Medyada Dershane savaşları

Yıllardır konuşulan, ne zaman patlak vereceği konusunda geri sayım başlatılan ‘dershane’ler ülkenin gündemine oturdu. Manşetler ve ekranlar hemen devreye sokuldu; kalemler kınından çekildi, TV stüdyolarında dershane seferberlikleri ilan edildi. Medya adeta ikiye bölündü! Bir tarafta 12 yılda Milli Eğitim’de tam beş bakan değiştiren, eğitimi yap boz tahtasına dönüştüren;  ‘dershaneleri kapatırız ha!’ sopasını her fırsatta koz olarak kullanmayı ihmal etmeyen iktidar, diğer tarafta 12 yıl boyunca tel tel dökülen hem Milli Eğitim’deki hem de birçok alandaki sıkıntıları ‘dershanelerin selameti’ için görmezden gelen ama konu ‘dershanelere’ gelince gözünü budaktan sakınmayan medya grubu. Aslında ‘eğitim’ kimsenin umurunda bile değil. Asıl vahim olan da bu işte!. Mesele bu kadar açık…

 Bu Sorulara Cevap Vermeden Dershane Tartışmasını Sağlıklı Bir Konuma Oturtamayız…

İktidar ile cemaat arasındaki gerilim dershanelerin kapatılmasını öngören yasal çalışma ile bir medya savaşına dönüştü.  Başta Sabah ile Zaman’ın karşılıklı manşetleri ile kılıçlar çekilirken Star ve Yeni Şafak gazeteleri de kavgaya dâhil oldu, birbirinden sert suçlamalar havada uçuştu. Bugün gazetesi de Zaman’ın ardından dershane savaşına katıldı. Bu savaşta ekranlar da saflara ayrıldı.

Daha düne kadar Başbakan’ın uçağından inmeyen, iktidara yakın olmanın avantajlarından yararlanan, rantı paylaşan, ‘havuz’da yüzen  anlı şanlı köşe yazarları, ‘iktidarın vazgeçilmez genel yayın yönetmenleri’ dershane polemiği yüzünden birbirine girmiş durumda. Bunların arasında, “Basında etik ve ahlâk, editöryal bağımsızlık” konulu kitap yazan genel yayın yönetmenleri de var. Bu genel yayın yönetmenleri, bugüne kadar iktidarın basına yönelik ambargolarına nasıl bir duruş sergiledi?

12 Yıllık AKP iktidarı döneminde eğitim yap-boz tahtasına dönüştü. 5 Milli Eğitim Bakanı değişti. Bugüne kadar gelen her Milli Eğitim Bakanı farklı bir sistem uygulayarak eğitimi altüst etti. İçinden çıkılamaz hâl aldı okullar. Müfredat ve ders kitapları resmen dökülüyor. Durum yıllardır böyle olmasına rağmen şimdi belli bir kesim yeni uyanmış gibi Milli Eğitim Bakanı’na ve eğitim sistemine salvolara başladı. Neden şimdi? Sebep, sadece dershanelerin kapatılmak istenmesi mi? Sebep sadece buysa buradaki samimiyeti sorgulamak gerekmez mi?

İktidarı boyunca Milli Eğitim’i böylesine kötü yöneten hükümet, Milli Eğitim’de köklü bir yapılanmaya gideceğine neden konuyu sadece dershanelere indirgedi? Milli Eğitim’deki bugünkü kördüğümün tek sebebi dershaneler mi?

Bu ikitidarın 12 yıl boyunca hiç mi yanlışı olmadı? Bugün dershanelerin kapatılmak istenmesine karşı savaş baltalarını çıkaranlar bu hükümetin herhangi bir yanlışını bugüne kadar manşetine çekip de neden gereken ikazları yapmayıp, yol göstermedi? Her şey dershane mi?

Diğer taraftan dershanelerin kapatılmasına karşı çıkanlar neden sadece ‘dershaneleri’ eğitim sisteminin merkezinde görüyor? Dershanesiz bir eğitim sistemi için neden sistem önerilerinde bulunmuyor?

Dershanelerin yüzde 20 kadarının cemaate ait olduğu ifade ediliyor. Eğer gerçek böyleyse neden en sert tepki “cemaat”ten geldi. Sert çıkışın ardında yatan başka kodlar mı var?

Bu tartışmada iktidarın samimiyetini masaya yatırmak lazım. İktidar dershaneleri kapatırken binlerce özel dershane çalışanına devlet kadrosu vaat ediyor. Buna hakkı var mı? Atama bekleyen on binlerce öğretmen buna ne diyecek?

\"\"

 

\"\" 

\"\"

 

\"\"

 

\"\"

milli gazete

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.