Erdoğan yine mağdur

Radikal gazetesi yazarı Özgür Mumcu yazdı

Erdoğan yine mağdur

Erdoğan tarafından fırsata dönüştürülecek bir kriz olmamak için hakikati yaymak ve asıl sorunları atlamamak vazifesi var.

Fırsatçılığın ve çıkarcılığın süslü pazarlama cümlesini bilirsiniz: “Kriz, Çincede fırsat demektir.” Hem iş dünyasında hem de siyasi çevrelerde sıklıkla tekrarlanan bu basmakalıp ifadenin aslında gerçeği yansıtmadığını belirtmek lazım. Yani Çince uzmanlarına göre kriz Çince fırsat anlamına gelmiyor. Ama konumuz Çin dili ve edebiyatı değil.

Bu krizi fırsata çevirme edebiyatının bir üstadı var. O da büyük usta Erdoğan. 

Kendi zulmünü kendi mağduriyetine çevirmede, krizleri fırsata dönüştürüp her siyasi bunalımdan kuvvetli çıkma gibi çok önemli bir yeteneği var.

Soma faciası, bu yeteneğin maharetle sergilendiği bir örnek olma yolunda.

Madenlerdeki çalışma koşullarının berbat haline göz yumulmasını tartışacaktık.





Denetimlerin üstünkörü yapılmasını konuşacaktık.

Türkiye’nin işçi ölümlerinde dünyanın lider ülkelerinden olmasının sebeplerini ele alacaktık.

Memleketin her kılcal damarına kadar yayılmış bir parti örgütlenmesinin maden şirketiyle organik bağlarını gözden geçirecektik.

Sarı sendikacılığın nasıl patron ve iktidarla el ele kol kola işçileri sömürdüğünden bahsedecektik.

AKP’nin hoyrat kalkınmacılığının işçi ölümlerini kader hanesine yazıp o işçilerin üzerinden nasıl siyasi ve ekonomik rant devşirdiğini ortaya koyacaktık. Bir başbakan müşavirinden serbest stil bir sokak dövüşçüsü doğuran karanlığı sorgulayacaktık.

Bir başbakanın nasıl olup da Soma’yı 1800’lerin maden kazalarıyla kıyaslayacak kadar kendinden geçtiğini düşünecektik.

Yakınlarını kaybetmiş insanlara hakaret eden bir başbakanın kendini tutamayıp market köşelerinde nasıl adam tokatladığını ve açıkça “Başbakanı yuhalarsan tokadı yersin” dediğini anlamaya çalışacaktık.

Senelerdir kamuoyunda yeterince tartışılmayan iş cinayetleri ve işçi güvenliği meselesini bir sistem sorunu olarak tartışacaktık.

Bunun yerine yine Erdoğan’ın mağduriyetini konuşuyoruz. Erdoğan rejiminin elinde önemli bir medya gücü var. Bu medya gücü ise açıkça yalan söylemekten, çarpıtmaktan, dezenformasyondan çekinmiyor.

Çekinmiyor zira aslında gazete ya da televizyon kanalı değil bir partinin propaganda araçları. O gazete ve kanalları yönetenler de bu vazifeyi yerine getirmek için canla başla çalışmakta.

Başbakan'ın attığı tokadın videosu var. İzledik. Bu medya organlarına kalırsa Başbakan sadece serzenişte bulunuyor ve görüntüler montaj. Bunları yayımlayanlar da yalancı.

Başbakan'ın müşavirinin gerilerden kopup koşarak polislerin yere yıktığı birine tekme üzerine tekme atmasının görüntüsü var. Bu medya organlarına bakılırsa müşavir kendini savunuyor ve asıl o darp edilmiş. Görüntüleri yayımlayanlar da yalancı.

Bir aşama ileri gidenleri de var. Onlarınki test atışları. Karşılık bulurlarsa oradan ilerleyecekler.

Şirketin sahibinin damadı Yahudiymiş. Gezi’nin yıldönümüne yakın böyle bir patlama olmasının sebebi acaba sabotaj mıymış? Giderek "Soma hükümete karşı bir darbedir" demeye çalışılacak gibi görünüyor.

AKP söylemi ve bu söylemi yayan medya imparatorluğuyla hakikatin tekelini ele almak derdinde. Artık kendi iktidarında meydana gelen bir faciadan bile mağduriyet devşirecek kadar küstahlaşıp ustalaşmış durumda.

AKP’ye ait olmayan medyanın ucuz polemiklerle bu mağduriyet tuzağına düşmeden hakikatleri olduğu gibi ortaya koyması her zamankinden daha önemli.

Sürekli yalan üretip yayarak yarattığı bu yalan dünyasına herkesi hapsetmeye çalışan bir iktidar var.

Bu yalan hapishanesinden çıkmak için o hapishanede olmayanlara büyük iş düşüyor.

Erdoğan tarafından fırsata dönüştürülecek bir kriz olmamak için hakikati yaymak ve asıl sorunları atlamamak vazifesi var.

Zira aksi halde fırsata dönüştürülmüş krizlerin neticesi ortada.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.