Ali Sirmen yazdı: 1 Ocak 1919

Bugün 2015’in, yeni yılın ilk günü.
Cihangir’den çevreye bakıyorum görüntü hiç de iç açıcı değil.
Üzerinde yaşadığımız gezegen ya da Avrupa, ABD, Asya’nın çeşitli kesimlerindeki alarm işaretleri kadar genele gitmeyeceğim... İslami terör ile atbaşı gelişen, İslamofobinin körüklediği, çok tehlikeli seyreden, bağrında büyük bir İslam-Hıristiyan çatışmasının tohumlarını barındıran gelişmeleri de bir yana bırakacağım ama yalnızca bölge ve ülkemiz açısından duruma bakıldığında görünen tablonun karanlık olduğunu söylemekle yetineceğim.
Bunu dile getirenler, bozguncu veya teslimiyetçi değil, gerçekçidirler.
Bölge emperyalizmin güdümünde, onun çıkarlarına hizmete yönelik yeni bir oluşumun içinde.
Kimse, bu oluşumu Sykes- Picot’nun sona ermesi diye muştulayıp sevinçle karşılamasın!
Sykes-Picot hangi güçlerin eseriyse yeni oluşum da aynı güçlerin eseridir ve belki de onu mumla aratacak niteliktedir.
Bu oluşumda, Türkiye’nin payına düşen yeni Sevr düzenidir.
İçinde bulunduğu bölgenin ve ülkenin dinamikleri bu düzenin yolunu, aymazlık ve ihanet taşlarıyla döşemeye elverişli görünmektedir.

***

İçeride bunca güçlükle, nice birikimle kan, ateş ve alın terinin ürünü değerleri teker teker ayaklar altına alınmış, yıllar boyu büyük zorluklarla ite kaka kör topal yürütülmeye çalışılan, aksak demokrasi tümüyle rafa kaldırılmış, özgürlükler bastırılmış, biat etmeyenler susturulmuş, yargı kırk katır mı kırk satır mı ikilemi karşısında kalmış, hapishaneler aydınların, okullar aydın düşüncenin tutuklu kaldıkları yerlere dönüşmüştür.
Kısacası, memleketin bütün tersanelerine girilmiş, bütün kaleleri zapt edilmiş ve bütün bunlardan daha elim ve daha vahim olmak üzere her alanda iktidarı ellerinde tutanlar, kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarını istilacıların emelleriyle birleştirmişlerdir.
Megapol İstanbul’dan 1 Ocak 2015’te görülen manzaraya bakarken düşündüm 1 Ocak 1919’da aynı Cihangir’den bakan insan ne görürdü?
1 Ocak 1919’da işgal altında olan “Mütareke İstanbul”nda H.C. Armstrong’un anlatışıyla durum şuydu:
“... İngiliz savaş gemileri Boğaz’daydı. Payitaht, Çanakkale Boğazı ve Türkiye’nin bütün elverişli mevkileri baştan aşağı İngiliz birliklerince ele geçirilmişti. Fransız birlikleri kentin İstanbul yakasında, Fransa’nın Senegalli zenci birlikleriyse Galata’daydılar. İtalyan birlikleri Pera’yı ve demiryollarını tutmuşlardı. Müttefik subaylar polisi, jandarmayı, limanı denetliyor, kentlerdeki istihkamların boşaltılıp silahtan arındırılmasına öncülük ediyorlardı”.

***

Benim 1 Ocak 2015’te baktığım Cihangir’den gördüğüm “manzarayı umumiye”ye oranla 1 Ocak 1919’da bakanların gördükleri çok daha beterdi.
Oysa, 1 Ocak 1919’da aynı mütareke İstanbulu’nda, 23 Ekim 1923’ün, bağımsızlığın, laik Cumhuriyetin, çağdaşlamanın tohumları da filizleniyordu.
1 Ocak 1919 günü, İşgal altındaki mütareke İstanbulu’nun sokaklarında işbirlikçiler, hainler, teslimiyetçiler, yılgınlar da dolaşıyorlardı; savaşımdan vazgeçmeyenler, güzel aydınlık yarınlardan umutlarını kesmeyenler, boyun eğmeyenler de...
Müstevli muhipleri de arşınlıyorlardı kaldırımları, içindeki ateş sönmemiş kuvvacılar da...
Aradan 96 yıl geçmiştir.
İstanbul’un yeşili, tarihi, silueti, yüzyıllardan süzülüp gelen değerleri, yine işgal altındadır. İşin acısı şu ki 2015’in işgalcileri giderlerken arkalarında,1919’un işgalcilerinden daha fazla talan edilmiş bir kent bırakacaklar.
Bütün bunlar doğrudur ama tıpkı 1919 1 Ocak’ında olduğu gibi 1 Ocak 2015 günü de İstanbul’un kaldırımlarını arşınlayanlar arasında, işbirlikçiler, haramzadeler, talancılar, despotlar, yağmacılar da var, aydınlık yarınların mimarları da.
Karanlığın yanı sıra aydınlık da boy atıyor.

Yeni yılınız kutlu ve aydınlık olsun!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.