Ortadoğu, yeryüzünde yaratılan ilk topraklardır. Kur’an’da adı geçen bütün peygamberlerin geldiği, dinlerin kaynağı olan kutsal coğrafyadır. Faziletleri saymakla bitmez. Ama ne yazık ki, ilk kan da burada akıtıldı. İnsanlığın ilk maktulü de, ilk katili de bu kudsi topraklarda oldu. İnsanlığın efendisi, kainatın gurur kaynağı, Allah’ın Habibi Hz. Muhammed (sav)’e ilk sahip çıkan da, ilk taşı atan da yine bu bereketli topraklarda hayat sürdü. Allah (cc)’ın Cemal ismi Tur Dağı’na tecelli ederken, Celal ismi de bu coğrafyadakileri helak etti. Peygamber halkasının sonuncusu Hz. Muhammed (sav), vefatından önce, kıyamete kadar gelecek olan ümmetine muhteşem bir ikazda bulundu. “ Fırat Nehri’nde altın bir dağ çıkacak. İnsanlar bu altın için savaşıp, birbirini öldürecekler. Yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecek. ( Savaşa her katılan, kendini güçlü ve emniyette düşünüp, ganimetin kendisine kalacağını zannedecek) ‘ Bu savaşta kurtulacak kişi sadece ben olurum’ diyecek” Ümmetinden saltanat elde eden, hırs ve gururunun kurbanı sultanlar, bu ikazlara uymadığı için, istisnasız hepsinin akıbeti feci oldu. Dört halife döneminde fethedilen Ürdün, Suriye, Irak ve İran toprakları adeta altından bir dağ gibiydi. Elde edilen ganimetlerle İslam Devlet’i ve Müslümanlar çok zenginleşti. Zenginlik ve konforu taşıyamayan Müslümanlar, aşırı hırsla birbiriyle kavga etmeye başladı. Peygamber torunları dahil, yüzbinlerce insanın kanı döküldü. Makam ve mülk uğrunda yapılan bu savaşlardan sağ kurtulanlar da çok mesut bir hayat yaşamadı. Hepsi pişmanlık cümleleri ile göç edip gittiler.


Yakın zamana geleyim. Etrafımızda yangınlar var. Alevler eteklerimize kadar bulaştı. Toplumun halini dünyanın en muhteşem psikolog ve sosyologları dahi teşhis edemiyor. Ülkenin koalisyon idaresini ekonomik kriz ve kıyamet gibi gören toplum, sebepsiz bir savaşa kahkahalarla girmek istiyor. 1990’lı yıllarda Saddam’ın tv’lerdeki görüntülerini hatırlayın. Kendisinden emin, küçük dağları yarattım havasında pozlar veriyordu. Batı, Saddam’ın gururunu öyle şişirdi ki, yerinde duramayıp Kuveyt’e saldırttı. Sebepsiz, manasız bir saldırı onun feci akıbetinin başlangıcı oldu. Batı dünyası Saddam’a uçmayı öğretti, ama konmayı öğretmedi. İslam dünyası Batılı postalları tarafından işgal edildi. 11 Eylül bahanesi ile de final yapıp, bütün suçu Saddam’a yıktılar. 10 asır İslam’ın kültür merkezi olan Bağdat, Şiilerin kontrolüne verildi. Saddam sünniydi, Şiilerin eliyle idam edildi.

Yine 1990’lı yıllarda Sırp kasabı R.Karadziç’i Boşnak Müslümanları katletmek için kullanan Batı, istediklerini elde edince, bütün suçu Karadziç’e yıktı. Karadziç mahkemede “Bunları sizce ben tek başıma mı yaptım. Batılı ülkeler çok mu masum” dedi.

Yine aynı senaryo oynanıyor. Suriye’de savaşı biz başlatmadık. Ama iştahımız kabarınca, tarafsız kalamadık. Batılılar Esed’i devirecek, Suriye gibi büyük ve önemli bir ülkeyi bize ikram edecekler gibi karmaşık işlerin içine girdik. İlkokul seviyesinde bir dış politika ile dünyada yalnız kaldık. Bizi savaşın içine çekenler, bir gece yarısı bizi aldattı. Aldanmak adeta sünnetmiş, politikada başarısızlığa geçerli mazaretmiş gibi, Suriye meselesinde de aldanmıştık. Savaşın neden çıktığını, nerede biteceğini, hedefin ne olduğunu bilmeden, şimdi savaş tamtamları çalınıyor. Olacak şeyi tahmin etmek için alim olmak gerekmiyor. Suriye’de şartlar olgunlaşmıştır. Ülke 3’e bölünecek. Sınır komşumuz Suriye iken Kürdistan olacak. Bununla da kalmayacak, Türkiye’nin G. Doğusu da ilerde referandum için kaşınacak. Türkiye acilen dış politikasını değiştirmezse, Esed ve Sisi ile masaya oturup, Suriye’de savaşı bitirmek için, Mısır’da Mursi vb mazlumların daha fazla acı çekmemesi için sulh yoluna girmezse, bundan sonra akacak kanların hesabı yakın zamanda Türkiye’ye ve devrin hükümet yetkililerine döner. Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi, bu işe imza atanlar için hayatlarının en büyük hatası olur. Çünkü, hedefsiz, düşmanın kim olduğunu bilmeden girdiğin her savaş bataklıktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.