Kavganın ahlakı, camiye bira kutusu koymak mı!

Herşeyden önce AK Parti ile Cemaat arasındaki çekişmenin adını Başbakan Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanı dünkü yazısında ‘‘Kavganın da bir ahlakı vardır’’ yazısıyla koydu. Evet, bu iktidar partisiyle Türkiye’nin en güçlü sivil toplum kuruluşu arasında bir kavga.

Öyle bir kavga ki, dershanelerin ‘‘dönüştürülmesinin’’ 2 yıl ötelenmesi bile aradaki gerilimi düşürmez. Hani, yılanla köylünün hikayesinde olduğu gibi:

‘‘Zamanın birinde bir köylü ile yılan arkadaş, dost olurlar. Köylü yılana her gün süt götürmekte yılan ise ona hergün bir altın vermektedir.

Onların ki menfaat dostluğu ama sonuçta birbirlerinin hayatını kolaylaştırıyorlar.

Bu karşılıklı alışveriş uzunca bir süre devam eder. Köylü bir gün hastalanır, oğlunu çağırır, ‘Oğlum bizim bahçenin yanındaki dut ağacının dibinde her gün bir yılan gelir, benim götürdüğüm sütü alır ve yerine bir altın bırakır. Ben hastayım ve bu sütü sen götür ve yılanın verdiği altını getir’ der.

Oğlu babasının bahsettiği yere gider, sütü bırakır, ancak babasına da kızar. Çünkü babası o altını almak için hergün yılanı ziyaret etmekte ve süt götürmektedir. Her gün gitmekle olur mu? Kim taşıyacak her gün sütü; öldür şu yılanı al altının tümünü diye düşünür.

Sütü babasının dediği yere bıraktıktan sonra altını vermeye gelen yılana baltayla saldırır, yılan kendini kurtarmak isterken aldığı balta darbesiyle kuyruğu kopar. Yılan can acısıyla gence saldırır ve onu boğarak öldürür.

Oğlunun gelmediğini gören köylü bahçeye koşar. Bir de ne görsün oğlu ölmüş, yılan acıyla ortalıkta kıvranmakta. Her ikisid e üzgündür. Köylüde evlat, yılanda kuyruk acısı.

Ancak zaman geçer birbirlerine yeniden ihtiyaçları olduklarını anlarlar. Çünkü yılan aç kalır, köylü de altınsız. Tekrar bir araya gelirler ve derler ki yine eskisi gibi dost olalım. Köylü der ki sen yine hergün altını ver, ben yine sütünü getireyim hergün der. Yılan kabul eder.

Köylü yine herzamanki gibi sütü götürür, yılanın verdiği altını alır. Bir kaç gün bu durum devam eder ama bir tuhaflık vardır. Her ikisi de kendini kötü hissetmektedir. Çünkü köylü her gittiğinde yılanı görünce evladının acısını hisseder, yılan ise köylüyü gördüğünde kopan kuyruğunun acısını.

Köylü bakar ki bu durumu devam ettiremeyecek. Der ki yılana:

Kusura bakma; Bende evlat acısı, sende kuyruk acısı varken biz asla dost olamayız.’’

Evet, 2 tarafın da bu kavgada yaşamış olduğu acı bir geri adımla unutulmayacak kadar derin ve köklü. O yüzden bundan böyle birbirlerine tam olarak güvenmeleri, destek olmaları imkansız. Hayatın dayatması çatışmayı durdurtabilir ama her fırsatta bu kavga alevlenmek için yeni bir zemin bulur.

Bu işin AK Parti ve Cemaat’i ilgilendiren kısmı…

Gelelim ahlak kısmına.

Kimse üzerinde fazla durmadı, dillendirmedi ama Zaman gazetesi İstihbarat Şefi çok önemli bir iddia attı ortaya. Zaman Gazetesi istihbarat şefi önemli bilgilere ulaşacak pozisyonda bir isimdir. Twiter’da attığı mesaja göre, Gezi olayları sırasında başta Başbakan Erdoğan olmak üzere, AK Partili siyasilerin ve iktidar yanlısı medyanıüzerinde kıyamet kopardığı bira kutusu camiye sonradan koyulmuştu.

Yani, iktidara yakın bazı isimler kavganın ahlakın uymamıştı… Uymamak bir yana bir yalanı ballandırarak protestocu gençleri karalama kampanyası başlatmıştı.

Şimdi soru şu; demokratik bir mücadeleyi itibarsız hale getirmek için komplolara başvuranların kavgada ahlak araması size gerçekçi gelir mi!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.