Başbakana rağmen ayakta kalan medya

Medyayı, Başbakan’a hediye olarak alınan medya grupları ile Başbakan’a rağmen ayakta kalmaya çalışan medya olarak ikiye ayıran Cüneyt Özdemir ikisi arasındaki farkın zaman içerisinde ortaya çıkacağını söyledi. Yalçın Akdoğan'ın Meclis TV'yi kapatmasınada değinen Özdemir konuşmaların neden yayınlanmadığını açıkladı.

Cüneyt Özdemir'in bugünkü yazısı:

Meclis kürsüsünden neden korkuyorlar?

(...........)

En son yolsuzluk operasyonları ve sızdırılan tapeler sürecinde ortaya çıkan en önemli gerçeklerden biri de Türk basını üzerine kurulan baskı ortamının netleşmesidir.

Biz gazetecilerin bildiği baskı ilk kez Türk ve dünya kamuoyunun gözü önüne serildi. Bütün bu medya kontrol düzeninin başında Başbakan’ın yakınında bir ismin dümeni tuttuğunu görüyoruz. Yalçın Akdoğan Başbakan’ın danışmanı aynı zamanda Ak Parti milletvekili, aynı zamanda müstear isimle Yeni Şafak yazarı, aynı zamanda kendi ismi ile de Star gazetesi yazarı. Aynı Yalçın Akdoğan’ın bu iki gazetede yazmanın dışında sızdırılan ses kayıtlarında Habertürk grubunda da sözünün geçtiği, danışıldığı ve gelişmeler hakkında bilgilendirildiğini görüyoruz.

Bu kadar olsa iyi, Akdoğan Meclis TV’yi bile kapattırabildikleri ile övünebilecek bir güce sahip. Ama görünen o ki Meclis TV’nin kapattırılması bile yetmemiş özel kanalların Meclis kürsüsünden bir konuşmayı yayımlanmasına bile tahammülü yok.
Bugün sızdırılan tapelerden anlıyoruz ki sadece basına değil Meclis’in televizyonuna, yani kürsüsüne bile sansür uygulanıyor.

Peki neden? Sahi o kürsüde Akdoğan’ı ve Ak Parti’yi korkutan neler konuşuluyor da böylesine zapturapt altın alınmaya çalışılıyor? Geçen gün televizyonlar karartıldığı için hemen hiçbirimizin haberi olmayan o Meclis kürsüsünde yaşanan ilginç bir tartışmayı bu hafta dipnot tablet’te Ankara’nın nabzını tutan gazeteci Doğu Egesoy’un kaleminden yayımladık. Meğer geçen hafta Meclis’te CHP’li Haydar Akar internetin de içinde olduğu torba yasa görüşmelerinde Halkbank’ın ‘4787’ koduyla 250 milyon dolar kredi açtığı esrarengiz ismin kim olduğunu sormuş. Aynı şirketin bankadan aldığı kredinin 575 milyon dolar olduğunu üstelik aynı şirketin piyasaya 2.8 milyar dolar borçlu olduğu iddia edilmiş. Kürsüden yaptığı konuşmasında Haydar Akar asıl bombayı ise sona saklamış. Kredi alan şirketin ortakları ve mali yapısı üzerine yapılan araştırmada şirket ortaklarının kredi kartları borçlarını bile ödeyemediklerini iddia etmiş. Birileri 575 milyon dolar kredi alıyorlar ama kredi kartlarının taksit borçlarını ödeyecek durumları yok. Yahu kim bunlar? Kim bunlara bu krediyi açanlar? Bakar mısınız Meclis kürsüsünden iddia edilen şu yolsuzluk iddiasının büyüklüğüne! Şimdi gel de Meclis TV’yi kapatma, gel de özel kanallara baskı yapma, gel de Meclis kürsüsüne sansür uygulamaya soyunma…

Basın özgürlüğü Meclis kürsüsünün de özgürlüğünün güvencesidir. Meclis kürsüsündeki ifade özgürlüğünü bile engelliyorsanız Meclis’i de kapatmışsınız demektir ki, yapılmak istenen de bu gibi…

Yeni medya dönemi
Önceki gece CNNTürk’te yayımlanan 5n1k’da Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’nın cesur sözlerinden sonra Türkiye’de hükümetlerin medya ile ilişkileri hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak. (................)

Almanya’da benzer bir durumun binde birini denemeye kalkan cumhurbaşkanı BILD gazetesi genel yayın yönetmeninin telefonuna bıraktığı bir mesajdan dolayı yargılanmıştı. Belki çoğunuz unuttu ama bundan 10 yıl önce Başbakan Mesut Yılmaz Milliyet’in satışı ile ilgili olarak Türkbank davasından Yüce Divan’ın önüne çıkmıştı.

Türkiye’de medya patronluğu ateşten bir gömlek. Tecrübe gerektiriyor. Her tehdide kulak asmamayı, siyasetçilerin geçici olduğunu bilmeyi, doğruya sadakatle direnmeyi öğrenmeyi gerektiriyor. Medya sahibi bir işadamının medyadan para kazanıp kazanmaması bu işe neden girdiğinin en temel cevabı. Son yıllarda Doğan grubunda ben kendimizi fırtınalı bir denizde mücadele eden geminin mürettebatına benzetiyorum. Sert rüzgârlara, büyük dalgalara karşı elimizden geldiğince geminin sahibinden kaptanına, yelkencisinden miçosuna kadar dayanmaya çalışıyoruz.

Başbakan’a hediye olarak alınan medya grupları ile Başbakan’a rağmen ayakta kalmayı sürdüren medya gruplarının arasındaki fark zaman içinde ortaya çıkacaktır. Çok değil şöyle dönüp geriye doğru bir bakın, medyada kaç patron tutunabilmiş? Şimdi başınızı öbür tarafa çevirip ileriye doğru bakın sizce bugünkü medya patronlarının kaç tanesi gelecekte varolabilecek?

Kuşkusuz canlı yayında hükümetin medya gruplarına yaptığı baskıyı anlatan (ya da sızdırılan ses kayıtlarından sonra anlatmak zorunda kalan) Fatih Altaylı’ya, bu söyleşiyi canlı yayında yayımlayan bana, hatta dün konuşmanın tamamını veren Radikal’e de bedel ödetilmeye çalışılması sürpriz olmayacaktır. Tıpkı bugüne kadar sürpriz olmadığı gibi…

Ama görüyoruz ki gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu var. Göreceksiniz ki cesaret de korku gibi bulaşıcıdır!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.