferde, Osmanlı orduları, Kırım Hanlığı’nın basit dünyevi hesapları yüzünden bozgun yaşadı ve Rusların kesin zaferiyle sonuçlandı. 1572’de Molodi Savaşı’nda yine Kırım Hanlığı için sefer düzenledik. Kırım Hanlığı’na bağlı Tatar okçuları, kendilerinden beklenen desteği vermeyince Ruslar yine büyük bir  zafer elde etmişti.

Osmanlı ordusu yüz binden fazla şehit ve esirle döndü. 1676’da Moskof Seferi Ruslarla yaptığımız ilk büyük savaştır. Ukrayna Kazakları için girdiğimiz bu savaşta Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın mükemmel komutasıyla, Osmanlı ordusu muhteşem bir zafer elde etmişti. 1711’de ise Baltacı Mehmed Paşa’nın başında olduğu Osmanlı ordusu, İsveç Kralı için girdiği Prut Seferi’nde Rusları perişan etmişti. Ama 1877-78 tarihleri arasında II. Abdulhamid’in tahta geçişinin birinci yılında 93 Harbi olarak bilinen savaşın neticesinde alınan mağlubiyet, adeta Osmanlı’nın çöküşü olmuştur.

Balkanların elden çıkmasına, özellikle Müslüman nüfusun etnik kıyıma uğramasına ve neredeyse İstanbul’un işgal edilmesine kadar giden bu savaşın travması uzun süre atlatılamamıştır. Batılı ülkelerin bu Osmanlı ile Ruslar arasında bir mesele deyip seyirci kaldığı bu savaşta İstanbul’un da Rusların eline geçeceğinden endişelenen Avrupa devletleri hemen araya girmiş, Yeşilköy (Ayastefanos) Antlaşması ile savaşı bitirmişlerdir.

II.Abdulhamid’in siyasi dehasıyla yapılan bu antlaşma, Batılı ülkelerin bu meseleye seyirci kalmaması gerektiğini göstermiştir. Antlaşma şartlarının tamamen Rusların lehine olduğu ve tekrar Berlin Antlaşması ile şartların düzeltilmesi söz konusu olmuştur. En son 1914 - 1917 arasında Kafkas Cephesi’nde karşı karşıya gelmiştik. Sarıkamış faciasının da yaşandığı bu savaş 1917’de Rusya’da Lenin ihtilal yapınca Rusya savaştan çekilmiş oldu.  Yıl 2015 Rusya ile bir asra yakındır savaşımız veya rekabetimiz yoktu. 13 yıl öncesine kadar hiçbir ilişkimiz olmayan, terörist PKK’yı her daim destekleyen Suriye meselesi yüzünden neredeyse savaşın eşiğine gelmiş bulunuyoruz. Mesele Putin ve Rus uçağının düşürülmesi de değil. Batı iyi polis ve kötü polis rolü yapıyor. Belli ki kendi elleriyle kurup, piyonlarına beslettikleri radikal terör örgütlerini birilerine ihale edecekler. Bölünecek Suriye’de Esed’e verilecek bölge Rusya ve İran’ın, diğer bölgeler ise ABD ve AB’nin olacak. Anlaşılan hem rejimle, hem muhaliflerle aramızı açanlar, Yeni Suriye’de,Yeni Türkiye’nin esamesini dahi istemiyorlar. Savaşın çilesini çeken Türkiye, ama meyvesini  yiyecek olan yine Batılı güçler olacak. ABD, Rusya’nın elinde İŞİD’le ilgili belge varsa sunmalı falan diyor. Uluslar arası bir operasyonla karşı karşıya olan Türkiye hükümetin, bu meselenin altından kalkabilmesi için içte birliği temin etmesi gerekiyor. Halkı inandıramadığınız hiçbir mücadeleden galip çıkamazsınız. Çünkü Putin zekice bir cümle attı ortaya, “Türk halkı iyidir, çalışkandır. Hükümetle aynı kefeye koymuyoruz.” İran da “Bizim de elimizde belgeler var” diyor. ABD bu meselede net tavrını koymuyor “Türkiye’den eminiz, bu tür kirli organizasyonların içine girmez” diyemiyor. Hükümete yakın gazeteler ise “Kanıt yok” diyerek adeta cahilce olayı kabullenmiş gibi. Kendinden eminsen, “Bu atılan bir iftiradır, yapmadığımız şeyi kanıtlayacak değiliz. Biz rahatız, dedikodularla ilgilenmiyoruz”  demiyorlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cemgiray 13 ay önce

kırım'ı suçlu gösteren basit osmanlıcı yaklaşımlar, yıl 2015, başka mazeretler türetmek lazım, rus yenilgilerine.