Verilen Sözde Durmamak -Lütfü Şahsuvaroğlu

 MHP bütün bilbordları doldurmuştu hatırlarsanız.

10 Temmuz’da kongreye davet etti halkımızı.
Sadece delegeleri mi?
Elbette halkımızı…
Zira o kadar afiş boşuna mıydı?
Ne yazıyordu o afişlerde?
“Ne Ülkünden 
Ne Ülkenden 
Vazgeçme
10 Temmuz 2016
Yer. Ankara/Arena Kapalı Spor Salonu
Saat: 10”
Hani Türkçe’si bozuk diye bir yazı yazmıştık o afişler asıldığında ya…
Artık Türkçe’sinde değiliz de bari verilen sözde durulsaydı diyeceğiz.
Yiğit olan verdiği sözde durur.
Ülkücülüğün mümeyyiz vasfı verdiği sözde durmaktır.
Randevu verilen yere zamanında gitmektir.
12 Eylül öncesiydi.
Her gün yüzlerce olay meydana gelir, onlarca vatan evladı toprağa verilirdi.
Pusular, kalleşlikler, suikastlar, cinayetler, toplu gösteriler, baskınlar…
O demlerde bile ülkücü verdiği sözde mutlaka dururdu.
Dergideyiz. Ocak genel merkezi ise yakında.
Telefonla nöbetçi arkadaşı şaşırtmak istiyoruz.
Genel merkez yönetiminden nöbetçi arkadaş şimdi akademisyen olan bir arkadaşımız.
“Ocak mı orası?
Evet Ülkü Ocakları Genel Merkezi.
Yapma ya…
Evet, buyrun!”
Arkadaşımız o kadar resmî ve ocağın temsili noktasında o kadar hassas ki sormayın.
Bu saf ve tertemiz yüreği biraz heyecanlandırmak istedik.
“O zaman bize bir ocak gönderin. Çay demleyeceğiz de..”
Filan gibi laflarla takıldık.
Sevgili dostumuz bizi komünist sanıp öfkelendi.
Biz de üzerine gittik.
“Yiğitsen gel o zaman Demirtepe Köprüsü’nün üzerine…
Sonra dergiden kalkıp ocağa seğirttik.
Köprüden geçerken baktık sevgili ülküdaşımız geziniyor orada.
Ne yapıyorsun, hayırdır?
Komünistlerle randevulaştık, onları bekliyorum.
Çok beklersin sen…”
Sonra ocakta şakalaşmalar…
Espri bir yana gerçekten sonu ne olursa olsun ülkücü verdiği sözde duran adamdır.
Mayamızın umdelerini saymıştık bir yazımızda:
Samimiyet
Mesuliyet
Merhamet
Sadakat
Vefakarlık
Fedakarlık
Cesaret-mertlik
Hürmet
Hikmet
İrfan
Bilgelik
Aşk
Bu on iki burcumuzun harcı aşkla karılmıştır. Hemen her      burçta, her hisarı teşkil eden yapıda o harcın hamuru vardır. Aşk olmazsa olmaz.
İşte o aşkın şifresi; emanete hıyanet etmemek, emaneti ehline vermek, hükmettiğin zaman adaletle hükmetmek, Allah’a şirk koşmamak ve O’ndan başkasından da korkmamak ve ahlâkı tamamlamak yolundan asla ve ka’a alıkonmamak…
Bunları bir insan verdiği sözde durmakla yapar.
Verdiği söz bir mümin için elbette ki evrenin yaratılışındaki verdiği sözdür.

Aşk adlı rubaimizde ne yazmıştık:
Âşinâdır bizge her dem cihân-ı âhir perest
Hâlimizden bilmeyendir zâhid-i zâhir perest
Etmezem ikrâh etimden sabah akşam yerse de
Müfterî hoşgörmemiz kim ta yazar rûz-i elest
İşte ta ruz-i eleste, elest bezminde verdiğimiz sözü tutmakla mükellefiz Müslümanlar olarak.
Bundan imtina edebilir miyiz?
Edemeyiz…
Hiçbir ülkücü edemez.
Onların başkanı nasıl olur da verdiği bir sözde durmaz?
Sen bir kongre randevusu veriyorsun ve verdiğin sözde durmuyorsun…
Koca koca afişler yaptırıyor ve her tarafa astırıyorsun.
Milyonlarca lira bunun için harcanıyor…
Bu cemiyet bu dernek bu asil camia kanını satarak meydanları doldurdu. Kanını satarak bu hareketin hizmetine koştu. 
Koymadı mı?
Şimdi yalandan koltuklar hiçbir şeye yaramayan saltanatlar yüzünden insan verdiği sözden döner mi?
İnsan olan verdiği sözden döner mi?
Hele bu bir ülkücü olsun…
Dolayısıyla bu iş burada kapanmış, her şey ama her şey herkes için malum olmuştur.

Yerlilik ve Millilik

Öteden beri yerlilik ve millilik kavramları en fazla iğdiş edilen kavramlar arasına girdi.
Hani böyle iğdiş edilen kavramlarımız vardı ya bolca: vatan, millet, Sakarya gibi…
Dava gibi…
Derin Devlet gibi…
Demokrasi gibi…
Sivilleşmek gibi…
Açılım gibi…
Çözüm süreci gibi…
Barış gibi…
Liberalleşme gibi…
İmam Hatipli gibi…
Benim başörtülü bacım gibi…
Hocaefendimiz gibi…
Hizmet gibi…
Mahallemizin çocuğu gibi…
Bunları uzatmak mümkün.
Çok değer verilen, kutsallaştırılan her kavramı bunların arasına katabilirsiniz de dilim varmıyor bazılarına…
Şimdi bunlar arasına millilik ve yerlilik de girdi.
Hakan Albayrak yazdı epey…
Bence de artık yerlilik ve millilik –ki bu konu üzerinde Muhsin Yazıcıoğlu ile ta 70’li yıllardan yani BBP’den sonra değil ondan önce de kafa yorup durmuştuk- gibi kavramlar iğdiş edilip çöpe atıldı.
Faşizmi hatırlatıyor nedense?..
“Bunların arkasına saklanıp yine birisi milleti kazıklayacak” diyor içinizden bir ses…

RUBAİ

Dürüstlük
Yıkılmaz bir kal’a, bir burç hayâl ederdik seni
Melânet sistemde bir tunç hayâl ederdik seni
Neden yıktın büsbütün îtimat denen surları
Dürüstlük timsâli bir genç hayâl ederdik seni

KAYNAK: GazeteVahdet
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.