İdeolojik mastürbasyon ve Cumhurbaşkanlığı-M. Fatih Doğrucan

Bu yazıyı kaleme alıyorum, Çünkü 3 yıldır devamlı bu konu üzerine kalem oynatıyorum ve 3 yıldır bazı noktaları işaret ediyorum… Ülkede İdeolojik Masturbasyon ve tatmin arayışı çılgınlığı, ideolojisizler ordusu olarak tarif edebileceğimiz veya ideolojisini basit sloganlara sığdırıp bir ADAM’a sadakat duymayı fikir zannedenlerin İKTİDARI ile sonuçlanmıştır. Yaklaşık 3 yıldır Türk toplumunu kritik ederek yazıyorum ve ne yerel seçimler, ne de diğer seçimlerle ilgilendim, sadece CUMHURBAŞKANLIĞI konusu ile ilgilendim… Çünkü Cumhurbaşkanlığı meselesi artık bir kırılma noktası değil dönüşme noktasıdır.

Toplumda 30 MART seçimlerinin geçmesi ile beraber yeni CUMHURBAŞKANI kim olsun sorusunun sorulduğunu ve bu sorulara ise AĞIRLIKLI olarak duygusal CEVAP verildiğini görmekteyiz… Özellikle İdeolojik masturbasyon ve tatmin arayışı ile bir takım isimler ortaya çıkıyor ve hani Abdullah Gül’ün o meşhur tweeti ile “insan gerçekten hayret ediyor”. O sebeple ortaya çıkan isimleri TOPLUMSAL ÖLÇEK parantezinde kalmak kaydıyla kendi şahsi penceremden cevaplamaya çalıştım…

ABDULLAH GÜL;

Sıklıkla, gerçekten hayret etmesi ve eylem olarak kınama perspektifinin ötesine geçmediği hissini uyandırmasıyla beraber, her fırsatta BAŞBAKAN ile yol arkadaşı olduğunu vurgulaması, bu kadar dominant ve örgütlü-teşkilatçı bir BAŞBAKAN karşısında tarafsızlık hamisi olamayacakmış inancına sebebiyet veriyor. Halbuki 2007 seçimlerinde AKP zaferinin belki de en önemli gerekçisi ABDULLAH GÜL’dü… Hatırlayacak olursanız o seçimde yüzde 13-14 oy artışı yakalayan AKP nezdinde halk, BAŞBAKAN seçmekten çok neredeyse açık bir biçimde CUMHURBAŞKANI seçmişti. Fakat şu sıralar Abdullah Gül’ün AKP adayı olarak belirmesi durumunda kendi oy kitlesini alamayacağını dahi söylesek yanılmış olmayız. Kısacası öngörüsel olarak geçtiğimiz senelerde en güçlü adaylardan biri olan Abdullah GÜL için bu sayfa neredeyse kapanmak üzere…

RECEP TAYYİP ERDOĞAN;

Kendi kitlesine hâkim olacağı ortadadır. Ancak bu oran yüzde 45 ötesine geçemeyecek gibi durmaktadır. Yetkileri elinde toplamak isteyen özgüvenli OTORİTER görünümüne tam manasıyla sorgulamaksızın teslim olanlar olsa da bunu kesinlikle red eden kitleler de mevcuttur. Belki de bir LİDER hiç bu kadar sevilmemişti ve aynı oranda kendisinden hiç bu kadar nefret edilmemişti. Bu durum ise BAĞIMSIZLIK-TARAFSIZLIK tecellisi olarak beliren CUMHURBAŞKANLIĞI kavramı ile çelişiyor. Diğer yandan AÇILIM politikası gereği BDP ile bir gizil koalisyon yapılabilir hissi kamuda hakim ama bu durumda çok rahat bir biçimde kontrol ettiği kitlenin itirazı ve sorgulamasıyla karşı karşıya kalacağı da muhakkak…. Son 5 yılın en güçlü CUMHURBAŞKANI adayı olan ancak son 2 yıl ekseninde bu inanırlığı ve kabullenmişliği kendi lehine kullanamayan Sn. Başbakan için bu hedefe ulaşmak çok zor… Ancak İDEOLOJİK masturbasyon ile karşısındaki muhalefetin DUYGUSAL isimler etrafında dönmesi sonucu bu hedefe rahatlıkla ulaşacakmış hissini doğuruyor.

EMİNE ÜLKER TARHAN

İşte duygusal refleksler ve bireysel beğeniler ışığında ortaya atılan bir isim… Evet, Emine Ülker Tarhan gerçek bir hanım efendi ve SEÇKİN kodların neredeyse tam bir tezahürü… Hukukçu jargonuna hakim olarak belki de hukuksuzluğun karşısında çok iyi bir ilaç… Ancak gel gelelim ki bu CUMHURBAŞKANLIĞI meselesinde önemli bir siyasal kırılma var… bu siyasal kırılma ise Dünya Konjonktürü ile alakalı bir mesele… Harlem’li Obama’nın, sonradan görme Berlusconi’nin Fransız arka mahallesi olan BANLİYÖ çocuğu Sarkozy’nin liderliğe yürüyebildiği bir popülizm çağında TÜRKİYE için de şartlar çok farklı değil… Doğal olarak SEÇKİN çizginin yerden yere vurulduğu ve seçkinlerin ise toplumun yüzde 10 küsürüne tekabül ettiği oranda bu hanımefendi için CUMHURBAŞKANLIĞI seçimi kesin bir mağlubiyet olacaktır. Hak etmediği bir mağlubiyet hem de… O sebeple isminin ideolojik olarak ortaya atılması onu tanımayanların KARŞI-KAMPLAŞMA yaratmasına sebebiyet vereceği gibi, ülkenin zekasına ihtiyaç duyduğu bu hanım efendiyi bu kadar basit yıpratmaması gerekir.

ŞAFAK PAVEY;

Şafak Hanım iyi eğitim ve kültür parantezinde bir GÖRGÜ nesnesi olarak karşımızda beliriyor. Özel konularda mücadele azmi TAKDİR toplayan bir siyasetçi… Ancak iyikonuşma avantajı yüzünden tarafların bu hanımefendinin ismini ideolojik olarak ortaya attığını düşünüyorum. Açık söylemek gerekirse Emine Hanım’ın karşı karşıya kalacağı anlaşılmazlık paradoksu ŞAFAK Hanım’ın da problemi olacaktır.

DEVLET BAHÇELİ;

Esasında benim de gönlümden geçen ve aynı yukarıda bahsettiğim İDEOLOJİK tatmin sebebiyle olmasını arzu ettiğim isim… Kaldı ki DEVLET ADAMLIĞI prensibikonusundaki tavizsizliği, sağduyulu tavrı ve SAKİN soğukkanlılığı toplumsal çatışma tehlikesine karşı sığınılacak en sağlam LİMAN özelliği gösteriyor. Fakat gel gör ki, Propaganda amacıyla ÖCÜ olarak gösterilen ve benim de mensubu olmakla onur duyduğum bir PARTİ’nin genel başkanı olarak daimi surette İTİBARSIZLAŞTIRMA mühendisliği ile sorgulama eksenine oturtulmuştur. Diğer yandan bir PARTİ GENEL BAŞKANI olarak sanıyorum ki, partiler üstü olması gereken CUMHURBAŞKANLIĞImakamına yine kendi DEVLET TERBİYESİ gereği başvurmayacakmış gibi geliyor bana… Kaldı ki MİLLİYETÇİ referans MİLLET eksenindedir. Millet eksenininde beliren isme kayıtsız kalmayacağını, önceki politikalarından hareketle ifade edebilirim.

MERAL AKŞENER;

Cumhurbaşkanlığı meselesinde gelmiş-geçmiş en güçlü alternatif isim… Evlad-ı Fatihan yani MUHACİR kızı olması sebebiyle CHP içinde ağırlıklı duran bu oyları alabileceğini düşünüyorum… Güçlü bir kadın olarak ERKEKÇE yapılan bu siyaset kirlenmişliğinde öne çıkabileceği ve KADIN NEZAKETİ ile ERDEMİNİ siyasete taşıyabileceğini düşünüyorum. Toplumsal ÖTEKİLEŞTİRME ekseni arttığında ANA şefkati başvurulan SOSYO-PSİKOLOJİK bir hadisedir ve Meral Akşener bu açıdan şanslı görünüyor. Muhafazakar kesim için 28 ŞUBAT sürecinde vermiş olduğu DEMOKRASİ mücadelesi hala bir efsane niteliğinde ve kulaktan kulağa anlatılıyor. Dolayısıyla AKP seçmeninin DEVLET kaygısı güden ve en az üçte bir olarak beliren seçmeninin oylarını alabilir desem haksızlık yapmış olmam… CUMHURİYET kavramı ve onun üzerinde yükselen MODERNİZASYON kültürünün en bariz örneklerinden olan Meral Akşener, kültürel kodları ile bir tarafı kent bir tarafı köy sosyolojisinden besleniyor. Yeni CUMHURBAŞKANI’nın kadın olma olasılığı üzerinden yapılan tartışmalar çoğu zaman kendisini işaret ediyor. Ancak MHP içinde bir takım dar gruplar haricinde herkes bu sisim üstünde uzlaşırken, partiyi tüm ülkeye kapatıp kendi dar koridorlarında TEŞKİLATÇILIK oynama heveslisi olanlar ne der? Bilemem!! Ancak Ülkenin bu talebine kayıtsız kalan bir MHP söz konusuolmaz… O halde Neden olmasın?

HAŞİM KILIÇ

Bir bürokrat ve hukukçu profili üzerinden daha önce de denenen CUMHURBAŞKANI profili toplumu belirleyen muhafazakar algılar açısından sonuç vermemiştir. Sorunları sadece ertelemek olacaktır ki, siyasetin ETKİN pozisyona büründüğü noktada gerçekleşmeyecek bir hadisedir.

OSMAN PAMUKOĞLU-İLKER BAŞBUĞ

Bu iki ismi beraber inceleyelim dedik… İkisinin de olma ihtimali yok… Osman Pamukoğlu TOPLUM için iyi bir asker hatta KAHRAMAN, ancak sadece o kadar… İlker Başbuğ ise bir mağduriyet meselesi üzerinden isimlendiriliyor gibi durmaktadır. Bu saygın Devlet Adamı için toplumsal hafıza ve değerlendirme süreci maalesef henüz daha yeni başlıyor. Tarih bu paşaların saygınlığı üzerinden belki yeniden yazılacak ileride… Ancak görünen o ki, o gün bugün değil…

Mehmet Fatih DOĞRUCAN

https://twitter.com/fatihdogrucan

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kenan 3 yıl önce

cumhurbaşkanı bahçeli olacak. devletin başına devlet gelecek... tayyip erdoğan başbakanlığı bırakıp cumhurbaşkanlığını seçmeyecektir.. devlet bahçeli şu anda tek alternatiftir...