Seçimleri nasıl kazanacaksınız?Aslı Aydıntaşbaş

İsrail’le ilişkileri ne yapacaksınız? Mısır’a elçi gitmeli mi? Cemaatle hükümet arasındaki gerilim konusunda ne düşünüyorsunuz? Madem kavga var, neden cemaatten yana tavır almıyorsunuz? Mustafa Sarıgül kazanır mı? Türkiye Çin füzesini almalı mı? Şanghay Beşlisi ne iş?
Ve hatta...
Beyoğlu adayınız kim olacak?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Washington’a indiği andan itibaren gazeteciler, Amerikalılar, düşünce kuruluşları ve bir anda cesaret bulup saklandıkları kuytu köşelerden başını kaldıran CHP’lilerden gelen sorular böyleydi...
Kılıçdaroğlu’nun Washington gezisi, Şükrangünü sonrası hala yarı-tatil havasında olan ABD başkentinde, Türkiye ile ilgilenen çevrelerde dikkatle izlendi. Amerikan tarafının, tam 37 yıl sonra CHP ve Washington arasında gerçekleşen ilk kapsamlı temasta, ”Şikayet değil somut çözümler” duymak istediği, zaten belliydi. Bu yüzden CHP lideri de ikili görüşmeler ve düşünce kuruluşlarındaki sunumlarını ”AKP şöyle, böyle” üzerine değil, ”CHP iktidarda olsa ne yapardı” üzerine kurgulamaya çalıştı. Bu, sadece Ak Parti iktidarının daimileştiğini varsayan Amerikalılar için değil, CHP açısından da yeni bir düşünce egzersizi...
Beyaz Saray’da tam da bu gündeme geldi. Obama’nın ulusal güvenlik danışmanlarından Karen Donfried CHP?heyetine, “Seçimleri nasıl kazanmayı düşünüyorsunuz* diye sordu. 45 dakikalık görüşmede, Beyaz Saray yetkilisi Kılıçdaroğlu’na ekonomideki önceliklerini, seçim stratejisini ve demokratikleşme paketiyle ilgili düşüncelerini sordu. Dış politikada ise tanıdık konular, İran, Suriye, Mısır ve İsrail vardı. CHP’nin Suriye’de cihadçı gruplardan rahatsızlık ifade etmesi, ABD’nin İran’la el sıkışmasını alkışlaması ve İsrail’le ilişkileri düzeltmek istemesi, Amerikalıları memnun etti.
CHP’lilerin, Cafe Milan’da Musevi gruplarından temsilcilerle yaptığı 2,5 saatlik akşam yemeği sonrasında izlenimlerini sorduğum bir Amerikalıdan ”Diyaloğa açık ve düşünceli” yanıtını aldım.
Kılıçdaroğlu’nun Brookings düşünce kuruluşunda da yüzde 10 seçim barajının düşmesinden Gelir İdaresi Başkanlığı’na kadar somut pozisyonlar üzerinde durdu. Kürt meselesi ve açılım sürecinde çok cesur bir çıkış yapmadı. Ancak dış politikada netti: “Türkiye’nin yeri Batı’dır”:
“CHP, Türkiye’yi bölgesindeki ülkeler başta olmak üzere, tüm ülkelerle yoğun ve dostça ilişkileri olan, ancak Avrupa-Atlantik ailesi içinde yer alan bir ülke olarak görmektedir. Dış siyasette yerimiz batıdır. 200 yıldır batılılaşmaya çalışıyoruz. CHP’nin bu konuda bir tereddüdü yoktur.”  
Kuşkusuz, Gezi olaylarından bu yana Ak Parti konusundaki hayal kırıklığını gizlemeyen Washington açısından, Avrupa Birliği’ni yeniden önemseyen, İsrail’le ilişkilerin düzelmesini açıkça savunan, Batılı anlamda ifade özgürlüğü ve temel hak ve özgürlüklerden dem vuran bir CHP, kulağa hoş gelecektir.
Ancak günün sonunda konu, ABD başkentindeki Türkiye uzmanlarının ya da Amerikalı yetkililerin ne düşündüğü değil, Türkiye’de seçmenin ne karar   vereceğidir.
Bunu Amerikalılar da, Ankara da, Kemal Kılıçdaroğlu da çok iyi biliyor...  
Kılıçdaroğlu seçim sorusuna İstanbul’da iddialı olduklarını anlatarak başladı. Ayrıca Balıkesir, Bursa, Hatay, Mersin, Ankara ve Adana’daki kritik yarışları CHP’nin alacağını söyledi.

Aslı Aydıntaşbaş

MİLLİYET

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.