Sultanlık korku ve tehdide dayalı bir idaredir. Oysa Cumhuriyet, fazilettir.

Can Dündar cumhuriyet gazetesindeki köşesinde "Küçük madenlerde işveren fazla kâr uğruna iş güvenliğine yatırım yapmıyor. Hepsi kapatılmalı. İçim yanıyor." diyen Çalışma Bakanı'nın bu cümlelerine 'sen kendine bak' demezler mi diyerek karşılık veriyor.

29 Ekim günü Karaman'ın Ermenek ilçesindeki madende sular altında mahsur kalan 18 işçi için çalışmalar halen devam ediyor.

Cumhuriyetimizin 91. yılı resepsiyonunu şanına yakaşır 'şatafatlı Ak Saray'ın açılışı bu acı olaydan ötürü iptal edildi.

Dündar "Yemeği ocakta yiyin" baskısının yol açtığı facia yüzünden Ak Saray'da ziyafet çekmek kısmet olmuyor. diyerek tepkisini dile getiriyor.

Babanzade'nin kitabından örneklerle ülkenin benzer yönlerini karşılaştırıyor.

İşte Can Dündar'ın yazısından o bölüm:

Babanzade'nin kitabından devam edelim. Fransız düşünürü Montesquieu'ye atıf yaptığı bir bölümde diyor ki:

"Kavimler başlangıçta bir tek kişinin gücüne bağlıydılar -ki buna ‘despotizm' denir. Daha sonraları ise yalnız kendi yaptıkları yasalara uydular -ki buna ‘cumhuriyetdenir."

Gazi, 115. sayfadaki bu cümleleri de işaretlemiş.

Birkaç sayfa sonra şu satırların altını çizmiş:

"Cumhuriyet ve demokrasileri yaşatan genel kural, siyasal fazilettir."

14 Ekim 1925'teki İzmir ziyaretinde bu cümleyi kullanmış:

"Sultanlık korku ve tehdide dayalı bir idaredir. Oysa Cumhuriyet, fazilettir."

Ocak göçtüğünde, iskele çöktüğünde, asansör düştüğünde işverene parmak sallamak, isyan edeni tekmeleyip tokatlamak, despotik rejimlerin işidir.

Cumhuriyet ise, faziletle ve kanun hâkimiyetiyle yürür. Kural koyar, denetler, önlem alır. Beceremeyen, faziletle istifa eder.
Sultan özentilerinin anlayamadığı bu…

Adalet, hakkaniyet, hürriyet kalmayınca, fazilet, maden suları altında kalınca, memlekette büyüme oluyor; kalkınma olmuyor.
İstikrar oluyor; huzur olmuyor.

Saray oluyor; kutlamak nasip olmuyor.

Yemeği ocakta yiyin” baskısının yol açtığı facia yüzünden Ak Saray’da ziyafet çekmek kısmet olmuyor.

Aynı günden iki haber:

Türkiye'de 1 milyar doların üzerinde serveti olan aile sayısı 10 yılda 24'ten 57'ye çıktı.

Aynı Türkiye, ölümlü iş kazalarında Avrupa'da 1., dünyada 3. sıraya çıktı.

Anlamı şu:

Ölerek, öldürerek zenginleştiriyoruz.

Kölelik düzeninde, enkaz üzerinde bir servet büyütüyoruz.

Ve Erdoğan, 29 Ekim konuşmasında, "Türkiye Cumhuriyeti, 77 milyonun cumhuriyetidir. Her bir ferdi bilaistisna bu cumhuriyetin öz evladıdır" diyor.

Öyle hissedip hissetmediklerini, göçmüş madenlerin, çökmüş inşaatların, yere çakılmış asansörlerin yetimlerine, dullarına sormak lazım.

Biz yine Babanzade'nin kitabından, altı çizilmiş bir cümleyle bitirelim:

"Zorba hükümetler, ne şekilde olursa olsun, payidar olamaz, ayakta kalamazlar."

Yazının tamamı için tıklayınız...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.