Cemaat mi Saf,Akparti mi?

Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, bugünkü yazısında Bülent Arınç'ın 17 Aralık gelinceye kadar ben bunların ağzından bir tek yolsuzluk kelimesi duymadım…” sözünü hatırlattı ve Yeni Şafak, Akşam gibi gazetelerin Zarrab’dan, altınlardan aylar önce bahsedilen haberlerine değindi.

İŞTE EKREM DUMANLI'NIN BUGÜNKÜ YAZISI...

İlle de hukuk, ille de hukuk!

Aylardır zulmediliyor. Devlet memurlarının bir kısmı meslekten atılıyor, diğer bir kısmı sürgün üstüne sürgüne tabi tutuluyor. İşadamları pervasızca fişleniyor ve işyerlerine vergi memurları gönderiliyor. Bir bankayı batırmak için en alçak yayınlar yapılıyor, sudan bahanelerle eğitim yuvalarının kapılarına kilit vuruluyor. Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli âlimlerden birine ağza alınmayacak hakaretler savruluyor. Türkiye, Türkiye olalı böyle boğucu bir atmosfere şahit olmadı…

Hukuk ayaklar altına alındı, alınıyor. Keyfî uygulamalarla insanlar hakkında işlem yapılsın isteniyor. Tabii ki talep edilen icraatlar, hukuksuz ve çok ağır suç. Bir gün bu ülke normalleştiğinde yukarıdan dikte edilen hukuk dışı her işlemin hesabını hukuk bizzat soracak. Sorması gerekiyor. Bugün sözlü talimatla yargıya, idareye, hukuksuz iş yaptıranlar yarın kendilerini savunabilecekleri kurnazlık sergileyebilir; ama o talimatları uygulayanların kaçacak yeri olmayacak. Sözlü talimat verenler, suç ortaklarını yapayalnız bırakacak çünkü...

Hukuksuz taleplere karşı dik duranlara ayrıca linç kampanyası düzenleniyor. Yargıtay Başkanı Ali Alkan, adlî yıl açılışında yargı üstündeki baskıları gündeme getirdi. Tarihî bir belge bıraktı arkasında. Bir gün siyasetin yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını nasıl ayaklar altına aldığı incelendiğinde, o tarihî konuşma önemli bir hüccet olacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç, katıldığı adlî yıl açılış resepsiyonunda çok açık ve net konuştu. İhbar mektuplarıyla insanların karalandığını, ortada somut belge olmaksızın fişlendiğini çok net dile getirdi ve kendisine gelen hukuk dışı fişleme raporlarını -ki fişleme anayasal suçtur- “kaldırıp attığını” söyledi. AYM Başkanı’na yakışan da budur! Partizan zorbaların AYM Başkanı’na var gücüyle saldırması geldiğimiz noktanın acı bir göstergesidir. Bir azgınlığın yansımasıdır...

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’e gazeteciler soru sormuş o da cevap vermiş. Aynı hukukî duruşu sergiliyor Genelkurmay Başkanı ve bazı “siviller”e demokrasi dersi veriyor. Genelkurmay Başkanı sıfatını taşıyan bir kişinin ortada bir iddia varsa deliller istemesi kadar doğal bir şey olabilir mi? Eskiden Tayyip Erdoğan da, Abdullah Gül de, diğer AK Parti kurmayları da delilsiz iddialara karşı çıkardı. AK Partili yetkililerin YAŞ kararlarıyla atılan askerler ile ilgili söylediklerini hatırlayın lütfen. Genelkurmay Başkanı bugün aynı şeyi ifade ediyor. Kaderin cilvesine bakın ki o gün askerler “delilsiz fişlemeler”le insanlara zulmediyor siyasiler buna direniyor, hukuk dışı kararlara “şerh” koyuyorlardı; bugün aynı siyasi kadrolar delilsiz ispatsız fişlemelerle hukuksuz bir icraat talep ediyor, askerler evrensel hukuk kurallarına vurgu yapıyor.

Yargıtay Başkanı’na, AYM Başkanı’na ve Genelkurmay Başkanı’na tepki gösterenler tarihî bir hata yapıyor; çünkü hukuk herkese lazım; özellikle de siyaset yapanlara. Tarihte bir tanecik örneği var mı ki zulüm ile âbâd olunabilsin. Türkiye’nin yeni cumhurbaşkanı, yeni başbakan ve yeni bakanlar ile girdiği bu yeni dönemde evrensel hukukun en temel ilkesine geri dönmesi, çağdışı cadı avı hevesinden vazgeçmesi gerekiyor.

PANORAMA

Burhan Özfatura, güngörmüş, hakperest, demokrat, muhafazakâr bir insan. Tarihe kaydedilmesi gereken çok önemli uyarılar yaptı. Bugün ortaya konan zulmün 28 Şubat’tan da, 12 Eylül’den de daha feci olduğunu söyledi. Hemen her kesimle irtibatı olan bir siyaset efendisinin dile getirdiği gerçek, AK Parti tabanında da yankı buluyor. Parti içindeki büyük çoğunluk ortaya konan zulümden şikâyetçi. İşi çığırından çıkarıp herkese bir şekilde haksızlık yapanların dürüstçe yapılan ikazları dikkate almasında fayda var; ma’şeri vicdan içten içe kaynıyor; zirvelerde henüz fark edilmese bile…

Bülent Arınç Bey  “30 yıldır bu camianın içindeyim, 17 Aralık gelinceye kadar ben bunların ağzından bir tek yolsuzluk kelimesi duymadım…” demiş. Aslında bu hüküm “cemaat”in masumiyet delilidir; suçlu sanılmasının değil. Zira hırsızlığı/yolsuzluğu bilmiyordu ki konuşsun insanlar. 17 Aralık sabahı ortaya çıkan belgeler herkesi hayretler içinde bıraktı. Vakıa, nasıl bir çarkın döndüğünü bilenler de varmış. Mesela Yeni Şafak ve Akşam gazeteleri Zarrab’dan, altınlardan aylar önce bahsetmiş; hatta manşet atmışlar. Mesela MİT, 8 ay önce rapor yazıp Başbakan’ı uyarmış; bazı bakanlarla Zarrab’ın kirli işler çevirdiğini, bunun kendilerine zarar verebileceğini arz etmiş. Ne yapalım, Bülent Bey’in tabiriyle, “Çok safmışız, aldanmışız…” Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet işlerini bilen biliyormuş; keşke Sayın Arınç onlara kulak verseymiş…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.