Adaletsizlik Toplumu Boğuyor-Tufan Yakar

Bulunduğumuz bölgede özgür ve mutlu yaşamak istiyorsak güçlü olmak zorundayız.

 

Peki, güçlü müyüz?

 

Ne yazık ki, gücümüzü aldığımız topluma baktığımızda bu soruya “evet” cevabı vermek mümkün görünmüyor.

 

Devlet ve toplum yapısı günden güne çürüyor, kirleniyor. Ülkeyi yönetenler yolsuzluk ve rüşvet ile anılıyor.

 

Ve yargı bu iddiaların üzerine gitmek yerine, iddiaları dile getirenlerin üzerine gidiyor. “Yargı vesayet altında” diyerek yıllarca meydanlarda oy isteyenler, yargıyı vesayet altına alıyor.

 

Yargı adeta başrolünde Brad Pitt’in oynadığı Benjamin Button filmine benzer bir görüntü sergiliyor. Gelişmiş ülkeler yargıda tarafsızlık ve bağımsızlıkta çağ atlarken bizde vesayet altına alınan yargı eskiyi mumla aratıyor.

 

Adalet bir devletin temeli, herkesin hakkıdır.

 

Ülke insanının bir adalet düzenine sahip olamamaktan boğulacağı günler yaklaşıyor.  İnsanoğlu iki gün aç kalabilir ama iki dakika nefessiz yaşayamaz. Adaletsizlik de nefessizlik misali toplumu hızla boğuyor.

 

Mezhepçilik kimseye fayda getirmez

 

Siyasetçiler etnik ve dini değerler üzerinden kutuplaştırıcı dil kullanıyor. Bindiğimiz tren ülkeyi bütünleşmeden uzaklaştırıp hızla ayrışma istasyonuna götürüyor.

 

Önce problem çıkarıyoruz, sonra o problemi çözmeye uğraşıyoruz.

 

Örnek mi?

 

Türk-Kürt, Sünni-Alevi, Laik-Antilaik…

 

Bütün bu problemlerin kaynağı biziz. Çıkartan da biziz, çözmeye çalışan da…

 

Ortadoğu mezhep savaşlarıyla kan ve gözyaşı içindeyken bakın ne diyor Başbakan Recep Tayyip Erdoğan?

 

“Kılıçdaroğlu, Ben Sünni’yim söylüyorum. Sen Alevi’sin biliyoruz, söyle…”

 

Yani dış mihraklar lâfı sadece bir yutturmacadır bu ülke için. Dış mihraklar zorla mı söyletiyorlar bu sözleri Başbakan’a?

 

1980 öncesi yaşananlardan hiç mi ders almadı Başbakan?

 

Kızı ile ilgili bir hatırasını paylaşıp; “Ben de onlara hasretim ama verdiğimiz mücadele böyle bir mücadele vermeye zaman vermiyor. O zaman da mücadeleler daha zor sıkıntılı dönemler 80 öncesini bahsediyorum. Bir gece yatak odamızın kapısına bir pusula asmış, ‘babacığım bir geceni de bize ayır’ duygulandım” derken yansıttığı o hüzün hali sahte miydi?

 

Bu ülkenin evlatları, birbirini öldürdü. Kimi idam sehpalarına gitti, kimi zindanlarda çürüyüp kayboldu.

 

Bu nefret dili, mezhepçilik, etnik kimlik siyaseti bugüne kadar kimseye fayda vermedi, bundan sonra da vermez.

 

Türkiye hak etmediği halde yeni bir cehennemde azap çekemez.

 

Kritik kavşakta bekliyoruz

 

Ortadoğu’da yaşananlar ve Türkiye’ye yansımaları, iktidarın olayları yönetebilme otoritesini aştığını gösteriyor.

 

İçi boş efelik taslamaktan, önümüze gelene sertlik gösterisi yapmaktan, gitgide yalnızlaştık.

 

Mesele şu: Türkiye, yanı başında yaşananlardan ders alıp gereken reformları yapabilecek mi? Hızla totaliterliğe giden ülkede mevcut siyasi kadrolar, reform konusunda ne kadar istekli?

 

Kısaca; memleket, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi tarihin çok kritik bir kavşağında beklemekte...

TUFAN YAKAR

http://www.tufanyakar.net/#!Adaletsizlik-toplumu-bouyor/cyh4/742C4CAC-8BB9-4584-9F32-1F7E4BD9D807

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.