Melih Gökçek’in Bülent Arınç’ı cemaatçi olarak suçlarken hala ‘Fethullah Gülen hocam’ demesi garibinize gitmiyor mu?

 

Herkes karakterinin gereğini yapar diyebilirsiniz…

 

Ama perde gerisinde dönenlerden haberdar iseniz sadece mideniz bulanmakla kalmaz aynı zamanda ortada dönen hinliğe de dikkat kesilirsiniz.

 

Son yerel seçimlerde Melih Gökçek’in son dakikada belediye başkan adayı olduğu pek çok çevre tarafından dile getirilir.

 

Derin siyasi kulislerde ise bu olayın an be an nasıl gerçekleştiği en ince ayrıntısına kadar dillendirilir.

 

Anlatılanlara göre dönemin başbakanı sayın Tayyip Erdoğan Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayını belirlemek için gerçekleştirdiği son toplantıda Melih Gökçek’in meziyetlerini birer-birer sıralar.

 

Melih Gökçek olmasın demenin kırk şeklini ortaya koyduktan sonra usulen ‘Melih aday olsun mu?sorusunu yöneltir.

Bu soru aslında ben kararımı verdim onaylıyormusunuz demektir.

Bu toplantıda yer alan dokuz kişi de başbakanın bu kararını onaylar.

Karar verilmiştir.

Melih Gökçek aday olmayacaktır.

 

İddialara göre ertesi sabah Erdoğan alışılmışın dışında bir şey yapar.

Bir önceki gece Melih Gökçek aday olmasın diye topladığı dar kadroyu tekrar çağırır.

Erdoğan’ın yıllar sonra ‘Ne istedilerse verdik.’ sözü o gün bir kez daha zuhur eder.

Toplantı başladığında Erdoğan’ın gerginliği yüzüne yansır.

Lafı dolandırmadan Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ilgili sıkıntılı bir süreç yaşandığı babında birkaç kelime eder.

Bir gece önceki başbakan gitmiş, sıkıntısı her halinden belli olmasına rağmen Melih Gökçek’in aday olmasını kabullenmiş bir başbakan gelmiştir.

Melih’in adaylığı konusunda ne diyorsunuz demesiyle birlikte toplantıda bulunan herkes bir kez daha aday olması yönünde fikir beyan eder.

 

O gece ne olmuştu?

Siyasette bir gün çok uzun bir süremiydi?

Tayyip Erdoğan gibi bir siyasetçi bir belediye başkan adayı için karizmasını neden çizdiriyordu?

Bir gün önce Melih Gökçek’in aday olmaması yönünde fikir beyan eden hazirun sadece Tayyip Erdoğan’ın işareti üzerine mi fikir değiştirmişti?

 

Kulislerde dolaşan bilgiler olayın bu boyutları hakkında da detayları barındırır.

 

Anlatılanlara göre Melih Gökçek’in adaylığını kati suretle reddeden Erdoğan o gece okyanus ötesinden gelen rica ve dileklere direnememiştir.

 

Henüz cemaat ile satranç tahtasında piyonlar üzerinden kapışan iktidarın zaafları vardır. Ve hala ‘Ne isteseler verebilecek’ kıvamda bir başbakan profili mevcuttur.

 

İşin ilginç yanı o gece okyanus ötesinden aranarak fikri değiştirilen sadece sayın Erdoğan değildir. O toplantıda Melih Gökçek aday olmasın diyen herkes Okyanus ötesinden aranmış ve  fikirlerinin değiştirilmesi sağlanmıştır.

 

İddialara göre Melih Gökçek’in tekrar Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olmasını sağlayan güç okyanus ötesinin kudretli nefesidir.

 

Belediye başkanlığını dahi Okyanus ötesinin himmeti ile elde eden Melih Gökçek’in, Bülent Arınç’ı cemaatçi olmakla itham ederek istifaya davet etmesi Akp içinde yine farklı yorumların doğmasına neden oldu.

 

Bu yorumlardan birincisi Melih Gökçek’in cemaate karşı Tayyip Erdoğan tarafında yer alarak hem Erdoğan’ın gazabından korunmak hem de siyasi varlığını devam ettirmek istemesi şeklinde dile getiriliyor.

 

Kulislerde iddia edilen diğer yorum ise olayın bu kadar basit olmadığı yönünde.

 

Bu kavganın bilinçli ve perde gerisi farklı bir çıkış olduğunda ısrar edenler farklı bilgileri birbirine ekleyerek aşağıdaki düşünceleri seslendiriyor.

 

Tayyip Erdoğan çok değil birkaç yıl önce cemaatin selamı ile gelenlerden bıktığında, Bülent Arınç’ı görevlendirerek Arınç’ın Fethullah Gülen ile görüşmesini ister. İktidarın ‘ Ne isterlerse veririz.’ yıllarında cemaatin isteklerinin belli isimler üzerinden kendilerine iletilmesi hususu Fethullah Gülen’den rica edilir.

 

İddialara göre böyle bir ricanın iletilmesi için görevlendirilen Bülent Arınç’ın cemaatçi olmadığını en iyi bilen kişi Tayyip Erdoğan’dır.

 

Al gülüm ver gülüm yıllarında cemaat ile hükümet arasında adeta bir köprü görevi üstlenen Arınç, Gülen-Erdoğan kavgası başladığında üstlendiği görev neticesinde en çok hırpalanan isim olur.

 

Gülen-Erdoğan kavgasının ateşlendiği ilk günden itibaren Okyanus ötesinin en büyük temennisi Tayyip Erdoğan’ın cemaat paranoyası ve kişiliğindeki agresif tavırlarla kısa sürede hata yapmasıdır.

 

Bir yandan cemaat ile savaşan, öte yandan kurduğu siyasi partide İstanbul il başkanı olmasını istediği siyasetçiyi aday bile yapamayan Erdoğan nihayet cemaatin beklediği hataları peşpeşe sıralar.

 

İşte böyle bir dönemde cemaate olan sempatisini hiçbir zaman gizlemeyen, kendisine has siyasi üslubu ile doğru bildiklerini savunmayı da karakteri sayan Arınç’ın Erdoğan hakkında yaptığı açıklamalar cemaatin beklediği fırsatı yaratır.

 

Erdoğan ilk günün şehveti ile Arınç’ın açıklamalarında taraf olur. Fakat dikkat çeken husus Melih Gökçek’in sahaya inişi ile durumu farkeden Erdoğan’ın kendisini geri çekmesidir. Zira hükümet ile cumhurbaşkanı arasında yaşanan gerilim kontrolden çıkmış ve cemaatin istediği ortam oluşmuştur.

 

İddialara göre Bülent abi kendisine göre doğru bildiklerini söylemiştir. Erdoğan kurduğu partinin kontrolünden çıkmasını hazmedememektedir. Ahmet Davutoğlu’nun adı ise Ahmet Akbulut’a çıkmıştır.

 

Hele Tayyip Erdoğan ile bir önceki kapışmalarında istifanın eşiğinden dönen Arınç gibi etkili bir isim cemaat için kaçırılmayacak fırsat olur.

 

İddia edildiğine göre cemaat, Akp’nin bu badireli günlerinde himmeti ile belediye başkanı yaptığı Melih Gökçek’i meydana sürer.

 

Arınç’a karşı çıkışıyla Erdoğan’ın kurmayları arasında yerini almayı hedefleyen Gökçek aynı zamanda Akp içinde büyük bir kavgayı da ateşlemiş olacak ve görev ifa şartını yerine getirecektir.

 

Bir yandan Erdoğan’a yaranmayı, diğer yandan oğlunu ve kadrolarını Akp içerisinde etkin yerlere taşımayı amaçlayan Melih Gökçek’in aslında tüm bu hamleleri gizli bir niyet dahilinde yaptığına inananlar işte bu yorumlarla Gökçek’in bir cemaat operasyonu olduğunu iddia etmektedir.

 

Kulislerde dolaşan bu iddiaların hangisinin doğru olduğunu elbette zaman gösterecek.

 

Fakat ekranlarda alışık olmadığımız şekilde her uzanan mikrofona görüşlerini beyan eden Akp milletvekillerinin varlığı da bu kavganın daha çok uzayacağının ve cemaatin karşı olduğu Akp’nin erimeye devam edeceğinin alameti olsa gerek.

 

 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.