Kurtuluş Tayiz yazdı: Büyü, cin ve Cemaat

Cemaat'in cin fikirli abilerinin son günlerde büyülerden, esrarlı doğa olaylarından fazlaca bahsetme nedenini anlamaya çalışırken fark ettim; zihin dünyalarındaki bu kayma hayattaki yerleriyle ilgili gerçek bir yer değiştirmeyle  bağlantılı. Siyasi ve toplumsal zeminde yaşadıkları daralma, zihin dünyalarına yansıyor; üzerinde at koşturdukları meşru alanı kaybettikçe, zihnin karanlık alanına çekiliyorlar. Cemaat'in 'küçülme', 'geri çekilme' ve 'yer altına inme' kararı olarak yansıyan son dönem hazırlıklarının ruhsal yansıması, zihnin daha korunaklı alanına geçme biçiminde gerçekleşiyor.  
Hükümeti devirme, devleti ele geçirme, siyasal sistemi tanzim etme gibi rasyonel hedefler üzerinden, gerçek alanda verdikleri savaşı kaybedince gerçeküstü alana kaçtılar. "Erdoğan'ın cinleri", "Acem büyüsü", beddualar ve felaket buyuran türlü kehanet demagojilerine sığınmalarının sebebi gerçeğin karşısında tutunamamaları. Gerçekle başa çıkamadılar; doğruların çarpıtılması üzerine bina ettikleri ahlaksız düzenek, birkaç akıllı lafla, sahici itiraz ve cesur çıkışla çöktü; hem de o düzeni kuran "bilge" aydınlarla birlikte. Cemaat'in bütün nitelikleri bir anda gözler öne serildi; nasıl bir istihbarat şebekesi olduğu, milli iradeyi gasp etmeye çalıştığı, şantaj çetesi olduğu ortaya çıktı. Gerçeğin aynasından yansıyan karanlık yüzü artık gizleyemiyorlar; bu nedenle aklın karanlık tarafına geçtiler. 
17-25 Aralık darbesinin birinci yılında Cemaat ulusal güvenliği tehdit eden "Pensilvanya Örgütü" ve "Paralel Devlet Yapılanması" olarak Kırmızı Kitaba girdi; Fethullah Gülen hakkında yakalama kararı çıkarılmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, Cemaat'in meşruiyetini tümden yitirdiği görünüyor.  
Bu noktaya gelmelerindeki sorumluluk elbette Gülen'in kendisine aittir; ama Cemaat'in istihbaratçı abilerinin de en az Gülen kadar bu yenilgide payı vardır. Cemaat'in "derin abileri" diyebileceğimiz bu kişiler, 70'lerde ABD'ye götürülerek eğitilen Özel Harp Dairesi mensuplarının eli kalem tutan, 'dindar', yeni kuşağını temsil ediyorlardı. Ama dünya ve Türkiye bu kadar değişmişken ülkenin dışarıdan dizayn edilmesi, vesayet altına alınması mümkün değildi. Bu ülke, bu millet artık ayakları üzerinde durabilecek olgunluğa erişti; Cemaat üzerinden Türkiye'ye format atmanın, elbise giydirmenin imkânı yok.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.