Taha Akyol Hayrettin Karaman'ın Tezlerini Çürüttü

Büyük din âlimi Elmalılı Hamdi Efendi, “milli hâkimiyet hilafetten üstündür” diye makale yayınladığını belirten Taha Akyol, 'Sultan Abdülhamid Meclis’i açış nutkunda, hangi dinden olursa olsun, vatandaşların eşitliğini ve “tek kanun” (hukuk birliği) fikrini vurgulamıştı. Osmanlı tecrübesi, eşit vatandaşlık ve halk hâkimiyeti fikirlerinin İslam’la bağdaşır olduğunun ispatıdır.' diye yazdı.

İŞTE TAHA AKYOL'UN BUGÜNKÜ YAZISI...

Karaman’a tarihçi eleştirisi

İKTİDARI destekleyen fıkıh bilgini Hayrettin Karaman’a yönelik çok önemli bir eleştirinin iktidar yanlısı Sabah gazetesinde yayınlanmış olması ilginçtir.

Daha önemlisi, bu eleştiriyi Şükrü Hanioğlu gibi dünya akademiyasında saygın bir tarihçimizin yazmasıdır. Hanioğlu, isim vermeden Karaman’ın demokrasiyi ve eşit vatandaşlığı İslam’a aykırı gören düşüncelerini Sabah’taki yazısında eleştirdi.
Karaman’ın bu görüşlerini bu sütunda ben de eleştirmiştim. Fakat Hanioğlu’nun eleştirisi bilhassa önemlidir elbette.

KARAMAN’IN TEZLERİ

Sayın Hayrettin Karaman’ın görüşlerini burada özetlemek bile mümkün değil. Ben sadece eşit vatandaşlık ve demokrasi konusundaki yazılarından birkaç cümle aktaracağım:
“Demokrasilerde dinli ile dinsiz, eşcinsel olan ve olmayan, dinin ahlak ve hükümlerine itaat eden ve etmeyen her kişi; eşit değer, durum ve haklara sahip olarak bir arada yaşarlar. ‘Eşit değer, durum haklar’ da Batı tipi demokrasinin İslam’la bağdaşmaz oluşunun bir başka delilidir.” (Yeni Şafak, 29 Mayıs 2014)
Hanioğlu, böyle bir İslam yorumunun “yeni bir hiyerarşi” ve toplumda “hâkim-mahkûm ilişkisi” yaratacağına dikkat çekiyor. Meşrutiyet İslamcılarının “eşit vatandaşlık” fikrini savunduğunu örneklerle ortaya koyuyor. Böyle bir anlayışın “Osmanlı tasavvurunun fazla gerisinde” olduğunu belirtiyor.

EŞİT VATANDAŞLIK

Eşit vatandaşlık ve milli hâkimiyet öteden beri benim de çok önemsediğim temel ilkelerdir. Bu açıdan Hanioğlu’nun yazısı bilhassa önemlidir.
Çağımızda iki temel felsefi ilke olmazsa olmazdır: Bir, kişilerin hak ve özgürlükleri bakımından “eşit vatandaşlık” ilkesi... İki, siyasi sistemin meşruiyeti bakımından “halk hâkimiyeti, milli hâkimiyet” ilkesi...
Bunlar olmadan bırakın demokrasiyi, barışık bir toplum bile olamaz.
Sayın Karaman, bu iki kavramın da İslami olmadığını, ancak Müslümanların “tahammül” etmesi gerektiğini yazıyor.
Klasik fıkıh kitapları açısından böyle görülebilir fakat bir de İslam’ın yaşadığı ve yaşamakta olduğu tecrübe var. Tarih ve sosyoloji bu tecrübenin dikkatle incelenmesini gerektirir.

OSMANLI TECRÜBESİ

Nitekim Osmanlı’da Cevdet Paşa, Müslümanlarla Hıristiyanların eşit olarak aynı kanuna ve aynı yargıya bağlı olmaları için laik nitelikli Nizamiye mahkemelerini kurmuş, Mecelle’yi bunun için yazmıştı.
Meşrutiyet İslamcıları, mesela büyük din âlimi Elmalılı Hamdi Efendi, “milli hâkimiyet hilafetten üstündür” diye makale yayınlamıştı, hem de 1912 yılında...
Sultan Abdülhamid Meclis’i açış nutkunda, hangi dinden olursa olsun, vatandaşların eşitliğini ve “tek kanun” (hukuk birliği) fikrini vurgulamıştı.
Osmanlı tecrübesi, eşit vatandaşlık ve halk hâkimiyeti fikirlerinin İslam’la bağdaşır olduğunun ispatıdır.

‘ENTELEKTÜEL BOŞLUK’

Fakat Prof. Hanioğlu’nun belirttiği gibi, bu büyük tecrübe Cumhuriyet döneminde unutuldu, bu yüzden bir “entelektüel boşluk” meydana geldi. Bugün bu temel ilkeler İslam’a aykırı sayılıyorsa, bu büyük tecrübe yeterince incelenmediği içindir.
Şöyle diyor Hanioğlu:
“İslam’ın çoğulculuk, demokrasi ve liberal vatandaşlık anlayışıyla bağdaşmayacağını savunan yaklaşımın revaç bulması, entelektüel alandaki boşluğun derinliğini ortaya koymaktadır.”
Bu çağda bireylerin hayat tarzını ve siyasi haklarını din ayrımı yaparak düzenlemek mümkün müdür?! Mesela, Tanzimat öncesindeki “zımmi" statüsüne benzer bir eşitsiz ilişkiler zemini üzerine, siyasi bir düzen kurmak mümkün müdür?!
Çağımızda özgürlükçü demokratik, laik, sosyal hukuk devletinden başka yol yoktur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.