Fethullah Gülen ABD’de oturma iznini nasıl aldı?
Hürriyet'ten Sedat Ergin bugünkü yazısında Fethullah Gülen'in ABD'de oturma izni dosyasından ilginç noktalar aktardı. Fethullah Gülen ABD'de oturma ve çalışma izni alırken Türkiye'nin eski başbakanlardan biri ile ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi ve CIA'nın önemli isimlerinin Gülen için referans analizleri yaptığını ortaya çıkardı. 

İşte Ergin'in yazısı;

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Barack Obama’ya Fethullah Gülen’in iadesi beklentisini iletmesi, Gülen’in
ABD’de konaklama meselesini bir kez daha kamuoyunun gündemine getirmiş bulunuyor.
 
Türkiye’de pek çok kesimde -özellikle kendisine eleştirel yaklaşan çevrelerdeki- yaygın görüş, Gülen’in sırtını Amerikan yönetimine
dayadığı tezidir. Bu önerme, Gülen’in ABD’de kalışının Amerikan hükümetinin teşviki ve himayesi altında gerçekleştiği varsayımını da
içerir. 
Oysa Gülen’in ABD’de oturma izni almasıyla sonuçlanan gelişmeleri incelediğimizde, tablonun bu kabullerden bir hayli farklı bir şekilde
seyrettiğini görüyoruz.ABD Vatandaşlık ve Göçmen Bürosu, dolayısıyla bu kurumun bağlı bulunduğu ABD İç Güvenlik Bakanlığı
(Department of Homeland Security), Gülen’in ABD’de kalmasına kuvvetle karşı çıkmış.
* * *
ABD’ye 1999 yılında giden Gülen, bu ülkeye ayak bastıktan sonraki dönemde kalıcı oturma izni alabilmek için uzun soluklu bir hukuk
mücadelesi vermek zorunda kalıyor. Gülen, muhtelif vize kategorilerinde yaptığı başvuruların reddedilmesinden sonra son olarak 2006
Kasım ayında “I-140” olarak adlandırılan kalıcı çalışma (alien worker-yabancı işçi/çalışan) vizesi için başvuru yapıyor. Bu izni talep
edebilmek için sıradışı bir yeteneğe/beceriye (outstanding ability) sahip olmak, olağanüstü başarılı bir profesör ya da araştırmacı kimliği
taşımak ya da kalifiye işçi olmak gerekiyor.
Gülen eğitim alanında “sıradışı yetenek” ölçütünü karşıladığını ileri sürüyor. Göçmen Bürosu, kendisinin bir din adamı olduğunu
belirterek, eğitim alanındaki becerilerini delillendirmesini talep ediyor. Göçmen Bürosu, Gülen’in sunduğu dosyanın dayanaklarını yeterli
bulmayarak başvuru talebini 19 Kasım 2007 tarihinde reddediyor. Gülen’in Göçmen Bürosu’nun temyiz dairesine yaptığı itiraz da 7 Mart
2008 tarihinde reddediliyor.
Bunun üzerine Gülen vize hukuku alanında uzman bir Amerikalı avukat tutarak, Göçmen Dairesi’ni Pensilvanya’daki federal mahkemede
dava ediyor. Gülen’in avukatı Thedore Murphy, açtığı davada Göçmen Bürosu’nun ret kararının keyfi olduğu iddiasını öne sürüyor.
* * *
Burada ilginç olan bir nokta, İç Güvenlik Bakanlığı’nı Amerikan sisteminin işleyişi çerçevesinde federal savcıların savunması. Bu yönüyle
baktığımızda, Pensilvanya’daki federal mahkemenin hâkimi Stewart Dalzell, karşısında davacı olarak Fethullah Gülen’in avukatını,
savunma tarafında ise ABD Adalet Bakanlığı’na bağlı federal savcıları buluyor. Resmi mahkeme yazışmalarının girişinde de her seferinde
davacı olarak Fethullah Gülen’in, davalı olarak da dönemin ABD İç Güvenlik Bakanı Michael Chertoff’un adı yazılı. 
Sonraki süreç davacı tarafla federal savcılar arasında Gülen’in gerçekte eğitimci olup olmadığını konu alan kıyasıya bir yazışma
sürecine sahne oluyor. Avukat, Gülen’in açılmasına öncülük ettiği okulları eğitim alanındaki icraatının en önemli kanıtı olarak gösteriyor.
Federal savcılar ise Gülen’in eğitimci olmadığını, aksine çok geniş ticari faaliyetleri de bulunan “büyük ve etkili bir dini ve siyasi
hareketin lideri olduğunu” savunuyor. (16 Haziran 2008 tarihli karşı yazı) 
Dava dosyasındaki yazışmalar içinde dikkat çeken değer noktalardan biri, Gülen’in vize talebini destekleyebilmek için mahkemeye 30
kadar referans mektubu sunmuş olmasıdır. 4 Haziran 2008 tarihindeki dilekçe metnine bakıldığında, listedeki isimlerin çoğunun teoloji
alanında uzman Amerikalı akademisyenler ve Hıristiyanlığın önde gelen mezheplerini temsil eden üst kademe din adamları olduğu
görülüyor. Listede Türkiye’den bazı politikacıların (örneğin Yıldırım Akbulut) yanı sıra ABD’nin istihbarat örgütü CIA ve Dışişleri’nden
emekli bazı şahsiyetlerin isimleri de de dikkat çekiyor.
Bunlardan biri, CIA’de Merkezi İstihbarat Analizi Direktörü olarak görev yapan, emekliliğinden sonra akademik hayata giren George
Fides. Bir diğeri ise yine eski bir CIA görevlisi olan ve ABD Ulusal İstihbarat Konseyi üyeliği gibi bir hayli üst kademe bir göreve kadar
yükselmiş olan Graham Fuller. Bir diğer isim eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz. Hepsi de mektuplarında Gülen okullarının
akademik başarılarını, ayrıca kendisinin dinler arası diyalog alanındaki çalışmalarını övüyorlar
* * *
Dikkat çekici bir başka nokta, Gülen’in avukatının bütün yazışmalarda müvekkilinin oturma izni almasının “ABD’nin yararına olacağı”
tezini işlemesi. Avukat, ayrıca 25 Haziran 2008 tarihli dilekçesinde bir taktik değişikliğine giderek,Gülen’in teoloji ve siyaset bilimi
alanındaki çalışmalarına odaklanıyor, bu alandaki olağanüstü yeteneklerinin de dikkate alınmasını talep ediyor. Mahkemenin 16 Temmuz
2008 tarihli kararına bakıldığında, bu yaklaşım farklılığının hâkimin Gülen’e çalışma izni verilmesi için ikna olmasında belli bir rol oynadığı
görülüyor. 
Sonuçta ABD İç Güvenlik Bakanlığı ile girdiği hukuk mücadelesinden galip çıkan Fethullah Gülen oluyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.