‘Iktidarın mezhepsel dış politikası iflas etti’

Suriye krizi konusunda bir yıl önce SÖZCÜ’ye söyledikleri doğru çıkan bilge
diplomat Şükrü Elekdağ ile son gelişmeleri değerlendirdik.

İŞTE O SÖYLEŞİ:

Sev­gi­li okur­la­rım,
ABD Baş­ka­nı Oba­ma ile Rus­ya li­de­ri Pu­tin, Su­ri­ye­’de­ki kim­ya­sal si­lah­la­rın im­ha­sı üze­rin­de an­laş­tı­. Böy­le­ce tüm dün­ya­nın ge­ri­lim için­de bek­le­di­ği AB­D’­nin Su­ri­ye­’ye yö­ne­lik ha­va ope­ras­yo­nu, şim­di­lik ra­fa kalk­tı. Ar­dın­dan so­ru­na si­ya­si bir çö­züm bul­mak ama­cıy­la 2. Ce­nev­re Kon­fe­ran­sı­’nın top­lan­ma­sı gün­de­me gel­di. Su­ri­ye me­se­le­si­ne si­ya­si çö­züm ko­nu­sun­da hem kü­re­sel ak­tör­ler olan ABD ile Rus­ya ara­sın­da, hem de ulus­larara­sı alan­da bir kon­sen­süs oluş­muş­ken, Baş­ba­kan Er­do­ğa­n’­ın hâ­lâ tek ba­şı­na sa­vaş çı­ğırt­kan­lı­ğı yap­ma­sı si­ya­si ba­si­ret ve sağ­du­yu­su­nun sor­gu­lan­ma­sı­na ne­den olu­yor. Sa­de­ce bu hu­sus­ta de­ğil, di­ğer ko­nu­lar­da da Er­do­ğan hü­kü­me­ti­nin al­dı­ğı ir­ras­yo­nel ka­rar­lar­la dış po­li­ti­ka­, çok teh­li­ke­li bir çık­ma­za gir­miş du­rum­da. An­ka­ra bu tu­tu­mu­nu “de­ğer­li yal­nız­lı­k” gi­bi gü­lünç kav­ram­lar­la iza­ha ça­lı­şı­yor. Sı­nı­rı­mı­zı ih­lal eden Su­ri­ye he­li­kop­te­ri­nin jet­le­ri­miz ta­ra­fın­dan dü­şü­rül­me­si, sa­vaş teh­li­ke­si­nin ka­pı­mız­da ol­du­ğu şek­lin­de de­ğer­len­di­ri­li­yor.
Bu­gün, da­ha ön­ce­ki soh­bet­le­ri­miz­de Su­ri­ye kri­ziy­le il­gi­li tüm ön­gö­rü­le­ri ger­çek­le­şen bil­ge dip­lo­mat, Was­hing­ton es­ki Bü­yü­kel­çi­si Şük­rü Elek­dağ ile son ge­liş­me­le­ri ele ala­ca­ğız.


UĞUR DÜN­DAR (UD): Sa­yın Elek­dağ Tür­ki­ye-ABD iliş­ki­le­rin­de son dö­nem­de so­ğuk rüz­gar­lar es­ti­ği öne sü­rü­lü­yor. Siz de ay­nı ka­nı­da mı­sı­nız? Bu ko­nu­da gö­rü­şü­nüz ne­dir?


ŞÜK­RÜ ELEK­DAĞ (ŞE): Was­hing­ton-An­ka­ra iliş­ki­le­ri o ka­dar ger­gin ki, du­ru­mun kriz ola­rak ni­te­len­me­si hiç de yan­lış ol­maz. Kriz, Baş­ba­kan’­ın Mı­sı­r’­da Mur­si­’ye kar­şı dü­zen­le­nen dar­be­nin ar­ka­sın­da İs­ra­il’­in ol­du­ğu­nu söy­le­me­siy­le baş­la­dı. Baş­ba­kan elin­de bu id­di­ası­nı ka­nıt­la­yan bir “bel­ge­” ol­du­ğu­nu da söy­le­miş­ti. An­cak “bel­ge­” de­di­ği ka­nıt, iki yıl ön­ce dü­zen­le­nen bir pa­nel­de Ya­hu­di asıl­lı Fran­sız dü­şü­nür Ber­nard Le­vi­’nin Mı­sı­r’­la il­gi­li ola­rak di­le ge­tir­di­ği tah­min­ler­den iba­ret­ti. Ay­nı gün, Be­yaz Sa­ray bir açık­la­ma ya­pa­rak “Baş­ba­kan’­ın söz­le­ri­ni kuv­vet­le kı­na­dı­” ve İs­ra­il’­e yö­ne­lik id­di­anın “sal­dır­gan, da­ya­nak­sız ve ha­ta­lı­” ol­du­ğu­nu vur­gu­la­dı. Ze­hir zem­be­rek açık­la­ma An­ka­ra­’da şok et­ki­si yap­tı. Bir sü­re nut­ku tu­tu­lan Baş­ba­kan alt­tan ala­rak, “Be­yaz Sa­ra­y’­ın ce­va­bı­nı du­yun­ca üzül­düm. Mu­ha­ta­bı­mız Be­yaz Sa­ray de­ğil­di. Be­yaz Sa­ra­y’­a ne olu­yor da ko­nu­şu­yor. Ko­nuş­ma­sı ge­re­ken İs­ra­il ol­ma­lıy­dı­” de­mek­le ye­tin­di. Bir ömür bo­yu­dur Türk-Ame­ri­kan iliş­ki­le­ri­ni ya­kın­dan iz­le­yen bir ki­şi ola­rak şu­nu söy­le­ye­bi­li­rim: “Hiç­bir Türk Hü­kü­me­ti, Was­hing­to­n’­un bu ka­dar sert bir kı­na­ma­sı­na ve bu den­li ha­şin bir üs­lup ve ağır ifa­de­ler­le yap­tı­ğı bir uya­rı­ya mu­ha­tap ol­ma­mış­tır.”


UD: Kriz iliş­ki­le­ri na­sıl et­ki­ler?


ŞE: 2004 Mar­t’­ın­da Tür­ki­ye ben­zer bir kriz­le kar­şı­laş­tı. Ha­ma­s’­ın ku­ru­cu­su Şeyh Ya­sin, sa­bah na­ma­zın­da ca­mi­den çı­kın­ca te­ker­lek­li san­dal­ye­sin­de İs­ra­il uça­ğı­nın at­tı­ğı ro­ket­le pa­ram­par­ça edil­di. Baş­ba­kan Er­do­ğan bu ci­na­ye­ti kı­na­dı ve İs­ra­il’­i “dev­let te­rö­rü­” uy­gu­la­mak­la suç­la­dı. Er­do­ğa­n’­ın söz­le­ri, AB­D’­de­ki İs­ra­il lo­bi­si­nin kuv­vet­li tep­ki­le­ri­ne ve ABD ba­sı­nı­nın Tür­ki­ye aley­hi­ne kam­pan­ya baş­lat­ma­sı­na yol aç­tı. Bu ara­da Er­do­ğan, ay­lar geç­me­si­ne rağ­men Baş­kan Bus­h’­tan ta­lep et­ti­ği ran­de­vu­yu bir tür­lü ala­mı­yor­du. Was­hing­ton ran­de­vu­yu Er­do­ğa­n’­ın Tel Avi­v’­e gi­dip Şe­ti­la kat­li­amı suç­lu­su “Ka­sa­p” la­kap­lı Ari­el Sha­ro­n’­la gö­rüş­me­sin­den son­ra ver­di. Ya­ni Was­hing­ton vi­ze­si­ni al­mak için Er­do­ğa­n’­ın Sha­ro­n’­un aya­ğı­na gi­de­rek du­ru­mu dü­zelt­me­si ge­rek­ti! Ve on­dan son­ra Bush ta­ra­fın­dan 2005 Ha­zi­ra­n’­ın­da Oval Ofi­s’­te ka­bul edil­di. Bu iti­bar­la, bun­dan böy­le taş çat­la­sa Baş­ba­kan Er­do­ğan İs­ra­il ile buz­la­rı erit­me­den Be­yaz Sa­ra­y’­da Oba­ma ile gö­rü­şe­mez. Söy­le­dik­le­rim yan­lış an­la­şıl­ma­sın. Or­ta­do­ğu­’da­ki ABD he­ge­mon­ya­sı­nın bek­çi­li­ği­ne so­yun­muş olan AKP Hü­kü­me­ti ile iliş­ki­le­ri­ni ak­sat­mak Was­hing­to­n’­un işi­ne gel­mez. Ama Er­do­ğa­n’­ın Be­yaz Sa­ra­y’­da ka­bu­lü de İs­ra­il vi­ze­si ol­ma­dan ger­çek­leş­mez. Bu ifa­de­me mim ko­yun!


UD: Ya­ni, Tür­ki­ye-ABD iliş­ki­le­ri İs­ra­il’­in ipo­te­ği al­tın­da… Utanç ve­ri­ci bir du­rum!.. Şim­di Su­ri­ye me­se­le­si­ne eği­le­lim. Oba­ma-Pu­tin an­laş­ma­sı “il­le de sa­va­ş” di­yen Er­do­ğa­n’­ın dün­ya ger­çek­le­ri­ne ne den­li ters düş­tü­ğü­nü açık­ça or­ta­ya koy­du. An­ka­ra­’nın Su­ri­ye ba­ta­ğın­dan çı­kış yo­lu ne­dir? 


ŞE: Ön­ce, Pe­ters­bur­g’­da­ki G-20 zir­ve­sin­de AKP ik­ti­da­rı­nın Su­ri­ye po­li­ti­ka­sı­nın if­la­sı­nın tes­cil edil­di­ği­ni be­lir­te­yim. O ka­dar ki, Oba­ma ile Pu­tin, as­ke­ri mü­da­ha­le­nin en­gel­len­me­si­ni ön­gö­ren bir plan üze­rin­de ön mu­ta­ba­kat sağ­lar­ken, Su­ri­ye me­se­le­sin­de mer­ke­zi bir ko­nu­mu olan, ağır bir yük ve cid­di risk­ler üst­le­nen Tür­ki­ye­’nin Baş­ba­ka­nı­’na da­nış­ma­ya te­nez­zül bi­le et­me­di­ler. Mu­ta­ba­kat hak­kın­da bil­gi bi­le ver­me­di­ler. Bu, haz­mı son de­re­ce zor, kas­di ve en ha­fi­fin­den dış­la­yı­cı ve kü­çüm­se­yi­ci dav­ra­nış­tır. Si­zin­le Su­ri­ye ko­nu­sun­da yap­tı­ğı­mız ve SÖZ­CÜ­’de 27 Ha­zi­ran 2012’de ya­yım­la­nan rö­por­taj­da, Er­do­ğa­n’­ın “E­sad re­ji­mi­ni bi­tir­me­” ve Sün­ni is­yan­cı­la­rı des­tek­le­me po­li­ti­ka­sı­nın, böl­ge­yi ve Tür­ki­ye­’yi fe­la­ke­te sü­rük­le­ye­ce­ği­ni, “Tür­ki­ye­’nin mez­hep­sel-kül­tü­rel do­ku­su üze­rin­de de çö­zül­me et­ki­si ya­pa­ca­ğı­nı­” be­lirt­miş­tim. Rus­ya ile AB­D’­nin de, se­kü­ler eği­li­me sa­hip Ba­as re­ji­mi­nin mu­ha­fa­za edil­me­sin­de ve Müs­lü­man Kar­deş­ler ile Se­le­fi­le­rin ha­ki­mi­ye­tiy­le so­nuç­la­na­cak bir çö­zü­mün ön­len­me­sin­de fi­kir bir­li­ği için­de ol­duk­la­rı­nı vur­gu­la­mış­tım. Önü­müz­de­ki 2. Ce­nev­re Kon­fe­ran­sı­’nın bu il­ke­le­ri esas alan bir çö­zü­me odak­la­na­ca­ğı an­la­şı­lı­yor. Hü­kü­me­t iz­le­di­ği mez­hep­sel po­li­ti­ka ile Su­ri­ye­’nin ya­kı­lıp yı­kıl­ma­sı­na yol aç­tı­ğı gi­bi, Tür­ki­ye­’de de Sün­ni-Ale­vi kış­kırt­ma­cı­lı­ğı­na ve mez­hep­sel saf­laş­ma­nın de­rin­leş­me­si­ne ne­den ol­du. Su­ri­ye ba­ta­ğın­dan çı­kış yo­lu, Hü­kü­me­t’­in ha­ta­sı­nı ka­bul edip Esa­d’­ı ve re­ji­mi­ni as­ke­ri yön­tem­le dü­şür­me he­de­fin­den vaz­geç­me­si, El-Kai­de bağ­lan­tı­lı Ci­hat­çı ra­di­kal un­sur­la­ra des­te­ği kes­me­si ve Ce­nev­re Kon­fe­ran­sı gi­bi gi­ri­şim­le­ri des­tek­le­me­si­dir. Dü­şü­rü­len Su­ri­ye he­li­kop­te­rine ge­lin­ce, bu­gü­nkü kon­jonk­tü­r­de mi­sil­le­me ya­pa­rak kri­zi tır­man­dır­ma­nın Şa­m’­ın işi­ne gel­me­ye­ce­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum.
UD: Baş­ba­kan, Mı­sı­r’­da­ki olay­la­rın tar­tı­şıl­dı­ğı bir TV otu­ru­mun­da ağ­la­mış ve uzun sü­re göz­yaş­la­rı­nı kon­trol ede­me­miş­ti. Dış po­li­ti­ka­da duy­gu­sal ve ro­man­tik ol­du­ğu gün­de­me ge­lin­ce, si­ya­si Baş­da­nış­ma­nı Yal­çın Ak­do­ğan, “Baş­ba­ka­n’­ın ras­yo­nel­li­ği ve re­el po­li­ti­ka­yı gö­zar­dı et­me­yen bir ah­la­ki­lik için­de ha­re­ket et­ti­ği­ni­” açık­la­dı. Ak­do­ğan hak­lı mı? 
ŞE: Dış po­li­ti­ka­da, dü­rüst­lük, ina­nı­lır­lık ve ah­la­ki de­ğer­le­rin gö­ze­til­me­si önem­li il­ke­ler­dir. An­cak ön­de ge­len il­ke, ulu­sal çı­kar­la­rın ko­run­ma­sı­dır. Mac­hi­avel­li, Prens ad­lı ese­rin­de, bi­rey­sel ah­lak ile po­li­tik ey­le­min bir­bi­ri­ne ka­rış­tı­rıl­ma­ma­sı­nı öne­rir. Baş­ba­kan Dis­ra­eli de, “Dev­let­le­rin ebe­di dost­la­rı de­ğil, ebe­di men­fa­at­le­ri var­dı­r” di­ye­rek dış iliş­ki­ler­de ulu­sal çı­kar­la­rın ah­la­ki de­ğer­le­rin üs­tün­de ol­du­ğu­nu vur­gu­la­mış­tır. Unut­ma­ya­lım, 2009’da hi­le­li bir se­çim­le ik­ti­da­ra ge­len İran Cum­hur­baş­ka­nı Ah­me­di­ne­ja­d’­ı ilk teb­rik eden, bu­gün Mur­si­’nin ka­de­ri­ne yas tu­tan AKP ik­ti­da­rı­dır. Kad­da­fi­’nin öl­dü­rül­me­den ön­ce son da­ki­ka­ya ka­dar “dost­la­rı­m” di­ye şe­fa­at bek­le­di­ği Er­do­ğan ile İtal­ya Baş­ba­ka­nı Ber­lus­co­ni­’nin kıl­la­rı­nı da­hi kı­pır­dat­ma­ma­la­rı da, dış po­li­ti­ka­nın ulu­sal çı­ka­ra da­ya­lı acı­ma­sız yü­zü­nü gös­te­ri­yor. Ay­rı­ca, Baş­ba­ka­n’­ın po­li­ti­ka­sın­da bir kat­re ras­yo­nel­lik ve ger­çek­çi­lik de yok­tur. Ol­say­dı, ik­ti­da­r en ya­kın kom­şu­la­rıy­la ve dost ol­du­ğu ül­ke­ler­le düş­man ko­nu­mun­da olur muy­du? Tür­ki­ye şim­di “sı­fır dos­tu olan bir ül­ke­” ola­rak ni­te­le­ni­yor, hat­ta ala­ya alı­nı­yor…

Cum­hu­ri­yet dev­rim­le­ri ve la­ik­lik tah­rip edil­di

UD: Pe­ki Tür­ki­ye bu pe­ri­şan du­ru­ma na­sıl düş­tü? 
ŞE: Tür­ki­ye­’nin dış po­li­ti­ka­sı­nın teh­li­ke­li bir çık­maz­da ol­ma­sı­nın ne­de­ni AK­P’­nin din ve mez­hep ek­sen­li dün­ya gö­rü­şün­den kay­nak­la­nı­yor. İk­ti­da­ra gel­me­sin­den iti­ba­ren AKP, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti­’nin dev­let ve top­lum ya­pı­sı­nı ve dış po­li­ti­ka­sı­nı Sün­ni İs­lam­cı gö­rü­şe gö­re şe­kil­len­dir­mek is­te­miş­se de, böy­le bir dö­nü­şüm gü­cü­nü ken­di­sin­de gör­me­di­ğin­den bu pro­je­si­ni giz­le­miş­tir. AKP ik­ti­da­rı, AB’­ye üye ol­ma­yı ön­ce­lik­li bir si­ya­si he­def ola­rak ilan et­mek ve AB norm­la­rı­na uy­gun re­form­la­rı gös­te­riş­li bir şe­kil­de ger­çek­leş­tir­mek su­re­tiy­le, hem Tür­ki­ye­’de­ki ge­niş bir ay­dın çev­re­si­ni, hem de Ba­tı dün­ya­sı­nı, mo­dern ve çağ­daş bir top­lum ya­pı­sı­nı ve ço­ğul­cu de­mok­ra­tik bir sis­te­mi iç­ten­lik­le be­nim­se­di­ği­ne inan­dır­mış­tır. Ba­tı dün­ya­sı bir sü­re AK­P’­yi, İs­la­mi de­ğer­ler­le de­mok­ra­si­yi bağ­daş­tı­ran ve gev­şek bir la­ik­lik or­ta­mın­da uy­gu­la­yan bir sen­te­zin ya­ra­tı­cı­sı ola­rak gör­müş ve öv­müş­tür. An­cak, 2007 se­çim­le­ri­ni iz­le­yen dö­nem­de ye­ter­li si­ya­si gü­ce sa­hip ol­du­ğu ka­nı­sı­na va­ran AKP fa­na­tik bir ih­ti­ras ve cü­ret­le Tür­ki­ye­’nin te­mel kim­li­ği­ni Os­man­lı­cı-Sün­ni İs­la­mi kim­li­ğe dö­nüş­tür­me­ye gi­riş­miş­tir. Bu ham­le­nin ba­şa­rı­lı ol­ma­sı için, or­du­nun ele ge­çi­ril­me­si ve Cum­hu­ri­yet dev­rim­le­ri ile Ke­ma­lizm, la­ik­lik, Türk Mil­le­ti ve ulus-dev­let kav­ram­la­rı­nın tah­rip edil­me­si ve bu kav­ram­la­rı sa­vu­nan bü­tün ku­rum­la­rın tas­fi­ye­si ge­re­ki­yor­du. AKP bu he­def­le­ri­ni bü­yük öl­çü­de ger­çek­leş­tir­miş ve dış si­ya­se­ti­ni de bu kim­li­ğe uy­gun şe­kil­de for­mü­le et­miş­tir. Ha­len AKP, Sün­ni mer­kez­li ve Şi­a ile ça­tış­ma ek­sen­li bir Or­ta­do­ğu si­ya­se­ti iz­li­yor. Bu­nu söz­de ye­ni Os­man­lı­cı­lık viz­yo­nuy­la ka­muf­le edi­yor. İk­ti­da­rı­n Su­ri­ye­’de ba­tak­lı­ğa sap­la­nan dış si­ya­se­ti­nin ne­de­ni bu Sün­ni­ci ve Şi­a ile ça­tış­ma­cı dış si­ya­set­tir. Ira­k’­ı ken­di­ne düş­man et­me­si de bu si­ya­set­ten ile­ri ge­li­yor. Er­do­ğa­n’­ın Mı­sı­r’­da­ki Müs­lü­man Kar­deş­le­r’­le aşı­rı de­re­ce­de öz­deş­le­şir ha­le gel­me­si ve böl­ge­de­ki di­ğer Müs­lü­man ül­ke­le­re ol­du­ğu ka­dar ABD ile AB’­ye de ters düş­me­si, yi­ne bu se­bep­ten­dir. İde­olo­jik kör­lü­ğü ne­de­niy­le önü­nü gö­re­me­yen, ba­si­ret­siz, yü­zü­nü Ba­tı dı­şı dün­ya­ya çe­vir­miş, aşı­rı duy­gu­sal ve şaş­kın bir ik­ti­dar­la yö­ne­ti­li­yo­ruz. Söz­le­ri­mi Meh­met Aki­f’­in şu di­ze­le­riy­le bi­ti­re­yim: “Ka­der­miş!” Öy­le mi? Ha­şa bu söz de­ğil doğ­ru/Be­la­nı is­te­din Al­lah da ver­di… Doğ­ru­su bu.

UD: Sa­yın Elek­dağ hükümetin dış po­li­ti­ka­sı­na yö­ne­lik çar­pı­cı de­ğer­len­dir­me­le­ri­ni­ze çok te­şek­kür ede­rim.
ŞE: Ben te­şek­kür ede­rim, Sa­yın Dün­dar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.