MHP ne yapıyormuş öyle?-M.Fatih Doğrucan

Ülkücü taban, seçim öncesi kapatılan ve görevden alınan teşkilatlar silsilesini HAYRAN olarak değil HAYRET ile seyrediyor… 3 Cümlelik ve açıklama gereği duyulmaksızın ilgili madde gereği teşkilatın görevden alındığını bildiren yazılar VALİLİK kanalı ile teşkilatlara bildiriliyor… BAYRAMLIK bir ağzımız var olmasına var da, açmayacağız inatla, MHP başarıya ulaşana kadar…



Ülke şartları bazen kazaya bırakmaz tercihleri ve KADER olur bazı şeyler… Bütün şımarık insiyatifli idarecilere rağmen MHP, bizim ve TÜRK MİLLETİ’nin kaderidir. Diyebilirsiniz ki bu şartlarda neden böyle düşünüyorsunuz? Çünkü ben artık MHP’nin bütün saldırgan idarecilik tavrına rağmen artık bir LİDER Partisi değil TABAN partisi olduğunu görenlerdenim… MHP’nin idarecileri veya gönül vermişlerine sorsak, MHP nasıl PARTİLER MEZARLIĞI’na dönen bir Türkiye’de ayakta kaldı diye… ? Cevabı bellidir. Dışarıda kalmış ÜLKÜCÜ’nün ideolojik sadakati ve inanmışlığı, MHP’nin tasfiyesinin önünde engeldir.



Neden engeldir? Çünkü ÜLKÜCÜ kesim, muhasip kesimdir ve GELECEK üzerinde emelleri vardır. TURAN gibi, NİZAM-I ALEM gibi… Ülkücü kesim böyle bir konjonktürde DIŞKI olarak gördüğü hiçbir şeyi İDRAR ile yıkamak heveslisi değildir. O sebeple FAYDACILIK işbirliği ile teşekkül etmiş güçlü bir iktidar partisini, başka PRAGMATİK birliktelikler ile oluşacak yeni partiler arayışıyla yıkma çabasında değildir. Ülkücüler Hz. Eyyüp’e emsal sabırları ile kendi partisinin insiyatifini beklemektedir.



Ancak hesaplanamayan bir durum var ortada… Partinin adı ve kökleri HAREKET ile anlam bulmuş bir yapı olarak tecelli eder… Bu kadar HAREKETSİZLİK ortamında gerçekleşen EYLEMSİZLİK tavrı yerleşik veya başarılmış bir planlama değildir bütün toplum mühendisliği görüntüsüne rağmen. Sadece Gergin bir bekleyiş olarak eylemsizliktir. Ülkücü Hareket’in kadrosal İNSİYATİF mercii doğrudan kendi bireyleri ile alakalı bir durumdur ve doğuştan REİS namzeti olarak yetişen her ÜLKÜCÜ, insiyatif alma noktasında cesurdur, cüretkardır. Gergin bekleyiş sadece TEŞKİLATÇILIK gereği, at izini it izine karıştırmama raconudur.



MHP’nin gösterdiği adaylar beğenilmeyebilir, TEŞKİLATLAR kapatılabilir… Çok sevdiğimiz kardeşlerimiz, Ülküdaşlarımız görevlerinden alınabilir… Hatta akıl ve mantık ile izah edemeyeceğimiz bir ton saçmalıklar silsilesi canımızı sıkabilir… Ancak HİÇBİRİ vatan ve millet konusunda fütursuzlaşmış diğer yapılardan daha cüretkar değildir…



Açık açık söylüyorum… Ben MUHALİF bir ÜLKÜCÜYÜM… Ancak bu konjonktürde ve NETAMELİ bir ülke gündeminde başka yapıların “MİLLİYET ihaneti” karşısında kendi partimin hatalarını TARTIŞMAYACAĞIM… Ülküdaşlarıma ricamız da tartışmamalarıdır. Benim PARTİM sana, bana velhasıl ülküdaşına hata yapsa dahi, MİLLET ve MİLLİYET’e ihanet eden diğer yapılar karşısında daha erdemlidir. FİKİRSİZLİK, İHANET değildir. ESARET midir? Onu tartışmak lazım… Mümkünse açık iletişim kaynaklarından değil biz bize tartışmak lazım… O sebeple bu konuyu da burada kesiyorum…



Açık söylemek gerekirse, önümüzde ÜÇ SEÇİM var… Bu üç seçimde bırakın doğru adayı, Genel Başkan aday çıkarmayıp, adaylık koltuğuna CEKETİNİ assa destekliyorum… Bu durum hesaplaşma zemininde kendi kendimizle baş başa kalana kadar da böyle olacak ve o gün geldiğinde de KOL KIRILIP YEN İÇİNDE KALACAK…



Türk Milliyetçilerinin, vakar ideoloji mensuplarının kişisel hatalar ve hak arayışları adına, ON SEKİZLİK MANİTA gibi TRİP atma lüksü ve hakkı kalmamıştır. Önce ÜLKEM, sonra DAVAM, ardından PARTİM ve en son BEN silsilesi, artık bir teori değil AHLAK PRATİĞİDİR.

Çünkü bizler TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ davası ve kurumlarına, hani Cemal Süreyya’nın da şiirinde dediği gibi “Daha nen olayım, onursuzunum senin” teslimiyeti ile teslim olmayı ÇOCUK hayallerimizin tertemiz imanında öğrendik… Ergenlik coşkumuzda sorgulamadan teslim olduğumuz HEYECAN fırtınalarını YARGILAMAK, SORGULAMAK zamanı değildir.



Uğruna bir ÖMÜR tüketmişlerin davasıdır ÜLKÜCÜLÜK ve nesiller mücadelesidir MHP davası… Açık söylüyoruz bir FÜTUHHAT öncesi… Ya DEVLET bizi alır, Ya da Biz DEVLETİ…



Sen burada ÜLKE gündemi tartışırken, örgütlenmeyi bekleyen DEV bir TÜRKİSTAN var, 6 cephe boynu bükük Kerkük ve Türkmen alemi var… Kırım boynun uzatmış sana bakıyor hal var mı diye… Balkan bekliyor uzattığı eli tutacak mı ANADOLU diye…

Hesap bitti, kitap belli… Mücadele için BEKLENTİ yok… Karşımızdakinden beklemeksizin vakit AHLAK vakti… Vire BİSMİLLAH…

Ya Allah, Bismillah, Allah-u Ekber…

Yastığımız mezartaşı

Yorganımız kar olsun

Biz bu yoldan dönersek

Namus bize ar olsun



Dr. Mehmet Fatih DOĞRUCAN

https://twitter.com/fatihdogrucan


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tahsin Seğmen 3 yıl önce

Ellerine sağlık hocam ne güzel dile getirmişsin sorunlarımızı. Ya Allah Bismillah Allahu ekber. Başaracağız başka bir şansımız yok, belkide bir dahası olmayacaktır.

Avatar
Abdullah ALAGÖZ 3 yıl önce

Ülkücülerin kendi camialarında arzulanan değeri görememeleri, dışlanmaları yaftalanmaları, teşkilatların hiçbir gerekçe gösterilmeden “görülen lüzum üzerine “ gibi soğuk, anlamsız itici bir açıklamayla ilanına rağmen ülkücüler yuvalarından ayrılmıyorsa bunun nedenlerini çok iyi analiz etmek lazımdır.

Ülkücülerin kapıkulu olmadığını herkes çok iyi biliyor. Her ülkücünün karar verebilme yeteneğine fazlasıyla sahip olduğunu, teşkilatçılık kültürünü çok iyi bildiğini de, yapılan yanlışların vizyonsuzlukların, entrikaların amaçlarını da çok hem de çok iyi biliyorlar.

Bir davaya gönül veren insanlar basit hesapların çıkarların ikballerin peşinden koşmazlar. Onlar sadece inandıkları değerler uğrunda hareket ederler. Kimsenin basit hesaplarına alet olmazlar. Sessizlikleri yetersizliklerinden değil ülkenin kırılma noktasına doğru gittiği süreçte yeni bir cephe açmama arzularıdır.

M.Fatih hocam öyle güzel anlatmış ki basireti kapanan,basit hesaplar peşinde koşanlar genç bir akademisyenin ve dava adamının muhteşem analizini ve ondan çıkaracağınız dersi biraz düşününün.

Can kardeşim , bu muhteşem analizden sonra hiç yazmadan muhteşem diyecektim farkına varmadan yine de yazdım. TEŞEKKÜRLER