Erdoğan Anayasa'yı çiğniyor Çünkü

"Erdoğan, son güne kadar AK Parti genel başkanlığı ve başbakanlık gücünü resmî olarak elinde bulundurmak istiyor. Demek ki fiilî gücü ve liderliği hükümeti ve partisini düzenleyecek ölçüde yeterli değil. Yoksa neden anayasayı alenen çiğneyerek son ana kadar resmî yetkileri elinde bulundursun? Art arda kazanılan onca seçim, o kadar medya gücü, o kadar nüfûz ve çevre... Demek ki yetmiyor. Erdoğan fiilen parti genel başkanlığını ve başbakanlığı elinde bulundurmadığı takdirde geride kendisini koruyacak kalıcı bir düzen oluşturamayacağını düşünüyor. Ekibine güvenmiyor. Daha ötesi korkuyor. Korumakta haklı mı?"

Mümtaz'er Türköne/Zaman

Güçlü Hep Korkarsa?..

Mugalataya itibar etmeyin, Türkiye’de neyin ve kimin kötüye doğru evrildiğini güç ile hukuk arasındaki ilişkiye göre tayin edebilirsiniz. “Dün Erdoğan’ı destekleyenler bugün neden karşısında?” diye soranlar, asıl değişikliğin kimde olduğunu takip etmeli.

Değişen Erdoğan oldu. Gücün üstünlüğüne karşı, hukukun üstünlüğünü savunarak bugünlere gelenlerin şimdi hukukla arası nasıl? “Gücün hukuku değil, hukukun gücü” sloganı kimin dilinden hiç düşmezdi?

İnsan o kadar güçlü iken bile, kendisine o gücü veren hukuku neden çiğner?

Erdoğan bile bile, göstere göstere ve kast-ı mahsusa ile Anayasa’yı çiğniyor. Cumhurbaşkanlığı için pek parlak bir başlangıç değil bu durum.

YSK, seçim sonucunu ilan ettiğinde başbakanlıktan, milletvekilliğinden ve parti genel başkanlığından resmen ve fiilen ayrılması gerekiyordu.  Anayasa’da amir hüküm var. Bir hukukî yorum veya içtihad farkı söz konusu değil; hukuka uygun durumun ne olduğunu kendisi de çok iyi biliyor. Çok iyi bildiği, YSK kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını geciktirmesinden belli. Basit bir hile-i şeriye bile değil. Resmî Gazete, Başbakanlık’a bağlı çalışıyor ve sadece oradan gelen metinleri yayımlıyor.Maksat bir hukukî durumu veya işlemi duyurarak, herkesin öğrenmesini sağlamak. Ancak herkese duyurulduktan sonradır ki, o işlem sonuç doğurmuş oluyor. Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçildiğini ve YSK’nın mazbatasını verdiğini duymayan var mı? Resmî Gazete henüz duyurmadığına göre, hiçbirimizin işitme imkânı yok.

Erdoğan anayasal hukuku alenen çiğniyor. 17 Aralık’tan beri alışkın olduğumuz bir durum. Alışkın olmamız, durumu değiştirmiyor. Yine de bir tuhaflık var. Bir siyasetçi kendisine güç veren hukuku neden çiğner? Öyle ya, Erdoğan aynı Anayasa’nın kurallarına göre cumhurbaşkanı seçildi ve aynı Anayasa’nın bu seçimle ilgili bir başka kuralını çiğniyor.

Cevabı hepimiz biliyoruz. Erdoğan, son güne kadar AK Parti genel başkanlığı ve başbakanlık gücünü resmî olarak elinde bulundurmak istiyor. Demek ki fiilî gücü ve liderliği hükümeti ve partisini düzenleyecek ölçüde yeterli değil. Yoksa neden anayasayı alenen çiğneyerek son ana kadar resmî yetkileri elinde bulundursun? Art arda kazanılan onca seçim, o kadar medya gücü, o kadar nüfûz ve çevre... Demek ki yetmiyor. Erdoğan fiilen parti genel başkanlığını ve başbakanlığı elinde bulundurmadığı takdirde geride kendisini koruyacak kalıcı bir düzen oluşturamayacağını düşünüyor. Ekibine güvenmiyor. Daha ötesi korkuyor. Korumakta haklı mı?

İşine geldiği zaman hukuktan güç alan, işine gelmediği zaman çiğneyen bir politikacı başka türlü düşünemez.. “Hukuk kuralları mı? Çıkarımıza uyuyorsa uyarız; uymuyorsa askıya alırız” demek siyasetçiyi daha güçlü ve etkili kılmıyor. Gücün anlamını, değerini, etkisini ve doğal olarak suistimalini en fazla bilen ve tanıyan odur. Bu yüzden elinden kayıp gittikten sonra başına gelecekler onu korkutur. Güçlü hep korkar. Gücün ne kadar büyük bir bela olduğunu en iyi o bilir.

Erdoğan’ın anayasa kurallarını çiğneyerek başbakanlıktan cumhurbaşkanlığına ilerlemesine, İzmir’de polislere yönelik operasyon eşlik ediyor. Gücün hukukla meydan savaşı sürüyor. Rüşvet alan siyasetçi çetesini soruşturan polisler içerde olduğuna göre, siyasette de bazı şeyler ters gidiyor olmalı.

Güçlü hep korkar; çünkü gücü kaybettiği zaman aynı gücün gelip kendisini silindir gibi ezip geçeceğini bilir. Hukuku çiğnemişse korkması için daha fazla sebebi vardır. Aynı hukuksuzluğun kendisine karşı kullanılmasından endişe eder. Garip bir teslimiyet duygusu içinde çaresizlikten kahrolur. Güç elinde iken bu kadar fazla hukuku çiğnemesinin sebebi de budur. Hukuk ne kadar çiğneniyorsa, güçlü olan akıbetinden o kadar endişe içindedir. Cumhurbaşkanlığına çıkarken bile anayasayı çiğneyenin halini varın siz düşünün.

Çok parası olanı uyku zor tutar, çok gücü olan ise kâbus görmemek için hep uyanık kalmaya çalışır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.