Ekrem Dumanlı, AKP\'nin arşivine indi

Erdoğan AKP'ye sonradan katılan Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu'nun AKP için söylediği ağır sözleri hatırlatırken, yazısının sonunda da Erdoğan'ın TUSKON'da yaptığı eski bir konuşmaya yer verdi.

"Bir insan (ya da bir kitle), bir anda alkış tufanına tutulurken, bir saniye gibi kısa bir süre içinde yerin dibine batırılabiliyor. Dolayısıyla ne insaf kalıyor ortada ne iz’an." diyen Dumanlı, "O kadar da değil artık" başlıklı yazısında şunları yazdı:

"Dengeler altüst olup tartılar bozulunca, insanlar hakkında kesilip biçilen hükümler “kahraman” ile “hain” yakıştırmaları arasında gidip geliyor. Topluca yapılan ve ilkel törenleri andıran kutsama ya da aforoz etmek ameliyesi, hem büyük haksızlıklara neden oluyor; hem de toplumsal barışı tehdit ediyor. “Halkı kin ve düşmanlığa sevk etme” diye bir suçun varlığı, hukukun sosyal barışı temin etme gayretidir. Nefret suçunun evrensel hukuktaki yeri ayrımcılığı, ötekileştirmeyi, şeytanlaştırmayı önlemek içindir ve acı tecrübelere dayanır...

Bu yazı, meselenin sosyolojik ve ahlakî yanı üzerine. Görünen o ki sağlam bir kriter olmayınca insanları karalamak, aşağılamak, ötekileştirmek çok daha kolay yapılabilmekte. Ben merkezli ölçülerin insanları ve kitleleri bir o yana bir bu yana nasıl savurduğunu anlamak için birkaç örneğe bakmak kafi.

"HAİN İLAN EDİLDİLER"

AK Parti hükümetinde yaklaşık 6 sene Kültür Bakanlığı yapmış Ertuğrul Günay daha düne kadar el üstünde tutulan bir insandı. Hükümetin bazı icraatlerını içi yanarak eleştirince istifa etmek zorunda kaldı. Ve o saatten sonra kendisine söylenmedik ağır söz bırakılmadı. İdris Naim Şahin Bey, Başbakan Erdoğan’ın kader ve dava arkadaşı. Yıllarca beraber emek verdi partiye. Kamuoyu Şahin’in bazı huzursuzluklarının olduğunu “yolsuzluk ve rüşvet soruşturması” sonrasında öğrendi. “Niyetlerinden emin olunmayan bürokratik ve politik dar bir oligarşik kadro”dan şikâyet ederek istifa etti. Daha düne kadar başköşede müstesna bir yere sahip olan eski İçişleri Bakanı neredeyse ihanetle suçlandı. Başbakan Erdoğan’ın kader arkadaşlarından biri olan eski TOKİ Başkanı ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, kendisine istifa metni imzalatılmak istendiğini ileri sürerek çok ağır eleştiriler yaptı ve partisinden istifa etti. Hatta bütün icraatlarını “Başbakan’ın talimatıyla yaptığını” söyleyerek hem milletvekilliğinden hem bakanlıktan ayrıldı. Arkasından söylenen söz (hele anında sosyal medyaya yansıyan haliyle) sokak kavgalarında bile söylenmeyecek kadar yerlerde sürünüyordu. Hakan Şükür de öyle. Türkiye’nin yurtdışında en bilinen markası eski gol kralı, bazı uygulamaları tenkit ederek partisinden istifa edince, ağza alınmayacak sözler, yazılmayacak yazılar ortaya çıktı.

"SOYLU VE KURTULMUŞ NELER DEMİŞTİ"

Tersi de söz konusu! AK Parti’ye ya da Başbakan Erdoğan’a karşı çok ağır sözler söylemiş insanlar, iki adım öne atılıp Başbakan ve partiye övgüler düzmeye başlayınca akan sular duruveriyor, alkış seslerinden yer gök çınlıyor. Misali çok. Sadece kısa hatırlatmalar.

“Yolsuzluğun içerisine batmış bu hükümeti ... oyun dışı bırakacağız” ve “İşleri güçleri milletin dinini istismar etmek.” (29 Mart 2009) diyen Süleyman Soylu, AK Parti’ye dehalet edince her şey birden bambaşka bir hal alıyor. Süleyman Bey “Tayyip Erdoğan Türkiye’nin ilelebet ezeli ve ebedi başkanıdır.” diyebiliyor. Gerisi alkış tufanı! Numan Kurtulmuş “AKP’liler Harun olmaya geldiler ama yoldan çıkıp Karun oldular.” demişti. İsyan etti bu benzetmeye AK Partililer. Ama Numan Bey daha ağır laflar söyledi. “Biz AKP gibi Firavunlaşmayacağız. Bizim hırsımız olmayacak…”, “Erdoğan gibi Amerika’nın ve İsrail’in vagonu olmayacağız...” dedi. O günkü tepkilere bakınca Sayın Kurtulmuş’un ebediyen aforoz edileceğini(!) düşünmüştüm. Ama şimdi Numan Bey, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve her gittiği yerde alkışlanıyor, takdirle karşılanıyor.

KAPATILMASINI SAVUNANLAR BUGÜN AKP'Lİ

Medya kısmına hiç girmek istemiyorum; çünkü oradaki örnekleri gazete sütunlarına sığdırmak imkânsız. Kürt açılımını eleştirdi diye işten atılıp sonra âkil adam olanı, yolsuzluklardan bahsettiği için dışlanıp yolsuzluk soruşturması ortaya çıktığında kendini kalkan gibi kullandıranı mı ararsınız; parti kapatma davasında kapatma tezini sonuna kadar savunan hatta kışkırtan yazarların daha sonra sıkı partici olanını mı ararsınız; vaktiyle demedik söz bırakmayan ama şimdilerde sakil övgüler içinde kendine bir alan açmış kalemleri mi ararsınız…

Sözü uzatmaya gerek yok. İnsanları överken de onlara söverken de ölçüler şaşmış durumda. Destekliyorsanız sizden iyisi yok, eleştiriyorsanız ihanet ile başlayan onlarca yafta alnınıza yapıştırılmak üzere hazır bekletiliyor. Hal böyle olunca ölçüsüz sözler sarf ediliyor, o sözler tabana doğru indikçe çatışmalar ve zulümlere zemin hazırlanıyor. İnsanlar bir partiyi destekler, sonra desteğini çekebilir; ya da karşıdır sonra yanında yer alabilir. Bazen de desteğine genel manada devam eder ama bazı konuları eleştirebilir. Bu sadece siyasetin değil, hayatın bir gerçeğidir. Asıl önemli olan, sosyal barışın kitlelere yansıtılması, çoğulcu demokrasinin genel siyaset ahlakı haline getirilmesi ve yapıcı eleştirilerden yararlanarak bu ülkeye doğru bir rota çizilebilmesidir. Fanatik ve keskin söylemler hem toplumsal bir çatırdamaya neden olur; hem de siyasetin meşruiyetine halel getirir. Ve gerçekten ülkeye yazık edilmiş olur…"

 

Yazının tamamı için tıklayın

 

Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.