Türkiye'de hükümet sistemi tartışmaları ne zaman alevlense kavramlar karışmakta ve kutuplaşmalar belirginleşmektedir. Bunlardan birisi de referandum aracının olası bir hükümet sistemi değişikliğinin önüne geçebiliyor olmasıdır. "Halka sormak", "halka sormaktan kaçmak" şeklindeki yaklaşımlar özünde tutarlı ve fakat mevcut sistemimiz bakımından son derece eksiktir. Zira bir yarı doğrudan demokrasi aracı olan referandumun halkın kendi kendisini yönetmesi şeklinde tanımlanan demokrasi içerisinde eleştirilebilir yanları da vardır.

1) Öncelikle teknik ve uzmanlık isteyen konularda bilgiye ulaşmadaki eşitsizlik veya ilgisizlik sebebiyle neyin tercih edileceğinin objektiflik ölçütünün dışına taşması,

2) Referanduma ışık yakan hükümetlerin genellikle bir görüş veya bir yazılı metni onaylatmak istemesi ki böylelikle siyasi konumlar ve semboller tartışılması gereken konunun önüne geçmektedir. Bireyler; siyasi parti liderinin, ideolojik inanç sisteminin ve çevresindeki sivil etkileyicilerin (kanaat önderleri vb..) görüş ve yönlendirmesi ile "evet" ya da "hayır" demektedir.

3) Referandum bir kişinin onaylanması ya da reddedilmesine dönüştüğünde bunun adı Plebisit olmaktadır.

4) Bu sebepledir ki üzerinde iyi düşünülmemiş referandumlar ülkede var olan kutuplaştırmayı artırabilmektedir. Bir tarafın kazanınca her şeyi kazandığı, diğer tarafın mutsuz ve kaybeden olduğu bir sonuç ortak bir sözleşme ve ortak yarar ilkesinden uzaktır.

5) Referandumun demokrasinin en üst düzey uygulaması olduğuna yönelik genel kanaatin aksine farklı ülkelerdeki neticelerle birlikte değerlendirildiğinde karmaşık ve tehlikeli süreçler olabildiği görülmektedir.

Bakınız İngiltere referandumla AB'den ayrılma kararı aldı. Bu konu tartışılırken "evet" ve "hayır" diyenler derinlikli bir tartışma yürütemediler. Karşı olanlar ekonomik istikrar üzerinde dururken ayrılmaktan yana olanlar göç tehlikesini öne çıkardı. Her iki kesimin kendi tespit ve endişeleri diğer kesim için değersizleşiyordu. Şimdi ise çıkan netice "gerçekten millî iradeyi temsil ediyor mu?" diye tartışılıyor. Bir başkası, Londra Ekonomi Fakültesi'nden Alexandra Cirone, Kolombiya'da hükümetin sunduğu barış anlaşmasının reddedilmesini örnek göstererek referandumların geçmişteki bir siyasi meseleyle ilgili olması durumunda, vatandaşların gelecek için objektif bir seçim yapmakta zorlandığını ifade ediyor. Dublin Üniversitesi'nden Michael Marsh biraz iddialı olsa da yaptığı araştırmalarla referandumlarda seçmenlerin seçimden bir hafta sonra bile verdikleri kararın temel gerekçelerini hatırlamakta zorlandığını ortaya koyuyor.

Türkiye'de çözüm...

Türkiye'nin referandum tarihine bakıldığında 6 kez bu yola gidildiği görülür. En ilginç oylama 1987'de Türkeş, Ecevit ve Erbakan gibi isimlerin yasaklarının kaldırılmasının oylanmasıydı. %50,16 "evet" oyu ile yasaklar kaldırıldı. Aradaki fark sadece 75 binde kaldı. Referandumda Erbakan'ın yasağının kalmasına "hayır" diyen Konya genel seçimlerde Refah Partisi'ne açık ara sahip çıktı.

Peki bu durumda referandum asla yapılamaz mı? Halk hep yanlış karar verir mi diyeceğiz?

Elbette hayır... Her ülke siyasal kültürü ve içerisinden geçtiği koşulları dikkate alarak doğru düzenlemelerle referandumda "ortak yarar" getirecek bir neticeye ulaşabilir.

Ben de bu sebeple ülkem için şunu öneriyorum:

Bunu çözebilmenin en belirgin yolu bariz oy farkına ulaşmaktır. "Evet", "hayır" arasında %50'den daha yüksek bir oranın istenmesidir... Mesela Danimarka anayasasına göre oyların yarıdan bir fazla olması yetmemekte toplam seçmen sayısının %40'ına ulaşması koşulu uygulanmaktadır. İsviçre'de ülke genelinde "kabul oyu" çıkması yeterli olmamakta tüm kantonların çoğunluğunda da bu kabulün çıkması istenmektedir.

Türkiye'de mutlaka bir referanduma gidilecekse oylama sonrasında çıkan neticenin meşruiyet sorunu yaşamaması ve bir toplumsal sözleşme niteliğine bürünmesini için mevcut Anayasanın 175. Maddesinde "kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul oyu olması gerekir." yerine TBMM'deki 2/3 (367) nisabıyla orantılı bir biçimde "geçerli oyların %65'i ve/veya kabul oylarının toplam seçmen sayısının %50'sini geçmiş olması" koşulu getirilmelidir.

Eğer referandum kaçınılmaz hale gelirse AKP, CHP ve MHP, 367'nin çok üzerinde bir oyla bu oransal değişikliği gerçekleştirebilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hasan Baskan 2 yıl önce

günümüz ve yakin bir gelecekte hangi sekil olursa olsun milletimizi bir elma gibi yarisindan ikiye bölecek olan bir referandum yanlistir: ne yeri ne zamanidir