Kadir Abi’nin ‘Otopark İstanbul’u-Hilmi Yavuz

Babıâli’nin eski köşe yazarları ile ilgili bir rivâyet: Yazacak bir şey bulamadıklarında Şehremaneti’ni [İstanbul Belediyesi] eleştirirlermiş!

Bugün de durum farklı: değil! Yazılacak hiçbir şey yok! Her şey gün gibi apaçık, ortada! Dolayısıyla, bir İstanbul sakini olarak, Babıâlî’nin değilse bile yeni medyanın yaşlı bir köşeyazarı kimliğimle, o eski geleneği sürdürüyor ve Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Kadir Abi’sinin [Dr. Kadir Topbaş], ‘yazı olsun, torba dolsun!’ diye değil, ama gerçekten canıma tak dedirten İstanbul’u hakkında bazı şeyler söylemek istiyorum…

Hemen belirteyim: Kadir Abi’nin İstanbul’unun adı, bundan sonraki yazılarımda, ‘Otopark İstanbul’ olarak anılacaktır: ‘Otopark İstanbul’, evet, Gezi sloganına uyarlarsam, ‘#her yer otomobil, her yer otopark!’

Bakınız, ben Gümüşsuyu’nda oturuyorum. Gümüşsuyu’ndan Taksim’e çıkan caddede [İnönü Caddesi] Alman Konsolosluğu’nun karşısından Meydan’a uzanan, iki yanı ağaçlı bir orta röfüj var [‘vardı’ demek daha doğru!]. Bu röfüj, bir otoparka dönüştü ve büyük hacimli otomobiller, mesela, özel mini ya da midibüsler, çaprazlama park ederek röfüjü yayalar için kullanılamaz kılmakta büyük maharet [!] gösterdiler…

Hafazanallah, Taksim’den Sıraselviler yoluyla Cihangir’e yürümeye kalkışmak ise, düpedüz belâ aramaktır! Sağlı sollu ancak üç ya da dört karış genişliğindeki yaya kaldırımları, şayet bir otomobil park yeri olarak işgal etmemişse bile, caddeye inmeden yürümek mümkün değildir… Taksim’den Cihangir’e veya Cihangir’den Taksim’e giden otomobillerden veya son sür’at üzerinize gelen bir kurye motosikletinin savletinden kurtulabilmeniz gerçek bir mucizedir… Evet, bir mucize!

‘Otopark İstanbul’da başınıza böyle mucizelerin gelmesine şükretmeniz gerekir: Çünkü herkes o kadar talihli olmayabiliyor! Daha önce de yazmıştım: Toplumumuz giderek kaba kuvvetin öne çıktığı bir ‘yaban toplum’a [ Lévi-Strauss’un ruhu beni bağışlasın: Aslında ‘ilkel toplum’a demek daha doğru olacak gibi!] dönüşüyor. Linç olayları artıyor ve bazı yetkililer linç’i ‘iyi yapmışlar!’ diyerek savunuyor; kimileri affınıza mağruren söyleyeyim ‘kodu mu oturtan’ komutanlar istiyor; birileri, entelektüel magandalar, ‘nöbette uyuyanların kurşuna dizilmesi’ni öneriyor; düğünlerde atılan silahlarla insanlar ölüyor… Magandalık, ‘norm’ haline geldi bile! Türkiye’de giderek yaygınlaşan şiddetin, magandalığın bir norm’a dönüşmesi biçiminde de tarif edilebileceğini düşünüyorum. Bir öğrencim, trafikte yayaya yeşil yandığı sırada karşıya geçmeye çalışırken otomobilini hızla üzerine doğru süren sürücüyü, ‘ne yapıyorsun?’ diye ikaz edince, sürücünün arabadan inip belinden çıkardığı tabancayla ‘sen bana nasıl dur dersin, lan!’ diyerek ateş ettiğini anlattı. Bana bunu anlatırken hâlâ o dehşeti üzerinden atamamıştı…

Doğallıkla bütün büyük caddeler, sağlı sollu iki şerit halinde park yeri olduğu için, trafiğin ‘kilitlenmesi’ de,  artık ahvâl-î âdiyeden sayılmalıdır…

Kadir Abi’ye mingayrihaddin bir önerim var: ‘#Otopark İstanbul’a fevkalâde yakışan yeni Taksim Meydanı’nı bir otoparka dönüştürmek! Bana sorarsanız, aslında bugünkü hâliyle bırakılması çok daha doğru olur. Ama mesela, TOKİ tarafından inşa edilecek çok çok katlı bir otopark düşüncesi de, bana hiç de fena bir fikir gibi görünmüyor! Hem belki de giriş katı bir AVM olarak tasarlanabilir! Esasen, bu haliyle orada çevre düzenlemesine kalkışılmasına, bir anlam veremediğimi de ifâde etmeliyim! Meydan’a çevre düzenlemesi, affınıza mağruren söyleyeyim, atın ayağına kelebek kondurmak gibi bir şeydir! Evet, işte öyle bir şey!

HİLMİ YAVUZ

ZAMAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.