Seçim sonuçlarını değiştirmek neden mümkün değil?

Son kamuoyu yoklamalarına bakın:

 

12 yıldır iktidarda olan parti hâlâ yüzde 45-50 arasında seyrediyor.

 

Yıllardır anamuhalefet partisi olan CHP yüzde 25-28 bandını aşamıyor.

 

MHP yüzde 14-17 arasında.

 

HDP’nin oy oranı ise en fazla yüzde 9 görünüyor.

 

İktidar partisinde yılların yıpranmışlığı yok. Muhalefet ise yerinde sayıyor.

 

Peki neden?

 

Çünkü seçim yarışında “midesinden iktidara bağlananlar”  belirleyici oluyor.

 

Türkiye’de 13 milyon kişi ayni ve nakdi yardım aldığını tekrar hatırlatalım. İlçelerde, kasabalarda, köylerde milyonlarca kişiye yardım yağıyor. Kırsal bölgelerde seçim sandıklarından çıkan “silme AK Parti” oyları ile o yörelere yapılan yardımlar arasındaki bağlar iyi incelenmelidir.

 

Yerel seçimde bir ilçede sandık görevlisi olan arkadaşım “100 oydan 10 tanesi muhalefete çıkmaz mı? Hepsi AK Parti” diyor.

 

Sosyal yardımlar için Türkiye bütçesinden 2013 yılında 20 milyar lira, 2014 yılında 30 milyar 400 milyon lira harcama yapıldı. Belediyelerin milyonlarca kişiye dağıttığı yardımlar ise hesaba katılmış değil.

 

Bu ne demektir biliyor musunuz?

 

Ak Parti seçim yarışına en az 13 milyon oy önde başlıyor.

 

CHP’nin son yerel seçimde aldığı oy miktarı ne kadar?

 

12 milyon 500 bin kişi.

 

Böyle yarış olur mu?

 

Rakibiniz sizin toplam oyunuzdan daha fazla blok oyu “devlet kesesinden” yardımlarla sağlıyor. Yoksul halk da yardıma muhtaç olduğu için hükümetle arasındaki bu bağın kopmasını istemiyor.

 

Tabii ki, iktidar değişmez.

 

 “Seçimde hile var? AKP nasıl bu kadar oy alır?” diye sonuçlara şaşıranların bu noktaya bakması lazım.

 

Yoksul kesimlerle hükümet arasındaki yardım ilişkisi aşılmadan iktidarın gücü değişmez. Çünkü vatandaş “devlet bütçesinden” yapılan bu yardımları “AK Parti yardımı” gibi algılıyor.  Bu algının kırılması, “sosyal devlet” vurgusunun güçlendirilmesi gerekir.

 

Aslında insanları yardım bağımlılığından kurtarıp, çalışan ve üreten, bilinçli bireyler haline getirme yükümlülüğü iktidardadır.  

 

Yoksulluğun ve eğitimsizliğin devam ettirilmesi iktidarların sigortası, dayanağı olamaz.

 

Böyle giderse aradan 12 yıl daha geçse bile oy dağılımı değişmez ve “demokrasi” işlemez hale gelir.

 

Kesintisiz 20-30 yıl iktidarda kalma olasılığı hükümeti sevindirmemeli.  

 

Çünkü o yol “mutlakiyet rejimi” gibi tehlikeli bir noktaya doğru gider ki, demokrasiyi kısmen de olsa tatmış bir toplumun böyle bir değişikliği hazmetmesi zor olur.

 

 Uzun süre iktidar gücünü elinde tutmanın en büyük riski işte budur…

 

MEHMET ÇETİNGÜLEÇ/ZAMAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.