Fethullah Gülen Başbakan olacaktı

Akit yazarı Hasan Karakaya “Fethullah Gülen Başbakan’dan özür dilemeli” diye yazarken, Habervaktim sitesi yazarı Fatih Uğurlu zehir zemberek bir yazı kaleme aldı.

 

“Fethullah Hoca ne yapmak istiyor” başlıklı yazısında Habervaktim sitesi yazarı Uğurlu, MİT krizinde Fethullah Gülen’in fiilen Başbakan olmak istediğini ileri sürdü.

 

İşte Fatih Uğurlu’nun Habervaktim’te yayınlanan yazısından ilgili bölümler: 

 

“(…) Bu arada; AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal gibi bu yalana hizmet eden ve CHP milletvekili gibi davrananlara gereken uyarı yapılmalı, anladıkları dilden konuşulmalıdır. İdris Bal bal gibi değil, baldıran zehiri gibi davranmaktan menedilmelidir. Ben cemaatin dershaneler konusunda verdiği bu ağır tepkinin bir meydan savaşı görüntüsünün onlar adına bindikleri dalı kesmek olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar bu iktidardan her istediklerini alan ve adeta şımararak ve haddi aşarak MİT’in başındaki Hakan Fidan’ı alaşağı edip, orada da kendilerinden birini görmek istediler. Yani davul Recep Tayyip Erdoğan’ın boynunda, tokmak da Fethullah Hocanın ve cemaatin elinde olacaktı. Hoca, fiilen başbakan olacaktı. Milli İstihbarat Teşkilatı’na istediğini atayamayan bir başbakan olabilir miydi ve işi yavaş yavaş:

- Erdoğan, artık makamını filan adama bırak! demeye vardırıyorlardı. Bu arada Fethullah Hoca, geniş halk yığınlarının desteğini arkasına alabilmek için atağa geçiyordu. İlk hamle Ankara’da bir cami-cemevi projesi olarak ortaya çıkıyor ve Hoca, Alevilerin bir kısmının kalbini fethetmeyi başarıyordu. İkinci tuhaf açıklama ise yine Pensilvanya’dan gelecekti.

Fethullah Hoca, Taksim Gezi Parkı eylemleri ile bir isyan hareketi başlatan, 500 aracı tahrip eden, 25 binayı yakan, 6 kişinin ölümüne sebep olan ve kendilerini çapulcu olarak vasıflandıran bununla da iftihar eden Gezi zekâlıların avukatlığına soyunuyor ve Erdoğan’ı eleştiriyordu. Onlara “çapulcu” demek onurlarını zedelemekti. Gülen Hocaefendi, Mavi Marmara olayında da İsrail’den izinsiz yola çıkıldığı için hükümeti suçlamakta beis görmüyordu.

Ardından ikinci hamle ETÖ, Balyoz, Sarıkız ve Ayışığı darbe planları dolayısıyla ile mahkemede yargılanıp ceza alan paşalarla ilgili bir açıklama geliyordu. O yaşlı-başlı paşaları görünce Fethullah Hoca pek üzülüyormuş. Elinde imkân olsa Silivri, Hasdal, Sincan’ın kapılarını açacak ve tüm cuntacıları serbest bırakacakmış. Hoca, bu iş için de Hz. Peygamber’in yaptığı bir davranışı örnek gösteriyordu. Enteresandır Fethullah Hoca’mız daha önce de İsrail’de Filistinli mücahitlerin saldırısı ile ölen Yahudi çocukları için çok acı çektiğini, üzüldüğünü söylemişti. Doğrusu Hocamızın rakik bir kalbi vardı, ama yanlış yerde ağlıyordu. Mesela 28 Şubat dönemindeNecmeddin Erbakan gibi bir başbakan Osman Özbek denen küfürbazın küfürlerine muhatap olurken, Milli Güvenlik Kurulu’nda cemaatin hizmet hareketini savunarak hançerlenirken, hakarete uğrarken, hiç harekete geçmeyecek ve üstüne üstlük bir televizyon kanalı ile iki muzır gazeteye(Hürriyet ve Milliyet) konuşarak Erbakan’ı ağır bir dille suçlayarak çekip gitmesini isteyecektir.

Fethullah Hoca, Erbakan’ın ateşten gömlek giydiği o günlerde hemen teslim bayrağını çekmiş ve Türkiye’deki tüm okullarını 28 Şubat cuntacılarına vermeyi teklif etmişti. Hoca, kimin malını kime veriyordu? Böyle bir teklife samimi ya da gayri samimi hakkı var mıydı?

Fethullah Hoca, bir söyleşi de Erbakan’a bir türlü ısınamadığını, onu sevemediğini söylemişti. Çok geçmeden Erbakan hem de onuru zedelenerek iktidardan uzaklaştırıldı. Yerine kurulan ve ülkemizi iflasın eşiğine getiren 55. hükümetin başbakan yardımcısı ve 56. hükümetin başbakanı Bülent Ecevit’le kanka olacak, onu sevecek ve Erbakan’dan esirgediği muhabbeti ona gösterecektir.

Bülent Ecevit, başörtülü vekil Merve Kavakçı’nın üzerine gözü dönmüş bir şekilde yürüyüp:

- Bu kadına haddini bildiriniz! diye bağırırken ardında:

- Başörtüsü füruattır! diyerek Erbakan’ı imanî noktada yalnız bırakanFethullah Hoca’nın desteği vardır. O iman sınavında Fethullah Hocamız ve cemaati de sınıfta kalmıştır, Nesrin Ünal’ın başını açarak Meclis’e sokan MHP de!

Sonrasında da Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Hanım bir sahtekârlığı imza atarak:

- Din elden gidiyor! diye haykıracaktır. Ne garip dini korumak, sanki başörtüsü düşmanlarının görevi gibi?

Bugün dershane olayını bahane edip AK Parti ve başındaki Erdoğan’ı Firavunluk ve Karunlukla suçlayan ve “Cennetin kapısında dursalar kendilerinden başkalarını sokmazlar” diyerek sevenlerini hacet namazı kılmaya çağıran Fethullah Gülen, kendi cemaati ve dünyanın dört bir yanında gönüllü alperenler olarak çalışan Hizmet Hareketinin altına dinamit döşüyor. Nerede ise bu partiye oy verenleri tövbe istiğfara çağıracak. Baksanıza yaptığı açıklama zehir-zemberek ifadelerle dolu. Böyle giderse cemaat ister istemez kan kaybedecek, ucundan-kıyısından AK Parti de yara alacak ve buna sadece düşmanlar sevinecek. Son günlerde “Dünya kimseye kalmaz, şimdi kardeşlik zamanı” sloganı ile tüm TV ekranlarını dolduran Zaman gazetesi tiraj almak yerine 30.000 tiraj kaybetmiştir. Abone iptalleri sürerken cemaatin önde gelenleri Pensilvanya’da toplanıp durum değerlendirmesi yapmalıdır. Şurası unutulmamalıdır ki artık kanaat önderlerinin her dediğine “Bir hikmeti vardır” diye körü körüne bağlı müntesipleri yoktur. Sorgulayan, kendi kendine karar veren insanlar evleri dolduruyor. Hizmet hareketi de bizimdir, bize hizmet ediyor, AK Parti de bize hizmet ediyor, bizimdir. Bu ikisinin arasını açmaya Fethullah Hoca’nın bile hakkı yoktur. Bu hareket ilahi bir ikram olarak yeşermiştir, Fethullah Hoca esbaba tevessül etmiş bir kuldur, sonucu tayin eden Cenab-ı Hakk’tır. Hiç kimse kendisinde keramet görmesin.

Son sözü Eba Müslim-i Horasani’nin kitaplık çapında bir öğüdü söylesin:

“Zararlarından emin oldukları için dostlarını uzak tuttular.

Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de düşmanlarını yakınlaştırdılar!

Yakınlaştırılan düşmanlar dost olmadı.

Ama, uzaklaştırılan dost, düşman oldu!

Herkes düşman safında birleşince, yıkılmaları mukadder oldu!””

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.