Müslümanların tek bir Mustafa'sı var

Keklikçi üstü kapalı bir şekilde iktidar partisi tarafından 10 Kasım münasebetleriyle yapılan açıklamaları değerlendirdiği yazısında, açıklamaları sisteme engaje olmak olarak yorumlarken, "Halka zulmedenlerin savunduklarını savunmak zalimlerle aynı hizaya gelmek değilse nedir!" dedi ve "Müslüman, çarkın dişlilerine sahip çıkar mı, böyle bir sığlık böyle bir saçmalık olabilir mi. Maalesef oldu! Çok acı!" diye ekledi.

Yazının tamamı şu şekilde:

Ha oldu ha olacak derken makara tekrar başa sardı! Yönetim erki az gitti uz gitti dere tepe düz gitti ana çarkın istediği noktaya geldi. Burada erk demek biraz ‘fazla’ durdu galiba ama olsun! Ana çark kendi dişlilerini değiştirmek isteyeni çemberin içine sokmadan yanında yöresinde geçici müsaadeyle bir müddet oyalanmasına izin veriyor. Dişlilerini değiştirmek isteyeni dedik ya bu aslında fazla iyi niyetli bir beklentinin sonucudur. Acaba ana çarkın dişlileri gerçekten değiştirilmek istenmiş midir?

Halkın tercih etme oranındaki çokluğa bakarsak ana çarkın dişlilerine müdahale umudunun canlılığı söz konusudur. Bu noktada yol biraz çatallaşıyor. Acaba halk çarkın dişlilerine müdahaleden ne anlıyor? Müdahale beklentisi oluşturan erkin gerçekten böyle bir niyeti var mıdır? Ana çark kendi doğrularını erke dayatma noktasında erkin durumu ne vaziyettedir. Çarkın dayatmalarının farkında mı, böyle bir bilinç ve bu bilincin sonucunda uygulama düzeyine matuf projesi var mı yani var mıydı? Bir şeyin çıkış noktası aynı zamanda o şeyin nihai noktasını belirtir. Kalkış anındaki birikim, varılacak andaki uygulama bağlamındaki beklentilere bir ufuk görüntüsü verir. Bu durum böyleyken hiçbir şey durup dururken kendiliğinden gerçekleşmeyeceği gerçeği en katı haliyle insanın önündedir. Bir kere erk gerçekten erk midir? Yoksa halka öyle mi sunulmuştur? İkincisi halk, beklentisinin içeriği hakkında bilinçli midir? Bütün bunlarla beraber çark kendi dişlilerini en sıkı bir şekilde döndürürken halkı ve erki ne kadar dikkate alıyordur?

Tarih gerçeklerine göre çark, dışardan içeriye gönderilmiş bir yok etme projesidir. Büyük paylaşım savaşında milletimizi savaş meydanlarında yenemeyenlerin içeriden yok etme projesinin bir ürünü olarak çark, dişlilerini her daim halkın üzerinde özellikle de halkın halkı bilinçlendirecek düzeydeki şahsiyetleri üzerinde tüm acımasızlığı ve insanlık dışılığıyla döndürmüştür. İlk önce bin yıllık alfabeyi kaldırarak koskoca bir milletin kendi tarihi ve kültürüyle bağını kökten kopartmıştır. Kendi tarihine, kültürüne ve bilimsel verilerine cahil bir halk meydana getirmenin birinci adımı olan bu adım, tarihte görülmemiş en büyük kötülüklerden biridir. Bu kötülük öylesine yapılmış bir şey değil bir projenin ürünüdür. İçe yerleştirilen derin çarkın ana gövdelerinden biri olan bu kötülük, diğer kötülük hukuklarıyla birlikte bir milleti tarihten silmenin ana yürüteçleridir. Ana çark öyle yerleştirilmiş ki dişlilerine müdahale etmek hem çok iyi birikim gerektiriyor hem de kelle koltukta olmasını. Çarkın tamamen kaldırılması ise milletçe kelle koltukta olmayı gerektiriyor. Bu mümkün mü? Bunu yapacak babayiğit var mı?

Millet kendi tercih çokluğuyla babayiğit sanarak güvenmişti ama çarkı kaldırmayı bırakın dişlilerine müdahale etme cesareti bile gösterilemedi. Dahası o çarkın dişlilerinden biri olduğu acı verici bir şekilde ortaya çıktı. Halka zulmedenlerin savunduklarını savunmak zalimlerle aynı hizaya gelmek değilse nedir! Erkin zalimlerle aynı hizada olması, erke güvenmiş halka acı veriyor. Hiçbir Müslüman , kâfir gibi düşünemez. Eğer kâfirlerin savundukları savunuluyorsa savunanlarda Müslümanlık nerededir! Ana çarkın dişlilerine uygun konuşuluyorsa ana çarkı değiştirme cehdi olduğu veçhesiyle güvenenlerin güveni ne olacaktır. Hadi güvenenleri geçelim Müslüman, çarkın dişlilerine sahip çıkar mı, böyle bir sığlık böyle bir saçmalık olabilir mi. Maalesef oldu! Çok acı!

Müslümanların bir tane Mustafa’sı vardır o da Muhammed Mustafa’dır. Nokta!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.