Bir dünya görüşü tutarlığı bakımından milliyetçilik ve demokrasi arasındaki sıkı bağ göz ardı edilemez.

Millet menfaati temelli ilerleyişini hürriyet ve adalet çizgisinde sürdüren milliyetçilik sadece bu sebepten bile mücadelesini demokrasi ile bütünleştirmek zorundadır.

Demokrasiye uzak, demokratik anlayışa sırt çevirmiş bir milliyetçiliğin millet hâkimiyeti mücadelesi vermesi mümkün değildir.

**

Kendi başına bir amaç olmayan demokrasi modern toplumların birarada barış içinde yaşamasını sağlayan değerli bir araçtır.

Demokrasinin yerleşmesi, kökleşmesi, bir kültüre dönüşmesi bakımından önemli rol oynayan siyasal partiler demokrasinin vazgeçilmez unsuru, demokratik katılımın gerçekleşmesinde mühim yer sahibi, milli iradenin tecelli adresleridir.

**

Türk demokrasisinin gelişimi siyasal partilerimizin demokratik bir yapıya kavuşmasına, katılımcılığı artırmasına, parti içi demokrasiyi yerleştirmesine bağlıdır.

Türk siyasetinin temel sorunları arasında sayılan parti içi demokrasi sorunu herkesin bulunduğu pozisyondan anlam yüklediği bir meseledir.

Parti içi demokrasinin yerleşmesi-yerleşememesi sorunun da lider sultası göze çarpan en önemli engel gibi görünse de var olan parti sultasını kabullenen, bu durumu içselleştiren yönetim kadroları da üye yapısı da lider sultası kadar parti içi demokrasinin önündeki engellerden biridir.

Dolayısıyla parti içi demokrasi konusu tartışıldığında sadece lider sultası üzerinden ortaya konan yaklaşımlar meseleyi bütünüyle açıklayamamaktadır.

Partileri oluşturanların lider etrafında kenetlenme eğilimi de siyasal partilerde demokrasi sorununun çözümünü zorlaştırıyor.

**

Parti içi muhalefet hareketlerine bakıldığında, demokratik talepleriyle ortaya çıkan ve bu sürecin sonunda partilerinden ayrılarak yeni parti kuranların da kurdukları partilerde inşa ettikleri anti demokratik yapılar aslında meselenin sadece lider sultası olmadığını bu iddiayı dillendirenlerin ilkelerden daha çok şahsi yer arayışlarını kapsadığını göstermektedir.

Demokratik siyaset yapma bilincinden uzak ve sadece bir retorik olarak sığınılan demokrasi arayışı iktidar gücü ele geçirildiğinde terk edilen ve ele geçirenin yeni bir oligarşik düzen kurduğu sistemlere dönüşüyor.

Kimse, siyasal yapıların en alt basamağından en üst organına kadar yer alan mensupların hak ve sorumluluklarının düzenlenmesiyle, parti organlarının işleyişi, saydamlaşma, hesap verilebilirlik, katılım süreçlerinin sağlıklı ve verimli işleyişi ile ilgilenmiyor.

Millet iradesinin tecellisi adına ortaya çıkanlar kurdukları organizasyona bağlı insanların iradesini önemsemeden yola devam ederken parti içi demokrasi arayışı yerini lidere sadakat ve itaate bırakıyor.

Buradan hareketle her parti içi demokrasi arayışı samimidir bilinmez ama bu amaçla yola çıkanların gücü eline geçirdiğinde sergiledikleri tavra bakıldığında aslında parti içi muhalefet yapanlar da ilkelerden çok parti üst yapılarında yer arayışı mücadelesi yapmaktadır.

**

Bu söylediklerimden lider vesayetini görmezden geldiğim anlaşılmasın.

Türk siyasetinde lider vesayeti yeni değildir.

Hatta Türk siyaseti çok partili sisteme geçtiğinden bu yana lider vesayeti altındadır.

Fakat görülüyor ki kitleler de lider vesayeti altında yönetilmeye eğilim göstermektedir.

Partileri mülkiyetleri gibi gören liderlerin varlıkları bir yana parti içinde varlıklarını liderlerin mülkiyeti gibi görenlerin durumu da ayrı bir sorun teşkil ediyor.

Bu aşamadan sonra karşınıza “sadakat” sorunu çıkıyor.

Parti içinde durumunuzu lidere gösterdiğiniz sadakat belirliyor.

İnsanlar elde ettiği siyasal konumlara ehliyet-liyakat ölçüsünde değil gösterdiği “sadakat” ölçüsünde yükseliyor.

**

Genel Başkanlar ve O’na sadık isimlerin onayı dışındakilere siyasetin güçleştirildiği, ehliyet, liyakatin değer ifade etmediği mevcut siyasi ortamda yetenek, bilgi-birikim bir şey ifade etmiyor.

Ehliyet ve liyakatten ziyade itaat ve sadakatin egemen olduğu siyasal partilerimize gönül verenler de bu durumu gönüllü kabul ederek sistemin kendini yeniden üretmesine katkı sağlıyorlar.

Hatta bu durumu ulvileştirerek adanmışlığı yüceltiyorlar.

Böyle bir ortamda farklı sesler kendisine yer bulabilir mi?

Farklı seslerin ihanetle yaftalanarak dışlandığı yerde parti içi demokrasi gelişebilir mi?

Parti içi demokrasiye tahammül edilmeyen bir ülkede demokrasi yeşerebilir mi?

**

Tabanın talep, yaklaşım ve isteklerinin üst yönetimlere olabildiğince yansıtıldığı,

Parti içi demokrasi mekanizmalarının sağlıklı işlediği,

Katılım ve karar verme hakkına saygı duyulduğu,

Tabanı ve tavanı tam anlamıyla demokratikleşmiş,

Demokratik kültürün kökleşmesine katkı sağlayıcı,

Üyelik hukukunun geliştirildiği bir parti yapısını kurmak partileri küçük krallıklara dönüştürenlerin işini zorlaştıracağı için Türk demokrasisinin geleceği konusunda yakın zamana dair umut taşımak zor görünüyor.

**

Son söz olarak;

Türk siyasetinde partiler Duverger’in deyimiyle seçilmiş krallar tarafından yönetilen,

Parti mensuplarının da esir alındığı küçük krallıklardan oluşan bir yapıdır.

Neredeyse uluhiyet atfedilen seçilmiş krallar için yönetmek ilahi bir görev, yönetilenlere düşense sadakatle itaat etmektir.

Bütün politikaları lider ve ekibi tarafından belirlenen ve diğerlerinin sadece uymakla mükellef olduğu bu oligarşik yapılardan üreyen, itaati kutsayan- itaatsizliği ihanetle eşdeğer sayan siyasi anomi durumu siyasetteki sorunları daha da derinleştirmektedir.

Farklılıklarını;

dünya görüşleri, parti programları ve çözüm önerileri ile netleştirmesi gereken partilerimiz arasında ki tek fark liderleridir.

Eğer zihniyetiniz aynıysa kurduğunuz yeni yapılar anlam taşımıyor.

Geldiğiniz yerde şikâyet ettiğiniz ne varsa fazlasını yapıyorsunuz.

Burada temel mesele parti değiştirmek ya da partileri yönetenleri değiştirmek değil

“zihniyeti “değiştirmektir.

Bu zihniyetin değişimi için mücadele edebilmektir.

Zihniyetin değişmediği, ilkelerin değil ilkel ilişkilerin hakim olduğu siyasi yapılar,

Kimliksiz, fikirsiz, kişi odaklı ve vazgeçilmezlik merkezli her siyasi iddia siyaset çöplüğüne gitmeye mahkûmdur.

Müjdat ÖZTÜRK

28-05-2019

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ülkücü 6 ay önce

ikmişim siyasetini de partisini de topunun Allah belasını versin