Süleyman Şah’tan çekilmek ve kafa karıştıran sorular

Süleyman Şah Türbesi’nden geri çekilmenin detayları ortaya çıktıkça, kafa karışıklığı daha da artıyor.   

Türbeye hiçbir saldırı olmamış ama hükümet “Saldırı olursa yeni bir Musul Konsolosluğu vakası yaşanır” kaygısı ile vatan toprağını terk etmiş.   

Bu ciddi bir sorun…  

Hükümet, yaşadığı her olayı bir travmaya dönüştürüyor.   

Gezi ve Kobani olayları travması nedeniyle İç Güvenlik Paketi…  

17/25 Aralık travması sebebiyle yargı ve emniyeti meflûç eden uygulamalar…  

Şimdi de ‘Musul’ travmasıyla hareket ederek, 94 yıldır dalgalanan Türk bayrağını indirip, türbeyi havaya uçurup, vatan toprağını terk etmek!   

Suriye politikamız hızla sallanan sarkaç misali, aşırı uçlar arasında gidip geliyor.  

Oysa istikrar ve dengeli politikalar için sarkacın sabitlenmesi gerekir…  

Sanduka mı önemli toprak mı?  

Kafa karıştıran bir diğer husus; hadi herhangi bir saldırıya karşı 2 aydır değiştiremediğiniz 44 bordo bereli askeri geri çektiniz, peki sandukaları neden taşıdınız?  

Bayrağı neden indirdiniz? Türbeyi neden havaya uçurdunuz?  

Süleyman Şah Saygı Karakolu ve Türk topraklarını en azından havadan korumaya devam edebilirdiniz.  

Diyelim çatışma riskini göze almayıp geri çekildiniz. Peki, Suriye sınırımıza yakın yeni bir karakol alanı belirlemek ve “yeni türbe” inşa etmek neden?  

Bu “toprak değişimi” kalıcı değilse, şartlar düzeldiğinde bu karakolu da yıkıp, eski yerine yenisini inşa edip sandukaları da geri mi götüreceksiniz?
 
Hükümet tepkileri törpülemek için “Sandukalar neredeyse, Türk toprağı orasıdır” algısı oluşturmaya çalışıyor. 

Korunması gereken sandukalar mı, vatan toprağı mı birbirine karışmış gibi gözüküyor.   

Hükümetin tek hesabı olabilir!  

Terk edilen Saygı Karakolu’nun alanı kadar bir toprak parçasını yine Suriye toprakları içerisinde Eşme’de belirleyerek, “yurtdışındaki tek Türk toprağını mekân olarak terk etsek de alan olarak terk etmedik” mesajı verilmeye çalışılıyor.   

Türbe alanının boşaltılıp, sandukaların taşınmasının akla yatkın tek bir izahı olabilir…  

Hükümet, Suriye’de istikrarın yakın ya da orta vadede sağlanacağına dair umuda sahip değil.   

Süleyman Şah Türbesi’nin olduğu bölgeye IŞİD’in, türbe ile sınırımız arasındaki bölgeye de PYD’nin hâkim olmasından kaygı duyuluyor.   

Böyle bir durumda bölgeye asker sevki ve lojistik destek için, önce PYD Kürt Yönetimi’nden sonra da IŞİD yönetiminden izin alınması gerekecek.   


Tabii PYD ve IŞİD’in de Ankara ve Lozan Antlaşması’nı tanımaları şartıyla…   

Hükümet, bu tarz muhtemel sorunlarla karşı karşıya kalmamak için “türbe” alanını kalıcı olarak sınırımıza çekti.   

Suriye’de yaşanan istikrarsızlık ne kadar uzarsa uzasın, olumsuz etkileri en düşük seviyeye indirgendi.   

Asker ve lojistik sevkiyatı güvenli şekilde gerçekleştirilebilecek ve etkin savunma yapılabilecek…  

İç ve dış hukukta sorunlar çıkar  

Ancak bu amaçla bile olsa kafa karıştıran sorular azalmıyor, artıyor.   

Çok taraflı bir uluslararası anlaşma olan Lozan, Süleyman Şah’ın kabrinin bulunduğu Caber Kalesi’nin Türkiye toprağı olduğunu teyit ediyor.   

1973’te “nakl-i kubur” ile sandukaların bugünkü Saygı Karakolu’na taşınması da Suriye devleti ile varılan karşılıklı bir uzlaşmanın neticesi.   

Türkiye, bu kez “oldubitti” ile ileride diplomatik ve hukuki sorunlara neden olabilecek tek yanlı adım atıyor.   

Üstelik “vatan toprağına yer değiştirme” kararı, Meclis onayı olmadan hayata geçiriliyor.   

Uluslararası meşruiyet gibi iç hukuk ve kamuoyu desteğinden de yoksun.  

PYD ve IŞİD ile varıldığı iddia edilen “gizli mutabakat” iddiaları da var ki, bölgenin geleceğine etkileri üzerinde ayrıca değerlendirmeler yapılmalı. 
 
Sonuç olarak, “Türbeye yer değiştirme” kararı, diplomatik ve hukuki sonuçları itibarıyla çok baş ağrıtabilir.

ERHAN BAŞYURT

BUGÜN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.