İyi ki varsın özgür medya!Semih İdiz

Gezi Parkı direnişi demokrasilerde özgür basının önemini ve Başbakan Erdoğan’ın böyle bir basından niçin nefret ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Onun açısından bakıldığında haksız da değil. Hükümetin, üçüncü Boğaz köprüsünün temel atma töreniyle dikkatleri Türkiye’de artan huzursuzluktan uzaklaştırma çabaları basının özgür olan kesimi sayesinde boşa çıktı.

Hürriyet yazarı Taha Akyol’un 30 mayısta belirttiği gibi, Erdoğan ekonomik büyüme ve altyapı modernleşmesi gibi konularda çok başarılı olabilir, fakat başarısı arttıkça otoriterleşiyor. Taksim’de yaşananları televizyonlarından, gazetelerimizden ve bunların internet sayfalarından takip etmeye çalışanlar, “hükümet yanlısı medya” ile “özgür medya” kavramlarının ne anlama geldiğini artık görmüşlerdir.

Bu sayede “Taksim’de devletin zıvanadan çıktığını” cesaretle manşetlerinden duyuran Taraf’ın farkı ve ülkemiz için artan önemi de anlaşılmış olmalı. Türkiye’nin dünya gözündeki demokratik itibarını kurtaran sonuçta bu tür gazeteler oluyor.

Bu arada “internet” demişken, ülkemizin yetiştirdiği en önemli gazetecilerden olan Hasan Cemal’in başına gelenlerden sonra, “iyi ki varsın” diyerek geçtiği bağımsız internet gazeteciliğinin Türkiye için önemi de giderek artıyor. “Ana akım gazeteleri”nin internet sayfalarına artan şekilde önem vermeleri de bundan olsa gerek.

Fakat gazetenin kendisinde iş yoksa internet sayfasının farklı olamayacağı aşikâr.

Bu nedenle siyaset- ticaret bağlantısından yararlanarak kamu algısını yönlendirme gayretinde olan iktidarın etkisinden tümüyle bağımsız olan gerçek anlamdaki internet gazeteciliği Erdoğan’ın ve iktidarının başını gelecekte epey ağrıtacağa benziyor.

Türkiye’de bu tür gazeteciliğinin öncülüğünü rahmetli Ufuk Güldemir yapmıştı.

Bugün ise bu sektörün en başarılı yerli isimleri arasında Hadi Özışık ve Süleyman Özışık’ın yönetimindeki İnternet Haber ile sevgili dostumuz Doğan Akın’ın yönetimindeki T24 geliyor. Elbette ki, başkaları da var. Bu ikisini yakından takip ettiğim için burada isimlendirdim. Başkalarının bu kulvarda farklı tercihleri olabilir.

Bu internet gazetelerine yurtdışından yayın yapan ve projektörlerini son bir yıl içinde artan bir şekilde Türkiye’ye çeviren Al Monitor’u eklemek gerekiyor. Tüm Ortadoğu’yu kapsayan bu internet gazetesinin en önemli özelliği, Londra veya Washington’da derlenen haber, analiz ve yorumlara yer vermektense, bunu ilgili ülkelerdeki medyanın ileri gelenlerine yaptırmasıdır.

Al Monitor’da açılan ve 24 yıl boyunca Lübnan’da BM barış gücü “UNIFIL”in sözcülüğünü yapan, ardından Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde dersler veren Timur Göksel’in yönetimindeki Turkey Pulse (Türkiye’nin Nabzı) sayfasında da bu açıkça görülüyor.

Kadri Gürsel, Cengiz Çandar, Yavuz Baydar, Mustafa Akyol, Tülin Daloğlu, Amberin Zaman, Lale Kemal, Orhan Kemal Cengiz, Fehim Taştekin, İlnur Çevik gibi isimler Türkiye’de olup bitenleri farklı açılardan dünyaya anlatmaya çalışıyorlar. Medyamızın en önemli isimleri arasında orada yazıyor olmak elbette ki bana da haz veriyor.

Al Monitor’u Türk okurlara daha iyi tanıtmak amacıyla Genel Yayın Yönetmeni Andrew Parasiliti’den kendilerini tanımlamasını istedim. “Al Monitor’un ruhu yazarlarının bağımsızlık, çeşitlilik ve çoğu kez cesaretlerinde yatıyor” diyen Parasiliti şunları söyledi:

“Bağımsız bir yayınız. Herhangi bir hükümetin gündemini veya politikasını desteklemiyoruz. Tek gündemimiz haberleri takip etmek ve bölgeyi şekillendiren süreçleri ortaya koymak. Amacımız doğruları yazmakta öncü olmak.”

Türkiye’den “star bir kadro” oluşturduklarını vurgulayan Parasiliti, artan ilgi karşısında Türkçe içeriğe de daha çok yer vermeye başladıklarına işaret etti. Al Monitor (www.al-monitor.com) hakkındaki nihai değerlendirmeyi tabii ki okurun takdirine bırakıyoruz.

Fakat T24, İnternet Haber, Al Monitor ve diğerleri derken, Türkiye’deki medyanın hâllerine baktıkça Hasan Cemal gibi bizlere de “iyi ki varsın internet gazeteciliği. İyi ki varsın özgür medya”, demek düşüyor. Yoksa dünya Taksim olaylarını yabancı kanallarda canlı izlerken bizler, cumartesi günü görüldüğü gibi, sözde “haber kanalları”nın yemek programlarına mahkûm olurduk.

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.