Zaman yazarından çarpıcı Arınç analizi: Bu daha başlangıç..

İŞTE MUSTAFA ÜNAL'IN YAZISI


AK Parti için 'yeni bir durum' bu. Eğer doğru tespit yapamazsa pozisyon almakta zorlanır. Açığa düşer.


Rakibi CHP klasik duruşunu ve geleneksel üslubunu değiştirdi. Son iki örnek bunun kanıtı. Başörtülü milletvekilleri konusunda CHP'nin direnişi bekleniyordu. Parti yönetimi 'kavga edelim, Ecevit gibi yapalım' diyen radikal unsurları geriletti. Ve Genel Kurul'a giren başörtülü milletvekillerini olgunlukla karşıladı. Parti adına konuşan Muharrem İnce'nin sesi yine yüksekti ama sözü yeniydi. Eski ezberden eser yoktu. Ne laiklik, ne cumhuriyet ne de rejim, tehlike ve tehdit kelimelerini kullandı.


AK Parti cevap vermekte zorlandı. Kürsüye çıkacak konuşmacıyı değiştirmek zorunda kaldı.


Karma öğrenci evlerinde de aynı manzara yaşandı. Eskiden olsaydı CHP üzerine atlar, özgürlük ve çağdaşlık kavramlarını kullanır, kız ve erkeklerin birlikte kaldığı öğrenci evlerini savunan parti durumuna düşerdi. Parti yönetimi ölçülü tepki verdi. Kılıçdaroğlu açıkça 'Oyunu fark ettik. Tuzağa düşmedik. Karma evlere biz de karşıyız.' dedi. AK Parti için karma evleri sahiplenen CHP'ye cevap vermek çok kolaydı. "Bunlar zaten eskiden beri komün hayatını istiyor." der geçerdi. Bunun sokaktaki insanda karşılığı da vardı.


AK Parti bugüne kadar siyaset içi siyaset dışı rakibiyle -buna düşmanıyla da diyebilirsiniz- mücadele ederek var olan ve büyüyen parti. Askeri vesayet ve onun siyasi uzantılarına karşı mücadele kolay değildi şüphesiz, fark ortaya koydu, kendinden öncekiler gibi yapmadı, Erdoğan'ın liderliğinde cesur ve dik duruşuyla kazanmasını bildi. Artık yeni durum söz konusu. Ne askeri vesayet kaldı ne de CHP eski durduğu yerde. Katı ideolojinin yerini yeni siyaset aldı. Aşinası olduğumuz cephe mücadelesi yok. AK Parti yeni hale uyum sağlayabilecek mi? AK Parti her açıdan son derece enerjik ve dinamik bir parti. Motivasyonu çok yüksek. Mücadele ve kavga yanlısı. Siyasi anlamda elbette.


Karşı tarafa harcanamayan 'enerji' içeride patlamalara, depremlere sebep olur mu? İçerisini mahalle olarak da genişletebilirsiniz. Dışarıdakiyle mücadele partiyi büyütür, içerideki mücadele bünyeyi çürütür. AK Parti'nin böyle risk altında olduğunu düşünürken Bülent Arınç olayı patladı.


'Olay' diyorum çünkü derin bir krize dönüşmedi. Dönüşme ihtimali de zayıf. Bir tatsızlık olduğu muhakkak. Son yaşanan bir iletişim kazası. Ağır bir kaza elbette. Başbakan Erdoğan ile Yardımcısı Bülent Arınç'ın farklı düşündüğü çok oldu. Şike konusu bunlardan biri. Hatırlıyorsunuz, Arınç 'yutkunmak' zorunda kaldı.


Arınç yine 12 Eylül'de Diyarbakır'da yaşanan insanlık dışı uygulamaları anlatırken 'Ben de olsam dağa çıkardım.' dedi. Bunu dağa çıkışlara meşruiyet sağlamak için değil, zulme tepki için söylediği ortadaydı. Arınç siyasi çizgisi belli bir isim. Erdoğan sert tepki gösterdi. Kamuoyu önünde yardımcısını zor durumda bıraktı. Gezi olayında yaşananları da hatırlamak lazım. Başbakanlığa vekalet eden Arınç, Gezi Parkı'nda başlayan yangını söndürmek için yumuşak üslup sergiledi. 'Özür dilemeye' kapı aralamıştı. Arınç'ın üslubunu Başbakan Erdoğan benimsemedi. Ve çok keskin tavır sergiledi. İkilinin farklı düşündüğü başka örnekler de sıralanabilir.


Karma evlerle ilgili son olayı biliyorsunuz. Arınç, medyanın karşısına çıkarken korktuğunu ve soruları cevaplandırırken çok dikkatli davrandığını söylemişti. Bakanlar Kurulu sonrası o soru bekleniyordu. Ülkenin gündemi olmuş bir konuda hazırlıksız yakalandığını söylemek zor. Bir işaret almadan "Yok öyle bir şey, asparagas..." diyeceğine pek ihtimal vermiyorum.

 

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

 

Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.