Başbakan Davutoğlu'na sorular-Tufan Yakar

Araya yıllık izin girdi, biraz tembellik biraz da iş yoğunluğu derken elim klavyeye gitmedi bu aralar…

 

Yeni Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu belki de en geç ben yazıyorum. Önce yeni görevinden dolayı tebrik edeyim, adettendir…

 

Ben kendisine güzellemeler yapmayacağım. Çok şükür daha göreve gelmeden içinde besledikleri Davutoğlu aşkını kâğıda döken nice köşe yazarı, bana gerek bırakmadılar da ben de kurtuldum “Yeni” Türkiye’ye ayak uydurmaktan…

 

Neyse uzatmayalım, yeni Başbakan biliyorsunuz eski Dışişleri Bakanı… Görev yaptığı süre içinde kendisi ile ilgili hayli eleştirel yazılar yazdım. Gelmiş geçmiş en çalışkan ama çalışkan olduğu kadar da hatalarla dolu Dışişleri Bakanı idi kendisi...

 

O şimdi sadece Dışişleri’ni değil, iç-dış tüm siyaseti yöneten kişi…

 

Sayın Başbakan, yeni göreviniz ile ilgili sizi eleştirmeyeceğim elbette… Daha yeni oturduğunuz o koltukta neler yapacağınızı görmedik henüz… Bugüne kadar yaptıklarım ortada, kimseyi yandaşlık ya da candaşlık adına alkışlamayacağımı da bilirsiniz.

 

“Yeni” Türkiye’den bahsediyorsunuz, madem öyle yeni dönemde eski yanlışlar umarım son bulur.

 

Bu konuda size birkaç sorum olacak:

 

1- Ak Parti “henüz ele geçirilememiş kaleler” olarak gördüğü devletin bazı erkleri ile uzlaşmanın yollarını bulacak ve yeni bir çizgiye oturacak mı? -ki bu çizgi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın referans gösterdiği Demokrat Partisi çizgisidir.- Yoksa 12 yıllık savaşta yeni cepheler mi açılacak?

 

Oysa Türkiye'nin mükemmel işleyen bir devlete ihtiyacı var.

 

2- Kanunsuz emir ve talimatla gerçekleştirilen, yasal ve anayasal dayanağı bulunmayan fişlemeler başbakanlığınızda da sürdürülecek mi?

 

Oysa Türkiye'nin fişlemeyen, vatandaşına güvenen bir devlete ihtiyacı var.

 

3- "Çözüm süreci" hakkında vatandaşı hangi aşamada bilgilendireceksiniz? Çözüm süreci ile ilgili kırmızı çizgilerimiz neler? Halk olarak ne zaman şeffaf bir sürece tanıklık edeceğiz?

 

Oysa Türkiye’de terör örgütünü değil, tüm Türkiye’yi memnun edecek bir çözüme ihtiyaç var.

 

4- Medya’da mevcut sorun devam edecek mi? Görüşlerinden dolayı insanların işine son verildiği bilinen bir gerçek… Entelektüel duruşunuz olduğu açık… Eleştirileri yol gösterici fener olarak mı görüyorsunuz yoksa hakaret mi?

 

Oysa Türkiye'nin mükemmel işleyen bir medyaya ihtiyacı var.

 

“Yeni” ile başlayan her sözünüz pek çok kişinin tüylerini diken diken ediyor. Ülkenin bazı konularda "kimlik bunalımı" çekmeye başladığı dahi söylenebilir.

 

"Eskimek paslanmaktan iyidir." der İngiliz filozof Richard Cumberland… Yenilik iyidir kabul… Ancak bazı kavramların eski haliyle kalmasında yarar var; Adalet, huzur, barış, kardeşlik, sevgi, saygı, birlik, dirlik gibi…

 

Durumun özeti böyle sayın Başbakan, sorular bizde, cevaplar sizde… Sadece cevaplar değil, eylemler ile de göreceğiz “yeni” Türkiye’yi…

 

Adalet mülkün temelidir

 

Haklının değil güçlünün kazandığı bir düzen bizim yaşadığımız. Bu yüzden gücü eline geçiren, onca eleştiriye rağmen bildiğini okuyor. Antidemokratikmiş, hukuksuzmuş kimsenin umurunda değil... Biliyor ki; o güç başkasının eline geçse o da bildiğini okuyacak. Türkiye'nin asıl sorunu bu... Bu sorun yüzünden huzur uğramıyor bu ülkeye...

 

5 bin yıl önce de böyle idi, bin 400 yıl önce de, şimdi de, gelecekte de… Adaletin olmadığı yerde huzur, huzurun olmadığı yerde kardeşlik, birlik, dirlik olmaz.

 

“Adalet mülkün temelidir.”

 

Adaletin timsali Hz. Ömer (r.a) asırlar öncesinden böyle sesleniyordu yöneticilere...

 

Hiç şüphe yok, bu yazıyı okuyan bazı Atatürkçü kardeşlerimin ateşi yükselmiştir. “Atatürk’ün sözünü nasıl olur da Hz. Ömer’e mal edersin?” diyorlardır içten içe…

 

Efendim, sözün Arapça aslı “El-‘adlü esâsü’l-mülk”tür. Türkçe’de ‘mülk’ kelimesi genellikle taşınmaz (gayrimenkul) anlamında kullanılır. Oysa Arapça’da devlet, düzen, ülke, egemenlik, iktidar, saltanat anlamlarına da gelir.

 

Dolayısıyla “Adalet mülkün temelidir” sözüyle kastedilen şey, devletin veya düzenin esasının adalet olduğudur.

 

Biz yine konumuza dönelim…

 

Bizde siyaset, söylemekle yapmak arasında derin uçurumların oluştuğu büyük bir alanda yapılıyor. Söylem ile eylem birbirine Habil ile Kabil kadar yakın ve yine Habil ile Kabil kadar uzak düşüyor.

 

Hal böyle olunca bize de adalet ile ilgili beklentiler konusunda mütevazı olmaktan başka çare kalmıyor.

 

Şöyle bir etrafınıza bakın… Herkes’in ortak şikâyeti adaletsizlik… Gelirde adaletsizlik, cezada adaletsizlik, eğitimde adaletsizlik…

 

Peki, adalet mülkün temeli ise bu devlet daha ne kadar ayakta kalabilir?

TUFAN YAKAR

http://www.tufanyakar.net/#!Ba%C5%9Fbakan-Davuto%C4%9Fluna-sorular/cyh4/58F9950C-7274-4814-8FDE-3A193B5E3718

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.