Kadın Üniversitesine ihtiyaç var mı?

Başkanlık sistemi, yenilenen son seçimden sonra daha yoğun tartışılmaya başlandı. Sistemin aksayan yönlerinin revize edilmesi gerektiği hükümet yetkilileri tarafından bile dile getiriliyor. Bu tartışma devam ederken başkanlık sistemi uygulamaları hakkında ilginç sayılabilecek bir örnek daha yaşadık. Sayın Erdoğan Japonya ziyareti esnasında kadın üniversiteleri fikrini gündeme getirdi. Daha önce bu yönde resmi bir açıklama olmadığı için Sayın Erdoğan’ın kadın üniversiteleri fikri ile son Japonya ziyareti esnasında tanıştığını tahmin ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı bir kadın üniversitesi olan Mukogawa Üniversitesi’nde 27 Haziran’da gerçekleşen törende Japonya’nın Türkiye Büyükelçisi’ne konuyu araştırma görevi vereceğini belirterek bu üniversitelerin benzerlerinin Türkiye’de kurulması yönünde bir girişim başlatacağını söyledi.

Bu beyanattan sonra konu haber olarak medyaya yansıdı ama etrafından ciddi bir tartışma doğmadı. Sayın Erdoğan Japonya’dan aldığı bu fikri uygulama yönünde kararlı olduğunu ise 2 Temmuz’da 8. Uluslararası Öğrenciler Mezuniyet Töreni esnasında yaptığı konuşmada gösterdi. Japonya’daki konuşmadan yaklaşık bir hafta sonra bu kez kadın üniversiteleri hakkında “… Ve bütün bunlarla beraber bu alanda atılan adımın bizler için önem arzettiğini şu anda YÖK Başkanı’na hatırlatıyorum ..“ ifadelerini kullanarak talimat olarak algılanabilecek bir ifade kullandı. Anlaşılan Japonya’nın Türkiye Büyükelçisi kendisine verilen görevi kısa sürede yerine getirerek Japonya’daki kadın üniversiteleri hakkında gerekli bilgileri bir hafta içinde topladı.

Bu noktadan sonra Türkiye’de de bir kadın üniversitesinin kurulacağından hareket edebiliriz. Sayın Cumhurbaşkanı’nın Japonya’daki 800 üniversitenin yüzde 10’nun kadın üniversitelerinden ibaret olduğu gerçeğinden hareket ettiğini hesaba katarsak belki birden fazla kadın üniversitesinden bahsetmek de mümkün. Türkiye’nin öncülüğünü Sayın Erdoğan’ın yaptığı bu tür büyük projeleri ne kadar hızla hareket edip hayata geçirdiğini hesaba katarsak ilk kadın üniversitesinin çok yakın bir gelecekte kurulması yüksek bir ihtimal olarak görünüyor.

Türkiye’de bir kadın üniversitesine ihtiyaç var mı? Kamuoyunda bu zamana kadar böyle bir talep duymadık. Bildiğimiz kadarıyla hiç bir siyasi parti de bu yönde bir vaatte bulunmadı. Peki bu kötü bir fikir mi? Böyle bir neticeye varmak için elimizde herhangi bir veri yok. Bir kadın üniversitesinin hangi ihtiyacı karşılayacağı, Türkiye’in akademik hayatına hangi artı değeri sağlayacağı, fayda maliyet hesabının ne olabileceği konusunda herhangi bir bilimsel çalışma yok. Kadın üniversitelerine talep olup olmayacağı konusunda da elimizde bir istatistik bulunmuyor.

Aslında sorun da burdan kaynaklanıyor. Normalde ciddi bir akademik ön araştırmaya ve kamuoyunda enine boyuna tartışılmaya ihtiyacı olan bir fikir, Sayın Cumhurbaşkanı’nın hoşuna gittiği için hiç bir toplumsal istişare sınavına dahil olmadan uygulanabilir bir proje olarak karşımıza çıkıyor. Burada sıkıntı bu fikrin iyi ya da kötü olması değil. Muhtemeldir ki kadın üniversiteleri Türkiye’nin bilimsel eko sistemine katkı sağlayacaktır. Proje belki bir çok kız öğrenci için üniversiteye gidebilme imkanı anlamına geliyor. Dünya görüşleri gereği böyle bir üniversiteyi tercih eden kız öğrenciler ve veliler de olacaktır.

Ancak başkanlık sisteminin Sayın Cumhurbaşkanı’na sağladığı bu imkan kamuoyunda “emvrivaki“ hissiyatının yayılmasına neden oluyor. Üzerinde bilimsel olarak etraflıca düşünülmesi, tartışılması gereken, siyasi olarak da toplumun bir kesimi tarafından kabul görmeyeceği açık olan bir proje, kamuoyunda daha konuşulmadan uygulamaya sokuluyor. Gönül ister ki sistem, Başkan’ın iradesini de dengeleyen kurumsal yapı ve teamüllere sahip olsun. Böyle bir denge oluşmadığı müddetçe son seçimle iktidar aleyhine işlemeye başlayan siyasi göstergelerin aynı istikamette devam edeceği açıktır.

Bir de yüzyıllardır özelde Batı’yla genelde de başka kültürlerle olan etkileşimimizde “yararlı şeyleri alıp, zararlı olan şeylerden uzak durma“ gibi faydacı olduğunu düşündüğümüz bir stratejimiz var ki pek de etkin bir yöntem olduğunu söyleyemeyiz. Kadın üniversiteleri fikrini almadan önce bu fikrin hangi tarihsel, toplumsal, kültürel ve ekonomik gerekçelerle ortaya çıktığını anlamak işe yarayabilirdi. Japonya’daki üniversitelerden esinlenmişken, hoşumuza giden üniversite türleri değil de sistemin bütüncül olarak nasıl başarılı olduğu yönünde bir fikri tartışmaya açmak eğitim sistemimiz açısından daha faydalı olabilirdi.

MİKDAT KADIOĞLU

KARAR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.