Hüseyin Gülerce ‘normalleşme’ için tarih verdi

“Hükümet-cemaat meselesinde, insanımızın ve ülkemizin huzuru adına karamsarlık içine düşenlerin sayısı artıyor.” diyen Hüseyin Gülerce, “Şu saatten sonra beni ve pek çok insanı düşündüren; büyüyen yangının, şiddeti artan fırtınanın, kopmak üzere olan çığın, en az zararla nasıl atlatılacağıdır.” Dedi ve “aydınlıklara kavuşulacağına” inandığını belirtti.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ SONRASI DÜZELECEK

Bu atmosferin kalıcı olmayacağına inandığını belirten Gülerce, “özellikle cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Türkiye’nin normalleşeceğine, sonunda milletimizin -Allah’ın yardımıyla- en doğru kararı vereceğine inanıyorum.” dedi.

Gülerce yazısına şöyle devam etti:

“İman, umut, millete güvenme, yükselen değerlerimizin bir daha hırpalanmayacağı inancı ile sonunda, nehir yatağını bulacaktır diye düşünüyorum…
Demek ki en az bir yıllık sıkıntı ile ırgalanacak, sarsılacak, üzülecek, zaman zaman yeise kapılacağız. Çıkış yolu var mı? Daha önce de ifade ettim, çıkış yolunu kolaylaştıracak iki esas var: Birincisi, demokratik terbiyeyi bozmadan, ilke ve esasları savunarak hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak. Bütün iddiaları, yargının neticelendirmesini savunmak. Yargı kararları olmadan kimseyi mahkûm etmemek. Bu konuda çok dikkatli olmak. Peşin hükümlerin, psikolojik harp taktiklerine dayalı algı oluşturmalarının önünü kesmek… İlle de hukuk, ille de demokrasi demek… Büyük hukukçu Cevdet Paşa, “Usul esasa mukaddemdir.” diyor. Yani “Usul, esastan önce gelir”. Bugün yaşadığımız yargı tartışmalarında bu sözün ne kadar önemli, kıymetli olduğunu herkes anlamış bulunuyor. Usul hataları, özü doğru pek çok davayı tartışılır hale getirir. Delil toplama titizliğinden tutunuz, delillerin değerlendirilmesi, karartılması, bazı delillerin görmezden gelinmesi, bilirkişi seçimleri hep usule riayetteki ölçülerdir. Bir de siyaset ve medya ayağı usul konusunda çok önemli. Siyasi aktörler ve onların etkilediği medya vasıtasıyla yargısız infazlar, evet, bu ülkede yargıyı etkilemeye yöneliktir ve adaletin korkulu rüyasıdır…

İkinci esas, duruşumuz, üslubumuzdur. Kim üslup güzelliğini korursa, kim diline sahip çıkarsa onun başı yarın dik olacaktır. Üslup, usul kadar değerlidir. Yanlış üslup, haklı olduğunuz yerde sizi haksızlığa mahkûm edebilir. Kaldı ki, mümin duruşların ne güzel bir düsturu var: Sövene dilsiz, dövene elsiz gerek… Rencide olsan da rencide etme, kırılsan da kırma…
Gün bugündür…”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.