ABD, Almanya ve İngiltere Türkiye'yi Dinliyor? Ya Biz?

Türkiye’de kim kimi dinledi tartışmaları devam ederken gelişen teknoloji tüm dünyayıBBG Evine (Biri Bizi Gözetliyor Evi) çevirdi bile. En azından şu anda Amerikalılar telefonlar dahil yeryüzündeki tüm dijital iletişim araçlarını izleyebiliyor ve kaydedebiliyor. Yani Iğdır’daki bir manavın veya Japonya’daki bir öğretmenin telefonlarını Amerika’dan zahmetsizce dinlemek ve bu kayıtları günlerce tutmak mümkün. Üstelik ABD istihbarat servisi NSA bu işlemi aynı anda milyonlarca insan için yapabiliyor.

Japonya’daki bir öğretmeni dinleyebilen Amerikalıların Türkiye gibi son derece stratejik bir ülkenin başbakanını dinlemediğini düşünüyorsanız ya teknolojiden hiç anlamıyorsunuzdur, ya da aklınızı tatile göndermişsinizdir. Dolayısıyla ben adım gibi eminim ki ABD Başbakan Erdoğan’ın telefonunu da, Cumhurbaşkanı Gül’ün telefonlarını da, kabinenin tüm bakanlarını da, Türkiye Cumhuriyeti belediye başkanlarının tamamını da, müsteşarları da, milletvekillerini de ve daha yüzbinlerce Türkün telefonlarını da, e-postalarını da, skype konuşmalarını da, sosyal medya hesaplarını da izliyor, kaydediyor ve tahlil ediyor. Bunun tersini düşünmek gerçekleri görmezden gelmektir.

NSA NEDİR?

NSA’in casusluk faaliyetlerine geri döneceğim, bundan önce NSA’in neler yaptığını kısaca özetlemek istiyorum:

NSA (The National Security Agency), yani Ulusal Güvenlik Ajansı 1952 yılında elektronik gözetim/casusluk yapması için başkent Washington DC’nin bir dış mahallesi olan Maryland’da kuruldu. Ajansın izleme, kaydetme, sızma ve elde ettiği bilgileri tahlil etmek için yıllık bütçesi 10 milyar doları aşıyor. NSA’nın 2013 yılında çalışan sayısın 33 binden fazlaydı.

Snowden’ın 2013’de ifşa ettiği belgelere kadar kurum hakkında çok az şey biliniyordu. Bugün ise NSA dünyanın en popüler istihbarat birimi. Kongre araştırmaları ortaya koydu ki NSA hakkında Amerikalıların dahi bilgisi çok azmış.

NSA’nın casusluk faaliyetlerinde kullandığı en etkili programlardan biri PRISM, yani prizma programı. Bu program sayesinde NSA casusları 9 büyük internet şirketinin (Google, Youtube, Yahoo, Facebook, PalTalk, AOL, Skype, Microsoft ve Apple) verilerine girebiliyor.

NSA ayrıca uzak noktalarda gerçekleşen internet bağlantılarına farkettirmeden sızabiliyor ve  paylaşılan bilgileri tarafların haberi olmadan kopyalayabiliyor.

NSA, birçok internet teknoloji firması ile görüşerek onları ulusal güvenlik için sızılması kolay ürünler üretmeye yönlendirebiliyor. Devlet ile ilişkileri iyi tutmak isteyen Amerikalı firmalar çoğu kez casusluk faaliyetlerine gönüllü olarak müsaade ediyor.

NSA’nın TAOL adlı elit bir hacking (kırma), korsan ünitesi var. Bu ünite hedef alınan siteleri çökertiyor, bozuyor, işlemez hale getiriyor.

NSA yıllar içinde izleme kapasitesini öylesine güçlendirmiş ki 2013 yılı verilerine göre 1 günde 5 milyardan fazla kayıt alabiliyor. Teknolojinin gelişme hızı dikkate alındığında 2014’de bu kapasitenin birkaç misline çıkmış olduğu düşünülebilir. Bu da gösteriyor ki yakında NSA 7 milyar insanının tamamını aynı anda dinleyip, kayıt altına alabilecek hale gelecektir. Bugün bile milyonlarca insanın kayıtlarının düzenli olarak alındığı biliniyor.

NSA’in bir diğer işi de cep telefonlarını şirketler ve şahıslar tarafından konulmuş olan kodların kırılması. Buna kriptolu olarak bilinen çok güçlü kodlarla korunan telefonlar da dahil.

KOD ADI QUANTUM

NSA sadece telefonları dinlemiyor, aynı zamanda telefonların yaydığı sinyalleri gelişmiş programlar sayesinde takip ederek, kim kiminle nerede buluştu gibi son derece karmaşık bilgileri de derleyebiliyor... Böylece Amerikalılar binlerce kilometre uzaklıktan örneğin Malatya’daki bir kişinin tüm arkadaşlarını, ilişkilerini, vaktini nasıl geçirdiğini vs. derleyebilir. İsimler, buluşma yerleri, telefon numaraları ve daha birçok kıymetli bilgi için NSA ajanları Türkiye’ye gelmeye bile gerek duymuyorlar...

NSA’in en etkileyici programlarından biri olan Quantum James Bond filmlerinden ilham almış, ancak Bond filmlerini bile aşmış bir yöntem:

Quantum kod adlı yönteme göre bilgisayarlara daha üretim aşamasında fark edilmesi çok güç cihazlar takılıyor. Alıcı her şeyden habersiz bilgisayarını kullanırken yerleştirilen cihaz, bilgisayardan radyo sinyalleri göndermeye başlıyor. Sinyalleri almak için kilometrelerce uzakta konuşlanan NSA ajanları sadece bir dosya çantası büyüklüğündeki alıcı istasyon sayesinde bilgisayardaki tüm bilgilere kolayca ulaşabiliyor...

Radyo sinyalleri saniyeden bile daha az bir sürede bilgisayardaki bilgileri dışarı taşıyabiliyor ve bu esnada esas kullanıcı bu durumu hiçbir şekilde fark etmiyor... Bunun için bilgisayarın internete bağlı olmasına bile gerek yok... Böylece, internete bağlanmayınca kendisini güvende sanan kullanıcılar çok daha mahrem bilgilerini Amerika ile paylaşmış oluyorlar... Sızan bilgilere göre, NSA bu yöntemi daha çok Çin ordusunun kullandığı bilgisayarlarda uygulamış.

Cihaz dışında NSA’in yeni üretilmiş bilgisayarlara gelişmiş casus yazılımlar yüklediği veya internet üzerinden bu programları gönderdiği de ortaya çıktı. Casus yazılım göndermede bir diğer yöntem ise USB kartları. Size hediye olarak gelen veya satın aldığınız, ambalajını ilk kez sizin açtığınızı düşündüğünüz USB kartları ile de bilgisayarlarınıza NSA’in casus programlarını yüklemiş oluyorsunuz...

Basında yer alan haberlere göre NSA tüm dünyada en az 100.000 bilgisayara kendi malıymış gibi girip çıkabiliyormuş. Hedef noktaların başında ise Çin ordusuna ek olarak Rus ordusu, Meksika polisi, Meksikalı uyuşturucu şebekeleri ve Avrupa Birliği ülkelerindeki ticari gruplar yer alıyormuş... NSA’in bu yöntemleri en az 5 yıldır kullandığı biliniyor. Girilen bilgisayar sayısı 100.000, aylık dinlenen telefon sayısı ise 125 milyar olarak biliniyor. Muhtemelen NSA her geçen gün bu rakamları arttırıyor.

Tüm bu verilere baktığım zaman ben, telefonumun dinlendiğinden ve bilgisayarımdaki verilerin düzenli olarak takip edildiğinden eminim...

LİDERLERİ DE DİNLİYOR

Yılda 20 milyar liradan fazla bir kaynağı ve 33 binden fazla çalışanı bir kurumun emrine veriyorsanız bunu zevk olsun diye yapmazsınız. Şüphesiz ABD de böyle yapmıyor. Programın siyasi ve askeri amaçları var. Başta Rusya ve Çin olmak üzere düşman ülkeler ve gruplar öncelikli olarak izleniyor. Ancak ABD’nin potansiyel düşman ve rakipler listesi bir hayli uzun ve dünyanın neredeyse tamamı bu listeye giriyor. Nitekim ABD’nin dost ve müttefik ülkeler listesinden Almanya’yı ve onun Başbakanı Angela Merkel’i dinlediği sızan belgelerde ortaya çıktı. Telefonları dinlenen bir diğer sözde dost ülke ise Meksika ve Başkanı Enrique Pena NietoBrezilya Başkanı Dilma Rousseff de özel hayatına girilenler arasında…

NSA’in daha pek çok siyasiyi dinlediği biliniyor. Bahar 2014’de dünya basınında yer alan haberlere göre NSA’in hakkında casusluk yaptığı dünya lideri sayısı en az 122 idi. Sadece Almanya Başbakanı Merkel hakkında NSA’de tutulan dosya sayısı ise 300’den fazlaydı. İsmi açıklanan 12 lider arasında Başbakan Erdoğan’ın ismi yoktu, ancak bu işten biraz anlayan herkes bilir ki dünyada 122 lider izleniyorsa bunlardan en az biri Türk devlet adamlarındandır.

İNGİLİZLER DE TÜRKİYE’Yİ DİNLİYOR

Elektronik casuslukta ABD’nin en önemli müttefiki İngiltere. İngiliz GCHQ istihbarat birimi tıpkı Amerikan NSA gibi tüm dünya üzerinde elektronik casusluk yapıyor. Alman medyasına göre GCHQ düzenli olarak Alman internet şebekelerine giriyor ve veri topluyor.

Snowden’ın sızdırdığı belgelere göre İngiliz GCHQ’nun hedefinde de diğer ülkelerin siyasi liderleri var. Rusya ve Çin’e yoğunlaşan GCHQ’nun listesinde sözde dost ve müttefik görülen Güney Afrika Cumhuriyeti ile Türkiye’nin de bulunduğu bilgisi ise 2013 Haziranı’nda ortaya çıktı.

İngiltere'de yayınlanan The Guardian gazetesi, 2009 yılında, yeni Maliye Bakanı olduğu sırada Mehmet Şimşek'in GCHQ ve MI5 ajanları tarafından dinlendiğini yazdı.

İngilizlerin sadece Mehmet Şimşek’i dinlemediği, Türkiye’den daha pek çok önemli ismin bu tarihten sonra da casusluk faaliyetlerinin konusu olduğu açıktır. Hatta diyebilirim ki Türkiye’yi en yoğun dinleyen ülkelerden biridir İngiltere. Bu konuda İngiltere’deki dinleme merkezleri kadar Kıbrıs’ta bulunan İngiliz üslerinin özel bir rol oynadığı da muhakkaktır.

ALMANLARIN TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ CASUSLUK FAALİYETLERİ

ABD’nin, müttefik ülke liderlerini de gizlice dinlediği haberlerine en çok Almanlar kızmıştı. Merkel’in özel telefonlarının dahi Amerikalılarca dinleyip kaydedilmesi dostluğa sığmayacak bir hareket olarak Almanya’da çok eleştirildi.

Ancak, geçtiğimiz hafta sonu çıkan haberler Almanların da bu tür casusluk faaliyetlerine başvurduğunu, Amerikalıları, hatta Türkleri gizlice dinlediklerini ortaya koyuyor. Skandalı ortaya çıkaran ise ajan Markus R. Baskınında yakalanan dosyalar oldu.

Tahminlere göre Almanya'nın Türkiye dinlemeleri Bavyera Eyaleti'nde bulunan Bad Aibling'deki uydu sistemleri üzerinden gerçekleştiriliyor.

İlginçtir Almanya, Türk liderleri dinleme faaliyetlerine İngiltere’nin Maliye Bakanı Şimşek’i dinlediği 2009 yılında başlamış. Sızan haberlere göre Alman İstihbarat örgütü BND, en az bir kez ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin görüşmesini dinlemiş. Almanlar,Kerry’nin uydu telefonuyla yaptığı görüşmenin BND’nin Ortadoğu üzerindeki dinleme ağına takıldığı, dolayısıyla kazara gerçekleştiğini belirtiyorlar… Benzer bir şekilde ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile 2012 yılında yaptığı görüşmenin de kazara dinlendiği, ancak fark edilince silindiği iddia ediliyor.

“TÜRKİYE DOST ÜLKE DEĞİL”

Buna karşın Almanya’nın Türkiye dinlemeleri bir kazanın sonucu değil. Almanya, en az 2009’dan beri Türkiye’ye ‘dost olmayan ülkeler’ sınıfında dinliyor. Der Spiegel’in haberine göre Türkiye istihbaratta resmi hedef ülkelerden biri.

Sabah gazetesinin 18.8.2014 tarihli haberine göre Almanya hükümet yetkilileri dinlemeye gerekçe olarak Türkiye’nin dost bir ülke olmamasını, örneğin İngiltere veya Fransa gibi davranılamayacağını belirtiyorlar. Alman yetkililere göre Türkiye, Almanya’daki sivil toplum kuruluşları (Türkler) üzerinden Almanya’nın iç meselelerine karışıyor, bu da dost bir ülkenin yapabileceği bir iş değil.

Sebebi ne olursa olsun, Almanya’nın Türkiye’yi dinlemesi, bu ortaya çıkınca ortaya koyduğu tavır Türkiye’nin Almanya ile ilişkilerinde tarihin en kötü dönemlerinden birinden geçtiğini bizlere gösteriyor. Ne yazık ki Türkiye’nin sadece Ortadoğu ülkeleriyle politikaları değil, AB ülkeleriyle ilişkilerinde de kaygı verici gelişmeler yaşanıyor, Türkiye NATO içinde diğerlerinden çok farklı bir konuma sürükleniyor.

Sabah gazetesine yansıyan habere göre Frankfurter Allgemeine Gazetesi'ne konuşan hükümet yetkilileri, Almanya Türkiye'yi dinlemiş olmakla Başbakan Merkel tarafından daha önce dile getirilen, "dostlar arasında gizli dinleme kabul edilemez" sözünün çiğnenmediğini iddia ettiler, dolayısıyla “Türkiye dost bir ülke değildir” mesajını verdiler.

Almanya'nın en çok satan Bild gazetesinin iddiasına göre ise Almanya’nın Türkiye’yi ‘dost olmayan ülkeler’ sınıfında dinlemesinin gerekçesi çok daha vahim. Gazeteye göre, Almanya, Türkiye'nin Batıyla sıkı ilişki içinde olduğuna inanmıyor. Hükümet çevrelerinin dinlemeye gerekçe gösterdiği diğer bir neden ise, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikasında ikili oynadığı görüşü. Buna göre güya ABD Almanya'yı bu konuda uyarmış ve "Türkiye MİT kanalıyla radikal gruplara silah ve lojistik destek veriyor" ifadelerine yer vermiş.

Eğer bu ifadeler gerçeği yansıtıyorsa Türkiye’yi ‘dost ülkeler’ sınıfından çıkaran sadece Almanya değil, aynı zamanda ABD de böyle bir tavır almış durumda.

BAŞKA KİMLER TÜRKİYE’Yİ DİNLİYOR?

Yukarıdaki bilgileri değerlendirdiğimizde Türk siyasilerin en az 3 ülke tarafından, ABD, İngiltere ve Almanya, dinlendiğini biliyoruz. Siyasilerin telefonları, e-postaları, tüm yazışma ve mesajlaşmaları kayıt altında tutuluyor.

Bunun dışında söz konusu teknolojiye sahip bir düzine ülke daha bulunuyor. Örneğin İsrail, Fransa, Rusya ve Çin de bahsettiğimiz ülkeler gibi Türkiye’deki iletişimi izleyebilecek güce sahipler. Bir an için düşünün, eğer İsrail Başbakanı olsaydınız ve ajanlarınız size Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın tüm konuşmalarını masanıza getirmeyi teklif etseydi bu öneriyi kabul etmez miydiniz? Bu soruyu Rusya veya Fransa için de düşünün lütfen.

Dolayısıyla şundan artık emin olmalıyız, ithal telefonlarla, ithal yazılımlarla, yazılımı ne olursa olsun kolayca sızılabilen uydular yoluyla, ithal bilgisayarlar vs. yapılan her türlü iletişim en az birkaç ülke tarafından izlenmektedir. Üstelik bu tür casusluk faaliyetleri için hedef ülkeye gitmeye, odalara girip dinleme cihazları bırakmaya dahi gerek kalmamaktadır.

Almanlar, Merkel’in dinlenmesi skandalında ABD’nin Berlin’deki Büyükelçiliğinin bir tür dinleme merkezi gibi kullanıldığını, elçiliğin üzerindeki uydu çanaklarının ve diğer gelişmiş cihazların tüm Berlin’i dinleyebileceğini ortaya koydular. Bu da bize gösteriyor ki ABD’nin Ankara ve İstanbul’daki temsilcilikleri de de, diğer bazı ülkelerin diplomatik temsilcilikleri de Ankara’yı, İstanbul’u ve tüm Türkiye’yi izleyebilecek güçtedir…

Yukarıda özetlemeye çalıştığım bilgilerin tamamı açık kaynaklardan toplandı. Tüm bu bilgiler ışığında sormadan edemeyeceğim, Amerikalılar ve İngilizler Almanları dinliyor, Almanlar, Amerikalılar ve İngilizler Türkleri dinliyorlar, peki Türkler kimi dinliyor?

http://www.facebook.com/lacinersedat

http://twitter.com/sedatlaciner

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.