Türk olduğum için Türk'üm yazdırdım

 Radikal'de Armağan Çağlayan'a konuşan İdo Tatlıses Çağlayan'ın sorularını yantladı.

Sanki rapçi olacakmışsın da son anda vazgeçmişsin gibi.
Evet, direkten dönmüşüm gibi.
Niye öyle?
O herhalde Amerika’da yaşadığımdan dolayı. Oradaki yaşam tarzından, oraya ayak uydurabildiğimden dolayı herhalde. Oradan buraya gelince de böyle kaldım.
Türkiye’ye ayak uyduramadım ama diyorsun.
Birazcık öyle. Orada kaldım.
Gitmek istiyor musun bir daha?
Aslında gitmek istemiyorum. Burayı daha çok seviyorum. Ama orada müziğe duyulan saygı yüzünden keşke orada yapsaydım diyorum. Ama orada da biz yapamayız. Mecburen buradayız.
Son şarkın da rap gibi zaten.
Hangisi?
Yeni bir klip seyrettim ben. Bir kızla beraber.
'Satır satır'. O eski.
Eski mi o? Ama baya rap gibi o.
Biraz. Tam değil ama öyle gibi. Eski o zaten. O kulvardan çıktım.
Önce o muydu amaç?
Önce baya arabesk falandı. Sonra döndük.
BABAMLA AYNI KATEGORİDE OLAMAZDIM 
Niye döndün?
Döndük çünkü olmadı. Zaten onu en güzel şekilde yapan bir vardı. Popu en güzel şekilde yapmış biri yok mu? O da var. Ama babamla aynı kategoride olamazdım ben. O yüzden başka bir yere kaydım ben.
İnsanın babasının da Türkiye’de bu kadar idol olması insanın hayatını her şekilde etkiliyor demek ki. Müzik yaparken bile düşünüyorsun bir dakika şimdi babam gibi olmayayım ben diye.
Düşünüyorum, çünkü kıyaslıyorlar hemen. Türkiye’de hemen kıyaslıyorlar. "Babasına benzemeye çalışıyor, babası gibi olamayacak" diye. Zaten hiçbir zaman öyle bir iddiam yok olamaz da. Kıyaslıyorlar, o yüzden o kulvara girmek istemiyorum.
Ama şimdiki durumda mesela İbrahim Tatlıses’in oğlu İdo’dan ne beklersin, bana sorsalar daha arabesk beklerim.
Ben de öyle beklerim. Aslında ters köşe olan o. Herkesi ters köşe yaptım. Güzel oldu o.

TÜRK'ÜM, O YÜZDEN TÜRK YAZDIRDIM 
Bu dövme meselesi ne? Niye bu kadar çok dövme var sende? 1952 ne mesela?
Babamın doğum tarihi. Böylece İbrahim Bey’in yaşı çıkmış oldu. 18.07 de annemin doğum tarihi. Onda yaş çıkmıyor. Onunki saklı. Yazarsam beni keser herhalde.
Bu kadar fazla dövme neden?
Hastalık bu herhalde. Bir daha ister miydim bu kadar yaptırmak? Belki isterdim ama böyle değil. Birkaç şeyden mutsuzum mesela. Pişman olduklarım var.
Parmaklarında da var.
Her yerde var.
'Türk' yazdırdın olay oldu. O nedir? Hikâyesi nedir? Neden orada 'Türk' yazıyor?
Bir nedeni yok. Öyle bir şey için değil. Bir ayrımcılık yapmak için değil. Sonuçta şuan Türkiye’de yaşıyorum. Türk vatandaşıyım. Türk’üm, o yüzden Türk yazdırdım. Çok konu oldu. Sırtımda da 'Ez te hezdıkım' yazıyor mesela. Kürtçe 'Seni seviyorum' yazıyor. Ona da mı takmak lazım? Biz halk olarak birazcık bir şeyleri irdelemeyi seviyor muyuz artık pek bilmiyorum. Bir şey olsun diye yaptırmamıştım.
Şunu merak ediyorum, Türk yazdırmak insanın aklına nasıl gelir? Dövme yaptıracaksın Türk yazdırıyorsun. Sen gidip dövmeci buluyorsun, "Türk yazalım" mı diyor? Ben Türk yazdırmaya geldim mi diyorsun?
Yok, burama bir dövme yaptıracaktım. Baktım, baktım ne olabilir? O anda kimliğim geldi. Sinan Abi kimliğimi getirdi. Dedim "Türk yazalım". Önce "Türkiye yazalım" dedim. Ama çok uzun kalıyordu. Milli takım forması gibi olmaz öyle. Türk güzel durdu bence burada. Tam göğsümde işte.
Instagram’da resim koyduğunda mı çıktı ortaya?,
Aslında daha önceden de koymuştum ama hiç ortaya çıkmamıştı. O resimde çok ortaya çıktıysa demek. "Şöyle bir şey olsun" diye de koymadım. Koymamaya da dikkat ediyorum. Mecbur gözüküyor. Yazdayız bir de.
Sırtında da Kürtçe "Seni seviyorum" mu yazıyor? Keşke bu kadar polemik olunca dönüp bir de arkadan resmini koysaydın.
Başka şeyler de var sırtımda, o yüzden olmazdı. Biraz zor olabilirdi. Çok isterim ama diğerlerini kapatmak lazım. Çok dövmem var ya.
Ayıp ayıp şeyler yok değil mi?
Ayıp şeyler yok da herkesin görmesini istemediğim özel şeyler de var. Bazı özel dövmeleri de taşıyorum.
Denize girmiyor musun?
Herkesin içinde girmiyorum.
Bodrum’a beach'e gittin mesela?
Girmedim!

ANNEM 'BÜYÜYÜNCE UNUTACAĞIZ' DERDİ 
Hep bir olayla büyüdün ya sen. Çocukluğundan beri sizin ailede hep bir olay var. Zor bir şey mi? Yoksa alıştın mı?
Hepsi zordu. O yaşta bir çocuğun bunları kaldırması daha zor. Anneme bir şeyler oldu. Tam babama ihtiyacım olduğu zaman babama bir şeyler oldu. Anneme ihtiyacım olduğu yaşta anneme oldu. Onları geçtik, babamın ilişkileri hep gündemde oldu. Zordu, şöyle zordu, bir çocuk olarak babanla annen arasına girenleri istemiyorsun. Bu her çocuğun karşı geleceği bir şeydir. O da zor tabii. Şimdi düşünüyorum, annem hep "Boşver, büyüyünce unutacağız, unut gitsin" derdi. O dönemde çocukluk aklı ama büyüyünce bir şey kalmıyor, bazı şeyleri idrak edince. O da kendi hatasını anlıyor aslında. Ama İbrahim Bey, iş işten geçmiş oluyor.
Bir olay var evde mesela, düşünsene annenle baban beraber. Bir gün baban eve geliyor, kavga çıkıyor. Aradan üç gün geçiyor, barışıyorlar. Dört gün geçiyor, yine bir olay oluyor. Hep büyük büyük şeyler.
Genelde babam kovulan taraf oluyordu. Giden değil de kovulan. Vardı öyle.
İnsan böyle bir şeyde, böyle bir ortamda büyüdüğünde evlenmekten de korkar.
Yok, ben evlenmekten korkmuyorum da, babam evlenmemi istemiyor.Evlenme diyor, ne gerek var diyor. Ben de çok da babamın izinden gitmek istemiyorum. Korkuyorum böyle olayları gördükçe. Sıkıntılı biraz. Kafamda sorular var.
İBRAHİM BEY KADAR ÇAPKIN DEĞİLİM 
Sen mi Burcu Esmersoy’a Twitter’dan mı Instagram’dan mı “Ne kadar güzel hatun” demiştin?
Yok karıştırıyorsunuz. Sıla’ya yazmıştım.
Tanışıyor musun Sıla’yla?
Hayır. Sadece söyledim. Çok kadınsı değil mi? Tam kadın kadın değil mi? Bana mı öyle geliyor? Sert. O an söyledim, bir daha da söylemedim. Bir daha o cesaret gelmedi.
Bunu Twitter’a yazmak da bir cesaret.
O bir benzetmeydi sadece. “Sıla gibi sevgilim olsun, 100 bin TL borcum olsun." Olmasın tabi öyle bir şey de.
Çapkın mısın?
Her erkek ne kadar çapkınsa o kadar çapkınım. İbrahim Bey kadar da değilimdir. Yaşıma göre, çapkınlık değil de hep tanıştığım birileriyle daha iyi anlaşırsın, daha iyi anlaşırsın ya. Öyle diye bilirim.
Ne mesela hayalin? Kaç yıl sonra nerede, ne olmak istiyorsun?
Bunu ben de çok merak ediyorum. Kaç yıl sonra nerede olacağım? Hiç onu düşünemiyorum ya. Hiç öyle bir planım olmadı. "Beş sene sonra şurada olacağım, yedi sene sonra şunları yapacağım, sekiz sene sonra şu evi alıp oraya taşınacağım" demedim hiç. İş hayatında da olmadı. Zaten daha yeni girdim bu işe. Hiç öyle bir düşüncem olmadı. Tek düşüncem müziğimi yapayım. Dinleyen dinlesin. Dinlemeyen defolsun gitsin. Yok dinlemeyen de bir dinlesin, baksın yani. Hayrına. İşimi yapıyorum. Daha gencim. Eğleniyorum da bunu yaparken. Şunu yapacağım, bunu yapacağım, şöyle olacağım, 30 bin kişi izlesin beni demiyorum. "Şurada ayakta alkışlanayım bari" falan gibi bir şeyim olmadı.
İnsan çok popüler olmak için girmez mi bu işe?
Öyle "Biraz daha popüler olayım" falan olmadı bende.

O BANA İDO BEY, BEN ONA İBRAHİM BEY 
Hırslanmıyor musun?
Hırslıyım. Çok hırslıyım.
Niye babana İbrahim Bey diyorsun?
Siz öyle dediniz diye bana da öyle takıldı şimdi. İbrahim Bey dediniz ya.
Ben ne diyeyim?
Bende İbrahim Bey kaldı. Babam. Aramızda resmiyet var. O bana İdo Bey, ben ona İbrahim Bey.
Babasına siz diye hitap edenler de var.
Ben de öyle hitap ediyorum. 'İbrahim Bey’ de derim, "Babacığım siz iyi misiniz?" de derim. “Baba napıyorsun ya” diyemem mesela. Şu an dedim, onda bile kalbim sıkıştı. Buradaymış gibi hissettim.
Baya sizli bizli mi konuşursunuz?
Çok değil ama çok da senli benli konuşmayız. Konuşmuyorum daha doğrusu. O konuşuyor da ben konuşmuyorum.
Ürküyor musun?
Ürkmek değil de saygı duyuyorum. Korkumdan değil. "Sen" dersem bana tokat atacak değil. Böyle alıştım.
Mesafeli bir ilişkiniz var.
Öyle değil aslında. Baya da laçkayız. Herhalde böyle alıştım diye. Annemden daha çok korkarım.
Gerçekten mi?
Babamdan o kadar korkmuyorum ama annemden korkuyorum. Korkutmuş beni. Korkutarak büyüttü beni.
Ama çok iyi anlaşıyorsunuz.
Anlaşmamızda sorun yok. Ama gencim, 23 yaşındayım, hata yapmış olabilirim. Hata derken mesela o kapağı buraya koymam gerekirken oraya koymuş olabiliyorum. Bunu babam öğrenince olsun oğlum bir daha ki sefere buraya koyarsın diyebiliyor. Annem, of. "O kapağı sen nasıl açarsın, sen nasıl izinsiz, bana sormadan oraya koyarsın. Sen o kapağı oraya bile ters koymuşsun. Bir daha o kapağı oradan alabileceğini mi zannediyorsun" der. Baya arkadan terlik çıkartıp fırlatacak gibi oluyor. Anneme karşı bir korku var içimde.
Zor.
Yok ama güzel. Ben seviyorum.
Korkmayı mı?
Baba, daha erkek, daha ısınıyorum. Annemden korkayım ya. Yoksa daha büyük hatalar yapabilirdim. Allah’tan korkmuşum. Yaşım gereği bulunduğum, konumdan dolayı, arkadaş çevremden dolayı çok büyük hatalar yapabilirdim. Ama annemin korkusuna hiç birini yapmadım. İyi ki de korkmuşum diyorum o yüzden. Kamu spotu: Annenizden korkun!

BABAM İBRAHİM TATLISES, KUYUMCU DÜKKANI AÇACAK HALİM YOK...
Müzik yapmasaydın ne yapmak isterdin? Şöhretli insanların çocukları hep şöhretli olmak zorunda mı? Nasıl karar verdin? "Ben de babam gibi olacağım, ben de müzik yapacağım" mı dedin?
Müzik yapıyordum zaten. Bu işe girmeden önce de müzik yapıyordum. Hoşuma da gidiyordu. Eğleniyordum da. Ne yapacağım diye düşündüm. Babam İbrahim Tatlıses şimdi. Kuyumcu dükkanı açacak halim yok. Ben de mecbur müziğe girmem lazımdı. Girdim, iyi ki de girmişim.
Mutlusun yani.
Çok mutluyum. İsterse hiç satmasın. İsterse bir kişi alsın, bir kişi dinlesin. O kadar mutluyum ki. Ben sevdiğim müziği yapıyorum ki seviliyor da... Allah’tan seviliyor. Bu yaz onu da gördüm Bodrum’da. Baya bangır bangır çalıyordu. O yüzden çok mutluyum yaptığım işten. Demek ki bir şeyleri doğru yapabilmişim.
Müzik yapmasaydın ne yapmak isterdin?
Hiç düşünmedim ki onu. Müzik yapmasam herhalde kiraları alır evde otururdum. Hiç düşünmedim. Ticaret yapabilirdim herhalde diyorum ama bende hiç ticaret kafası da yok. Bir arkadaşım para istese "Al kardeşim" derim, sonra alamam da isteyemem de. Yapamazdım herhalde başka bir şey. Yapardım belki de aklımda yok. Sıkışınca belki bir şeyler çabalardım o zaman fikrim olurdu.
Baban daha geleneksel bir yapıdan geliyor. Sana demiyor mu ne işin var senin bu kadar dövmeyle diye?
İlk başta dedi. İlk yaptığım dövmede dedi ki, "Biz bunları eskiden ineklerin üstüne damga basardık." Ondan sonra yaptırdım, yaptırdıkça; adam ne desin artık. “Madalya takıyorlar mı?” diyor. İnce ince laf sokmaya başladı. Ama gitti artık. Bir kol komple kapandı. Geçen gün de bacağıma yaptırdım bir baykuş. Bacağımı gördü, "Bir orası kalmıştı orayı da doldurduğun iyi olmuş, gözüm takılıyordu" dedi. Doldurdum baba merak etme dedim. Artık bir şey demiyor. Herkesin kendi yaşantısı var. Ben birisine bağlı yaşayamam. Bu benim hayatım. Ben nasıl istiyorsam öyle yaşamam lazım. Ben birisine bağlı yaşarsam benim hayatımdan çıkıyor onun hayatına giriyor. O yüzden pek karışmıyor. O kadar üstüme gelmiyor. "Bir daha yaptırırsan seni reddederim" gibi bir şey yok! Annem her görüşünde "Bir daha yaptırırsan konuşmayacağım seninle" diyor. 30'ncu dövmemi yaptırdım. 30’da hâlâ konuşuyoruz.
Benim çocuğum olsa bir tane, iki tane "Tamam" derim.
O iki tane aynı yerde oluyorsa o kol komple gidiyor. Ben onu öğrendim. Sonra durduramıyorum.
Çok can acıtan bir şey değil mi?
Of. Mekruh! Sonuçta kendine zarar veriyorsun. Sigara gibi bir şey. O da mekruh!
KARDEŞLERİMİ ARTIK BEN DE KARIŞTIRIYORUM
Kaç kardeşsiniz?
Valla artık ben de karıştırıyorum. Şu an altı! 

Hiç sormadın mı annen ile babana "Niye benim ismimi İdo koydunuz?" diye?
İdo koymadılar ki benim ismimi. Benim ismim İbrahim. Benim kimlikte yazan ismim İbrahim, soyadım Tatlıses.
Aaa? Ben bilmiyordum. Peki İdo takma bir isim mi?
İdo ben doğduğum zaman, gazeteciler karışıklık olmasın demiş o zaman işte. İbrahim Tatlıses’in oğlu İbrahim Tatlıses demek yerine 'İbrahim Tatlıses’in oğlu İdo' demişler. İdo’nun açılımı da şu: İbrahim, Derya’nın oğlu.
Bak onu biliyorum.
Yani kısaltma takmışlar işte bana, İbrahim Tatlıses’in oğlu İdo.
Ben ne sanıyordum biliyor musun?
İdo, direkt ismim.
Evet.
Öyle bir şey olsa şuan devletten isim hakkı için para filan almam lazımdı. (gülüşmeler).
Ben ciddi öyle sanıyordum.  Derya Hanım’la İbrahim Bey karar vermişler, hatta şunu düşündüm: Nüfus memuru nasıl yazmış İdo’yu? Çünkü bir karşılığı yok: İdo.
(Gülüşmeler) Yok, yok öyle değil.
İlginçmiş.
İdo ne ya? (gülüşmeler)
LAKAP BABAMI BEN DE MERAK EDİYORUM
İbrahim diyen var mı sana?
İbrahim diyen… Aslında ben burada Enka’da okuduğumda bütün arkadaşlarım İbrahim diyordu bana. Kimse İdo demiyordu. Ya İbo, ya İbrahim ama bizde de şey var albüme direkt İdo Tatlıses yazdık. Yani İdo artık şey oldu, İdo’yu zaten tasdikledik biz, yani direkt o ismi.
Hangi magazinci koymuş acaba İdo’yu? İsim baban kim?
Onu ben de çok merak ediyorum. Lakap babam kim çok merak ediyorum. (gülüşmeler)
Bir ara öyle kaş geyiği vardı değil mi? Mesela benim hiç dikkatimi çeken bir şey değil o.
Yok benim gerçekten çekiyordu. Dikkat çekilmeyecek gibi değildi çünkü. Çocukluk işte. Bir dönem işte o. Orayı geçince… Benim o kadar yakın arkadaşım var hiç biri de çıkıp "Gel şu kaşlarını bir halledelim" dememişti. Delikanlı adam der ki, "Kardeşim gel ben sana bir şey söyleyeceğim, üzülme ama bu kaşlarına bir şey yaptır" der. Kimse bana kaşımdan bahsetmiyordu.
KAŞLARIM DÖRT ŞERİTLİ YOL GİBİYDİ
Birleşik miydi?
Yok birleşik değildi. Allah’tan öyle bir şey yoktu. Tek kaş değildim ama baya İzmir otobanı gibiydi. Dört şeritli yol gibiydi.
Çok kalın.
Kalındı. Artık ince.
Ama bu da özel uğraş. İki haftada bir gidip aldıracaksın. Çok acımıştır.
Yoo.
Epilasyonla mı gitti  kaşlar?
Ben bir de sözde demişim ki “Erkek adam kaşını maşını almaz." Öyle bir şey yok. Böyle saçma bir şey olur mu ya. Erkek adamın bakımlı olması lazım. Yanlış mı düşünüyorum? Kendine bakması lazım. Erkeksin diye 'hanzo' olacak halin yok ya. Böyle saç, sakal çıkmayacaksın. Kendine bak, bir temizle. Temizlemen lazım. Yakışıklılığını ortaya koyman lazım. Yanlış mı düşünüyorum? Öyle bir şey demişim ben sözde. "Ne oldu, aldırmazdın?" diye laf sokuyorlar bir de. Aldırdım abi, aldırmam lazımdı. Açık ve net.
 
Anahtar Kelimeler:
TürkTatlısesİDODövmesi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.