Cömert: 28 Şubat cemaatin üzerinden geçmedi

Programda 28 Şubat darbesinde yaşananlar konuşulurken, cemaatin bu darbede tavrı ve son MGK toplantısında alınan kararlar değerlendirildi...

 
İSTANBUL’A YAĞMUR YAĞMASINDAN BİLE RAHATSIZ OLUYORLARDI
 
Yusuf Ziya Cömert, üzerinden 17 yıl geçen 28 Şubat döneminde yaşananları anlattı. Erbakan’ın ekonomi alanında yaptığı faaliyetleri anlatan Cömert, bu alanda yaptığı olumlu adımları aktardı. Erbakan’ın bu yeniliklerinden bazılarının rahatsız olduğunu dile getiren Cömert, “Erdoğan Belediye Başkanı olunca İstanbul’a yağmur yağmasından bile rahatsız oluyorlardı” dedi. Şuanda da yağmur muhalefeti yapıyorlar. “Yağmur yağmıyor, ha ha ha” gibi muhalefet tarzı yürütüyorlar.
 
ZAMAN GAZETESİ 28 ŞUBAT’TA DARBEYE KARŞI TAVIR ALMADI
 
28 Şubat’ta Yeni Şafak’ta ne demek gerekiyorsa dediklerini ifade eden Cömert, Zaman Gazetesi’nin o zamanki tavrına vurgu yaptı. Cömert, şunları söyledi:
 
Şimdi geriye dönüp “28 Şubat’ta kim ne yapmış” diye baktığımızda Zaman Gazetesi’nde 28 Şubat’a dönük herhangi bir mücadele manşeti yok. Herhangi bir kayda değer bir eleştiri manşeti yok. Anasol hükümeti kuruluyor, manşet; “Hayırlı olsun”. Buna benzer şeyler var. “Hayırlı olsun” demenin bir sakıncası yok ama o sakıncayı sonradan görüyoruz. Aradan 17 sene geçti şimdi diyorlar ki “sen böyle demiştin. İnsanlar bunları unutmuyor. 
 
GÜLEN’İN FETVASIYLA BAŞÖRTÜSÜ BOYKOTU KIRILDI
 
Başörtüsü yasağı, başörtüsü sorunu ile ilgili pek kalem oynatmadılar. Bu çok bariz, çok somut bir olaydır. Sahada da başörtüsü mücadelesini yer yer sabote edecek politikalar sergilediler. O dönemde Zekeriya Beyaz’ın İlahiyat Fakültesine dekan oldu. Başörtüsü yasağı uygulanmaya başlandı ve kızlar okula gitmemeyi planladılar. Fakat son anda o taraftan cevaz geldi. Onlar başlarını açarak okula girdikleri için boykot bir ölçüde kırılmış oldu. “Yasak yüzünden kızlar okula gitmedi” diyemedik.  
 
‘BAŞÖRTÜSÜNÜN SİYASALLAŞMASI’ TANIMI 28 ŞUBAT’TA GELDİ
 
Halime Kökçe, başörtülü olarak o dönemde yaşadıklarını anlattı. Kökçe, başörtüsü yasağından sonra “başörtülü olduğumu o zaman fark ettim” dedi ve bu sayede başörtülüleri ayrıştıran bir etiketleme yapıldığını söyledi.
 
28 Şubat’a kadar başörtülü olduğumun bile farkında değildim. Ben başımı örtüyorum, evet tercih etmişim örtüyorum ama bunun bir simge olduğunun farkında değildim. 28 Şubat’a giden o süreç bana başörtülü olduğumu hatırlattı. Ondan sonra işaret edilen birisi haline geldik, paranteze alındık. Ondan sonra “bunlar siyasal” falan denilen ifadelerle bir şekilde itmiş oldular. Başörtüsünün simge haline gelmesi 28 Şubat’ın uygulamalarıyla beraberince ilerleyen bir şey. Ben başında örtü olan ama bir başı açıktan kendimi ayırt etmeyen birisi olarak görüyordum. Normal bir şekilde okula gidiyorduk. Birden üzerimize bir şey yükleniyor ve o sizin üzerinize yüklenen şeyi ister istemez giyiyorsunuz. “Demek ben başörtülüyüm” diye yeni kimlikler takıldı. Haliyle bir de başörtülü iseniz otomatik olarak Refah Partilisiniz falan vardı.  
 
28 ŞUBAT CEMAATİN ÜZERİNDEN GEÇMEDİ
 
28 Şubat’ta cemaatin başörtüsü konusunda sıkıntı çekmediğini dile getiren Cömert, zaman zaman subayların ihraç edilmesi konusunda sorun yaşadıklarını söyledi. Cömert, Zaman gazetesinin başörtüsü sorunuyla ilgili hiçbir şey yapmadığını ifade etti.
 
28 Şubat’ın kahrını başkaları çekti. Yani Fethullah Gülen’e açılan dava o gün için haksız bir davaydı, en azından öyle gördük. Zaman zaman bazı subayların ihraç edilmesi gibi bir takım sıkıntılar olmuştur ama 28 Şubat’ın tolal baskılarından bir takım yollar üreterek (ki bundnan dolayı da kınamıyorum) öyle bir yol buldular, bazıları der ki; “ben başımdaki örtüyü açmam” der gider benim kızım gibi Bosna’da okur. Kimisi okumaz. O sıkıntıları ağırlıklı olarak başkaları yaşadı. Zaman gazetesi başörtüsü sorunu ile ilgili en ufak bir şey yapmadı. Gazetenin genel politikasında 28 Şubatçıları rahatsız edecek herhangi bir yayın politikaları yoktu. 28 Şubat toplumun bir kesimini eğer bir silindir gibi ezmeyi hedeflediyse bu arkadaşlar büyük ölçüde kenara çekilerek o mevzuyu atlattılar. 28 Şubat o arkadaşların üzerinden geçmedi. Fethullah Hoca o dönemi dikkate alırsak, o dönemle ilgili olarak mazlumdur. Ama şuanda durum değişti.
 
DİNLEMEYİ “BİZ YAPMADIK” DİYEMİYORLAR
 
Şuanda 28 Şubat’a maruz kalanların polisin içinde adamları yoktu, polisin içinde örgütü yoktu. 28 Şubat’a maruz kalanların yargının içinde örgütü yoktu. Milletin evini ocağını dinlemeye, özel hayatına musallat olmayı fiilen yapan bir organizasyonla karşı karşıyayız. “Biz yapmadık” bile diyemiyorlar. Ya da bunu dinleyenler “bizden değil” diyemiyorlar. 
 
CHP SİYASETTE KOLAYCILIĞA KAÇIYOR
 
Yıldıray Oğur, CHP’nin seçimlerde kolaycılığa kaçtığını açıkladı. Oğur, geçmişte anti-AKP söylemleriyle bir kitleden oy aldıklarını, bu seçimlerde de kaset olayını kullanarak kolaya kaçtığını, bireyler üzerinde insanları ikna etmeye çalışmadığını söyledi.
 
CHP, 2011’de seçim çalışmalarında anti-AKP kampanyası yapmıştı. “Miting yapmamıza gerek yok, zaten AKP’den nefret eden laik vatandaşların tercihi biziz. Kim aday gösterirsek ona oy verecekler.” Bu yüzden böyle bir kolaycılığa kaçtı. Bu kaset olayı da CHP’nin “hah şimdi bunu bulduk” gibi “bu seçimi de bununla geçiririz” düşüncesiyle kolay yırtma siyasetine yardımcı oluyor. Ekstra insanları birey halinde ikna etmeye gerek yok. Kitleler halinde, kimlikler halinde insanlar “zaten bize oy veriyorlar” diye düşünüyorlar.
 
MİT YASASININ ERTELENMESİ AK PARTİ SİYASETİNİN ELASTİK OLDUĞUNUN GÖSTERGESİ
 
AK Parti’nin MİT yasasını seçim sonrasına ertelemesi belki de bir şekilde bunun yumuşaması, başka türlü bir hale gelmesidir. Aslında AK Parti siyasetinin ne kadar elastik, pragmatik, açık olduğunu gösteriyor. “Bunlar bu yasayı çıkarıp MİT üzerinden operasyon yapacaklar” ifadeleri kullanıyorlardı fakat böyle olmadığı ortaya çıktı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.