Bu yazı, ablam Sn. Meral Akşener’e vefa adına, duygusal bir uslupla kaleme alınmıştır.

Makam ve para şehvetinin yaygın olduğu, şahsi menfaatlere ulaşmak için, insani ve dini her türlü ahlaksızlığın mübah sayıldığı bir toplumda, adalet ve huzur hayal olur. Toprağın altının üstünden daha hayırlı olduğu bu cemiyette hiç kimse ne canını, ne malını, ne de namusunu emniyette hissedemez.

Kendini sürekli ulvi makamlarda gören, şizofren bir meczubuu, ekranlarda milletin karşısına çıkarıp, “delidir ne yapsa yeridir”  düsturunca, mert ve yiğitliğiyle, namusa namus dersi veren, aslan oğlu aslan bir siyasetçi ablamıza namus iftirası attıranlar, benden söylemesi çok sert kayaya çarptınız. Bu ülkenin siyasetinde, hakiki manada örnek olmuş, kendisini çok iyi tanıdığım, ablam Sn. Meral Akşener, müfteri ve şerefsizlere karşı, en yalçın kayalar kadar sert, mazlumlara karşı da, melekler kadar şefkat ve merhamet abidesidir. Ey Müfteriler! Siz ise, hem bulunduğu zümreyi, hem de toplumu kokutan çürük yumurtalar gibisiniz. Benden duymuş olmayın ama, çok sert kayaya çarptınız. Siz ona çarpsanız da, kırılacak olan sizdiniz; o size çarpsa da, kırılacak olan yine sizsiniz.

Münafıklığın da bir izzeti vardı. Sayenizde o da gitti. Düzgün Müslüman olmayı bırak, şerefli münafık da olamadınız. Neden mi? Çünkü inanmadığınız şeyleri söylüyorsunuz. Uluorta, arkadan konuşarak attığınız iftira, yolun sonunu gördüğünüz içindir. Size itimat edip konuşturanların dahi nefretini kazandınız. Düşman gördüklerinizin vermediği zararı, kendi sisteminize verdiniz. Fasit daireye girmişsiniz, hata hatayı, kusur kusuru doğuracak. Bu yol çıkmaz sokak. Münafığın tek atımlık kurşunu vardır, o da iftira. İftira atılmaya başladıysa, artık savaşacak güç, atacak kurşun kalmamıştır. Çünkü mert insanlar, yiğitçe savaşır. Nifak sanatında üstadınız sayılan İbni Selul’dan hiç mi ibret almadınız? O da bu yolu denedi ama olmadı. Ey Meczup! Sen iyi bilirsin İbni Selu’ü. Medine halkının gelirlerini Yahudilerle beraber sömüren, servetini yalanla halleden ve en son Medine’nin reisi olmak üzere işleri tıkır tıkır yolunda giderken, bir anda Hz. Peygamber (sav)’in hicreti ile planları alt üst olan bir münafıktı. Hz. Peygamber’in (sav) gelişi, İbni Selul’un bütün hayallerini yıktı. Menfaatleri uğruna her şeyi yapmalıydı. Halkın yanında, halkın sevdiği şeyleri söylüyor, dini değerlere sonsuz hürmet gösteriyordu. Yahudi ve Müşriklerin yanına gidince de, kahkaha atıp, söylediği yalanları, yaptığı ibadetleri anlatıp, alay ediyordu. Ama ateş böceği, yıldızım diye rasathaneyi ne kadar aldatabilir ki? İbni Selul için yolun sonuna gelinmişti. Günden güne ümitleri sönüyor, beklentileri boşa çıkıyordu. Bir sefer sırasında münafıklığı ortaya çıkmış, halkın içinde itibarı düştükçe düşmüştü. İnsanların bu tepkisini ve dikkatini, başka bir konuya çekmeli diye düşündü. Münafık her şeyin bittiğini anlayınca, dikkatleri başka yere çekip, tekrar toparlanmak için iftira silahına sarılır. Kuyuya taş atar, halk çıkarmaya çalışırken, o işlerini halleder. Hz. Peygamber’in (sav) pak zevcesi Hz. Aişe’ye iftira atarak belki toplumda düşen değerini tekrar kazanabilirdi. Ama pederin planı varsa, kaderin de planı var. Her şeyi bilen bir Allah var. Vahiy gelmiş, Hz. Aişe’nin pak olduğunu Allah bildirmişti. İftira attığı müminlerin annesinin adı kıyamete kadar şeref ve izzetle, münafığın ise nefret ve zilletle anılacak. Sn. Meral Akşener için vahiy gelmeyecek, ama yakında olacaklar, iftira atanların münafıklığını, onun da namus abidesi olduğunu haykıracak.

Bir köyün muhtarı kurttan rahatsız olmuş. Köyün itlerini toplamış, kurda pusu kurmuş. Kurdu gören havlasın, saldırabilen saldırsın demiş. Kurt köyden geçerken birden pusudaki itleri salıvermiş. Kurt da ormana kaçmış. Köpekler nefretle kurdu takibe koyulmuş. Bir müddet sonra yorulup, vazgeçip geri dönmüşler. Kurt köpek seslerinin kesildiğini görünce bir kayanın üstüne çıkıp arkasından hiç kesilmeyen ince sesli bir köpeği merak etmiş. Bir de bakmış ki küçük bir köpek yavrusu.Tebessüm ederek, “Ula bir sus bakim! Oğlum kasabın etini aldım, kasap haklı. Fırıncının ekmeğine iliştim, fırıncı haklı. Dön bir arkana bak, kasabın iti, fırıncının iti peşimi bıraktı. Sen camcının eniği değil misin? Ulan ben camcıya ne yaptım ki peşimi bırakmıyorsun.” Ey Meczub! Meral abla sana ne yaptı? Hele bir söyle de…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.