Ümit Zileli yazdı: AKP’yi sandıkta devirmenin formülünü açıklıyorum

Yılbaşı gongu vurduğu andan itibaren geri sayım başladı...

Ancak bu geri sayım yalnızca 2015 seçimleri için değil, aynı zamanda Ülkenin, Cumhuriyetin geleceği için yapılıyor!. AKP’nin, Haziran ayında yapılacak seçimlerden bir kez daha tek başına iktidar çıkması, zaten büyük ölçüde yıpratılmış, kurumları tutsak alınmış Cumhuriyetin tamamen rafa kaldırılması anlamına geliyor... İşin hazin tarafı, ülkeye yön verdiklerini iddia edenler bu amacı artık saklamıyor bile!..

Geçen yazımda belirttiğim gibi; ülkenin görünür gelecekte “özerklik” adı altında en az ikiye bölünmesi, Abdullah Öcalan’ın serbest kalması artık kanıksanmış, hatta beklenen sıradan olgular durumuna getirildi!.. Başkanlık sistemi fiilen başlatıldı bile... Seçimlerden sonra “Başkan’ın” emriyle ordunun sınır ötesi operasyonlarda kullanılmasının sıradan bir duruma indirgeneceği de ortada... 2015’in Ermenilerin 100 yıllık düşü olan toprak taleplerinin en şiddetli şekilde dayatılacağı bir yıl olacağını da unutmayın!..

Kısacası, seçimlerde bu yönetimden kurtulup, Cumhuriyetin yeniden inşasını başaracak bir iktidarın yolu açılamazsa, “olmadı, artık bir dahaki sefere” diyebileceğimiz bir zaman yok, kalmadı!.. Ancak, bu hükümeti yolcu edip, çoğunluğu alabilecek ve “Kürt çözümü” dahil, sorunları çözmeye muktedir bir iktidarı kurabilecek bir güç mevcut:

CUMHURİYETÇİ CEPHE!..

 

Gelin bunu nasıl başarabileceğimizi tartışalım...

Ama önce yakın tarihe bir bakalım: Tarih gösteriyor ki, Cumhuriyetçilerin, yurtsever sol ve millici çevrelerin, emperyal güçlerin güdümündeki hükümetlere karşı yaptıkları ittifaklar büyük başarılar kazandı... Bu gerçeği kavrayan emperyal efendiler ve piyonları, tüm güçleriyle bu tür birliktelikleri yıkmaya çalıştılar. Çoğu kez başarılı da oldular!..

Bir kaç örneğe göz atarak, bu çıplak gerçeği görebiliriz: İspanya’da 1936’da General Franko’nun’da içinde yar aldığı Faşist Blok’a karşı Sosyal Demokratların, Cumhuriyetçilerin ve Komünistlerin oluşturduğu Halk Cephesi oyların yüzde 47’3’ünü alarak iktidara geldi. Yine 1936’da Fransa’da Halk Cephesi, hem de faşizm Avrupa’da yükselişteyken yüzde 57 oyla ezici bir zafer kazandı.. 1970’te Şili’de Salvador Allende, ABD’nin tüm gücüyle desteklediği aşırı sağcı aday karşısında, sol ve cumhuriyetçi ittifakın oylarıyla kıl payı da olsa devlet başkanlığını kazandı.. İtalya’da, merkez sol partilerin bir araya geldiği ve cumhuriyetçi, ilerici İtalyanların desteklediği, Prodi liderliğindeki “Zeytin Dalı” ittifakı, 2006’da yıkılmaz denilen Berlusconi iktidarını devirdi!..

Tabii, tersi örnekler de var... En acı örneği vermekle yetinelim: Almanya’da 1924-1932 arasında yapılan dört seçimde Sosyal Demokratların, Sosyalistlerin ve Komünistlerin oylarının toplamı, Hitler’in Nazi Partisi’ni bir kaşık suda boğmaya yetiyordu. Ancak bir türlü bir araya gelemediler. 1924’te yüzde 6.5, 1928’de yüzde 2.6 oy toplayabilen Nazi’lerin 1937’deki oy oranı yüzde 37.4’e ulaşmıştı. Eğer o tarihte bile ittifak yapsalar yine iktidarı alabiliyorlardı. Yapmadılar!.  Bir yıl sonra, 1933’te yapılan seçimlerde Hitler yüzde 43.9’la iktidara geldi. Bu tarih diğer partilerin ve Almanya’nın felaketini ilan ediyordu.. Tabii , 6 yıl sonra başlayacak ve 65 milyon insanın can vereceği 2. Dünya savaşını da...

-O savaşta başta Sosyal demokratlar olmak üzere, o partilerin de payı çok büyüktü!..

Aslına bakarsanız, o kadar uzaklara gitmeye de gerek yok, en can alıcı örnek kendi ülkemizde; Cumhuriyetçiler, 1994 Belediye seçimlerinde öylesine bölündüler, öylesine boğazlaştılar ki, hiç akla gelmeyen şey gerçekleşti, Recep Tayyip Erdoğan yüzde 25 oyla İstanbul iktidarına uzandı!.. 8 yıl sonra da ABD’nin engin desteğiyle Türkiye’nin iktidarına uzanacaktı!..

                                  * * *

Yukarıdaki örnekler, bize çok net bir şeyi anlatıyor...

Emperyal güçlerin desteklediği iktidarları yenilgiye uğratmanın biricik yolu, en büyük fedakarlıkları dahi göze alarak ittifak yapmaktan geçiyor!.. Ve, Cumhuriyetçi Cephe’nin böyle bir gücü ve dolayısıyla çok büyük şansı var...

Öncelikle şunu görmemiz gerekiyor; şu anda, mevcut durumda AKP’nin önüne geçme olasılığı bulunmuyor. Anketler de bunu gösteriyor: AKP yüzde 37-40 bandında, CHP yüzde 23-27 bandında, MHP ise yüzde 13-15 bandında seyrediyor. HDP ise ancak bağımsız adaylarla kazandığı vekillerle grup kurabiliyor, yüzde 7 civarı.. Son seçimlere bakacak olursanız, yaklaşık 10 milyon insanın sandığa gitmediği görülüyor. Ve bunların içinden AKP’ye oy çıkacağını sanmıyorum. Üstelik bu rakam Cumhurbaşkanlığı seçiminde 15 milyona çıkmıştı!..

Bu tablodan gayet net anlaşılacağı üzere, AKP’yi sandıkta bu şekilde devirme olasılığı yok denecek kadar zayıf. Peki, ne yapmalı?. Bu ünlü sorunun yanıtı gayet açık değil mi?.

-İttifak!..

10-15 milyon kişinin sandığa gitmediği, yine milyonlarca oyun baraj nedeniyle çöpe gittiği ve iktidar partisinin hiç hakketmediği sandalyeler kazandığı bu açmazı ancak böyle kırabiliriz. Çünkü halka güven verecek bir ittifak AKP’nin oylarını dramatik şekilde geriye de çekecektir.

Bu ittifakın başını doğal olarak CHP’nin çekmesi gerekiyor. Kendisine Cumhuriyetçi, solcu, ulusalcı, millici, sosyal demokrat diyen herkesi, her partiyi kucaklayacak bir politikayı, hiçbir komplekse kapılmadan oluşturması gereken güç CHP’dir... Bu ittifakın anayasası ise çok uzun değil, bir kaç sözcükle oluşturulabilir:

- Cumhuriyetçi Cephe’ye Cumhuriyeti savunan herkes katılabilir... İttifak görüşmelerini sabote etmeye kalkan ise anında tasfiye edilir...

Anayasa bu kadar. halka ilan edilecek bir “Temel Programa” da ihtiyaç var. Buna, halkın güvenini kazanacak bir “sözler manzumesi” de diyebiliriz:

1-Bu ittifakın oluşturacağı iktidar, ülkenin bölünme sürecine dur diyecek, Kürt sorunu tüm yurttaşların katılacağı, tüm milliyetlerin onuru gözetilerek barış ve kardeşlik temelinde çözülecektir.

2-Yolsuzluk ve hırsızlıklar sonuna dek takip edilecek, yasadışı servetler Hazine’ye aktarılacak, sorumlular en ağır şekilde cezalandırılacaktır. “Nereden buldun?” yasası, akraba- eş-dost dahil olmak üzere geniş tutulacaktır.

3-Derhal üretim ekonomisine geçilecek, tarım-turizm-tekstil gibi ülkenin motor gücü olabilecek sanayiler teşvik ve destekle ayağa kaldırılacaktır.

4- Ahlak dışı metotlarla özelleştirildiği saptanan tüm milli servetler özüne kavuşturulacaktır.

5- Milli eğitim bütünüyle yeniden ele alınacak, çocukların ve gençlerin dinsel istismarı ve gerici tüm programlar iptal edilecektir.

6- Kuvvetler ayrılığı ilkesi tüm anayasal güvencesiyle yeniden hayata geçirilecek, Yargı bir daha geri dönülmemecesine bağımsız yapıya kavuşturulacaktır.

Sanıyorum ilerici, Cumhuriyetçi bir ittifak öncelikle bu maddelerin yaşama geçirilmesini isteyecektir. Böyle bir ittifak, aritmetik değil geometrik şekilde çoğunluğa ulaşır ve kazanır diye düşünüyorum. Çünkü bu tür ittifaklar yarattığı coşku ve heyecan oranında oyunu artırır.

Zaman çok az, ama neler yapılacağı, nasıl yapılacağı ortada. Önemli olan tek şey ise İRADE!.. CHP bu ittifakı gerçekleştirebildiği takdirde hem halkın güvenini hem de iktidarı kazanır.

CHP, böyle bir ittifakın içinde olmazsa ne olur?. Kötü olur!.. İttifakın çok önemli bir ayağı dışarda kalmış olur.. Ancak CHP, dışarda kalarak, geçen seçimde aldığı yüzde 26 oyu görebilir mi?. Hiç sanmıyorum!.. Bu ittifak ise yine kurulur, yine halka gider, yine programını açıklar ve barajın çok üstünde bir oy oranıyla TBMM’ye girer. Dışarda kalanlara ise ne olur, bilemem... Onlar için ancak, Nietzsche’nin o müthiş özdeyişini anımsatabilirim:

-Korkarak yaşayanlar, hayatı yalnızca seyrederler!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.