Halkın parasıyla,Halka kara propaganda

Güven sıralamasında medyanın yerlerde süründüğünü ifade eden Bugün'den Erhan Başyurt, Sabah-atv yayın grubunun işadamlarından para toplanmak yoluyla satın alındığı hatırlattı ve bu paranın nasıl milletin sırtına yüklendiğini açıklayarak ekledi: "Tarihin en büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yıpratacak, soruşturmayı yürütenleri karalayacak, kamuoyunun dikkatini başka yönlere çekecek iftira ve yalan haberler yayınlıyor. Aslında yaşananlar medyaya güvenin neden yerlerde süründüğünün ve kamuoyunun bu kararında haklı olduğunun da delili..."

İşte, Başyurt'un yazısı:

Medyaya güven ve 'ihale havuzu'...

Medyamız, güven sıralamasında neredeyse yerlerde sürünüyor.

Bunun haklı sebepleri yok değil.

Yalan haberler, gazeteler üzerinden karalama kampanyaları yürütenler, yolsuzluk ve hukuksuzluktan yana, darbelerden yana saf tutanlar.

Bütün bu yıpratıcı unsurlara, son dönemde patlak veren “iktidar medyası” skandalı da tuz biber oldu.

Sabah-atv yayın grubunun, Üçüncü Havalimanı ve Üçüncü Köprü ihalelerini alan işadamlarından para toplanmak yoluyla satın alındığı ortaya çıktı.

Tarihin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu her ne kadar engellenmeye çalışılıyorsa da, deliller ve iddialar artık Meclis kürsülerinden dile getiriliyor.

Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır...

Havuza para toplanıyor

Bu konuda da yayın yasaklarına, savcılara müdahalelere, fezlekeleri engellemelere rağmen bu kural işliyor.

Meclis’ten kamuoyuna yansıyan yasal dinleme kayıtları ve tapelere göre, uluslararası bir medya grubunun Sabah-atv grubunu satın alması engelleniyor.

Sonrasında medya grubunu satın almak için işadamlarından para toplanıyor.

Daha doğrusu dev ihaleleri alan iş adamlarına, Kemal Kılıçdaroğlu’nun deyimi ile “salma” yapılıyor.

Yani, herkesin havuza kaç para vereceği tek tek tebliğ ediliyor.

Siyasi kararın icrası görevini bir bakan üstleniyor.

Dev ihaleleri alan dört işadamına ayrı ayrı 100 milyon dolar, bir işadamına 30, bir diğer iş adamına da 20 milyon dolar fatura kesiliyor.

Kıyak ihale sözü veriliyor

Yine kamu ihalelerinde adları ön plana çıkan iki iş adamından da tespit edilemeyen bir miktarda para alınıyor.

İş adamlarının kendi aralarındaki “feveranları”, “uykusuz geçen geceleri” yani gönülsüz olarak bu paraları vermek zorunda kaldıkları yasal dinlemelere yansıyor.

Yine delil dosyalarında bu paraların iş adamlarından alınıp, zırhlı araçlarla nakledildiği de fiziki takip fotoğrafları ile belgeleniyor.

Hepsi bu da değil...

Canı yanan iş adamları, aralarında acısını milletten çıkaracaklarını ima eden küfürler savuruyorlar.

Hatta ırk düşmanlığı izhar eden laflar ediyorlar.

Daha vahimi, havuza para ödemeyi kabul eden iş adamlarına yeni “kıyak” ihaleler sözü veriliyor.

Yani kayıplarının fazlası ile kamu kaynaklarından, yani milletin sırtından karşılanacağı garantisi veriliyor.


Bu şekilde verilen bir ihale de zaten yolsuzluk dosyası içerisinde delil olarak yer alıyor.

İş adamlarının havuzda toplanacak yüklü miktar için nakit zorluklarının aşılabilmesi için de bir kamu bankası devreye sokuluyor.

Yani yine halkın parası...


Yasal dinlemeler korkunç bir gerçeği daha ortaya çıkarıyor.

Daha doğrusu iş adamları, kendilerinden paraları toplamakla görevlendirilen ve karşılığında yeni kıyak ihaleleri vereceğini ifade ettikleri bakanın, 4 milyarlık iki ihale konusunda yüzde 10 ekstra ödeme istediğini belirtiyorlar.

Buna da rıza gösteriyorlar.


Bu durumda milletin sırtından ödenecek paranın, iş adamlarına nasıl bir kıyak sağlayacağını siz takdir edin...


İftira ve yalan haberler...

Meclis kürsüsünden halka canlı dinletilen bir medya grubunun “iktidar” tarafından “paravan” bir şirket üzerinden satın alınması çalışmaları ürpertici...

Kâğıt üzerinde “paravan” şirkete satışı yapılan o yayın grubu, 17 Aralık’tan bu yana her gün tüm imkânlarını kullanarak yalan haber ve kara propaganda yapıyor.

Tarihin en büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yıpratacak, soruşturmayı yürütenleri karalayacak, kamuoyunun dikkatini başka yönlere çekecek iftira ve yalan haberler yayınlıyor.

Aslında yaşananlar medyaya güvenin neden yerlerde süründüğünün ve kamuoyunun bu kararında haklı olduğunun da delili...

Umarım bu kriz vesilesiyle, “iftira ve hukuksuzluk” medyası ile “özgür ve demokrat” medya tamamen ayrılır.

Kurunun yanında yaşın da yanması son bulur.

Medyaya güven de dürüst yayın yapanlar üzerinden yeniden yükselir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.