Ses kayıtların\'dan Müteahhit LOBİSİ olduğu anlaşılıyor

Radikal Gazetesi Yazarı Cüneyt Özdemir bugünki yazısında intenete düşen ses kayıtları sonrası bir 'Müteahhit Lobisi'nin var olduğunu anlattı.

İşte Cüneyt Özdemir'in Müteahhit lobisi başlıklı yazısı...

İnternete sızdırılan fezleke, fotoğrafları ile tapesi ile ses kayıtları ile dört
dörtlük bir 'Müteahhit Lobisi'ni anlatıyor.

'Empati' yani kendini karşısındakinin yerine koyup düşünme yetisini hiçbirimizin
kaybetmemesi gerekiyor. Ancak okkalı bir empati yapabilmek de kolay değil. Zira
karşınızdakinin düşünce iklimini, vicdan atmosferini, ruh halini hepsini alt
alta yazıp hesaplamanız gerekiyor. Şu aralar gündemde hükümet ile ilgili
yolsuzluk iddiaları olduğu için bir yazı yazarken ya da bir yorumda bulunurken
elimden geldiği kadar kendimi bütün bu süreçte adları geçen isimlerin yerine
koyup empati yapmaya çabalıyorum. Bu konuda iki güncel rehberim var. Hükümetin
aklını anlamak için Star gazetesini, ahlakını anlamak için de Yeni Şafak
gazetesini takip ediyorum. Her iki gazetenin içinde de kimi zaman eleştirdiğim
kiminde ise beğendiğim, ciddiye aldığım yazarlar var. Her iki gazetenin
yazarlarının en büyük ortak yanı 'lobi' kelimesini çok seviyor olmaları. Sanal
bir düşman, o lobiden bu lobiye kılık değiştirip transfer oluyor!

Şu andaki yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının arkasında da iki ayrı iklim
gözüküyor. İlki 'ekonomik düzen'. Şu ana kadar açılan ve ardından polislerin ve
savcıların sürülmesi ile pratikte üstü örtülen davalardan Sabah ve ATV'nin satış süreci bu 'ekonomik düzen'in çok net fotoğrafını çekiyor. İnternete sızdırılan
Sabah ve ATV satışı ile ilgili fezleke aslında bize telefon konuşmaları ile
fotoğrafları ile tapesi ile ses kayıtları ile dört dörtlük bir 'Müteahhit
Lobisi'nin faaliyetlerinden sadece birini anlatıyor. Sadece başdöndürücü bir
para trafiği ile değil ortak bir çıkar için grup kurmuş, organize olmuş şu
günlerde hükümetin sevdiği tabirle bir 'lobi' ile karşı karşıyasınız. 'Müteahhit
Lobisi'nin, gündemdeki 'Porno Lobisi' ya da 'Faiz Lobisi'nden tek farkı her
şeyin ortaya dökülmüş ve dökülüyor olması sebebiyle nerede ise elinizle
tutabilecek kadar somutlaşmış olması. İsterseniz şimdilik 'Müteahhit Lobisi'ne
bir ara verip ikinci iklime geçelim.

Rüşvet nedir biliyor musunuz?

Şu anda ortaya saçılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarındaki ikinci önemli
iklimin 'ahlaki düzen' olduğunu görüyorsunuz. Burada en kritik konu rüşvet ve
yolsuzluğun tarifinde başlıyor. Zira yolsuzluk operasyonlarından birinin
hedefinde Başbakan'ın oğlunun ve aile fertlerinin de içinde olduğu TÜRGEV gibi
bir vakıf var. Üstelik Meclis kürsüsünden CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bu
vakfa yapılan 99.999.999 TL'lik yardımın nedeni ve sonucunu sormuştu. Bu da
yetmezmiş gibi Başbakan'ın 'hayırsever bir işadamı' olarak tanımladığı bir ismin
kuryesinin de vakfa para götürdüğü iddia edilmişti.

'Ahlaki düzen'in en kritik noktası tam burada bir soru ile başlıyor: 'Bir
işadamının bir vakfa yardım yapması suç mudur? Ya da rüşvet nedir biliyor
musunuz?'

İşte Başbakan Erdoğan pazar günü düzenlediği toplu açılışlardan birinde bu
soruyu sordu ve sadece bir cümle ile cevabını verdi:

"Bir memurla sivilin iş tutması demektir. Onların arasındaki muamelenin adıdır.
Yolsuzluğa gelince.. Yolsuzluk karşısında en büyük güç biz olduk bugüne kadar."

Rastlantı bu ya aynı gün Yeni Şafak gazetesinin önemli isimlerinden Hayrettin
Karaman da yazısını aynı konuya ayırmıştı. 'Yolsuzluk Üzerine' başlıklı bir
yazısının sonunda bakın ne diyordu: "Evet, iş olmuş bitmiş, işi alan kâr etmiş, işi veren de ona -şahsi menfaati ile hiçbir ilgisi bulunmayan- bir vakfın, derneğin, hayır kurumunun adını vererek oraya yardımda bulunmasını rica etmiş, o şahıs da ya Allah rızası için veya ileride yine iş alma niyetiyle (bunu bilmemiz mümkün değildir) istenen yardımı yapmış. Ricada bulunanın, o kişi layık olmadığı halde ona tekrar -bu yardım
sebebiyle- iş verme niyeti de yok.

 Ben tekrar ediyor ve diyorum ki:
 Bu yardım, rüşvet tarif ve hükmüne girmez.
 Bunun yolsuzlukla da bir ilgisi yoktur."

İslam dininde ne sevaptır ne günahtır elbette önemli bir konu. Gelin görün ki
eğer kanunları İslam hukukunu referans alan bir İslam cumhuriyetinde
yaşamıyorsanız dönüp dolaşıp bu konuda danışacağınız kişi fetva makamı değil

 Türkiye anayasası oluyor. Teoride gelecekte ne olur bilinmese de en azından
'şimdilik' pratikte bunu yapmamız gerekiyor. Ben de hukuk danışmanımız avukat Sabri Kuşkonmaz'ı aradım. Hayrettin Karaman'ın sözcüklerini tane tane okudum ve 'Hukuk bu işe ne diyor' diye sordum. Bakın ne cevap aldım: "Bu sözlerle meseleye yaklaşım ihale yasasına aykırıdır. Teamül olarak uygulanmaya başlandıysa daha da aykırıdır. Suçtur. Devlet İhale Yasası'yla buna bağlı çıkartılan ihale şartnamelerinde bu tür yaklaşım söz
konusu olamaz. Bir anlamda kanuna karşı hiledir. Devlet ihale yasası ve tüm
mevzuatın yerine fiilen yeni bir hukuk konulmasıdır."

Bir yolsuzluk ve rüşvet operasyonu bizi nerelere getirdi bakar mısınız?

Fezlekeler 'Müteahhit Lobisi'ni ziyaret edip ekonomik bir suç ihtimalini
gösterirken arkasındaki ahlaki iklim ve zihniyet bizi çok daha büyük bir 'rejim
krizi'nin içinde olabileceğimizi fısıldıyor.

İnsanı empati yaptığına bile pişman edecek ürkütücü bir durumla karşı
karşıyayız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.