Kurban, yakınlık anlamı ifade eden kelime. Akraba, mukarrebin, kurbiyet aynı kökten. Ama kurban neye ve nasıl yakınlıktır? İlk Hz.İbrahim (a.s)’la dinin bir unsuru haline gelen kurban, kulun nefsi ile Allah arsında yaşadığı imtihandır.

Hz.İbrahim (a.s)’da nefsi ile Allah arasında bir tercih yapacaktı. Doksan yaşından sonra bir evladı olmuş. En sevilecek yaşta, oğlum diye sarılıp, bağrına basacağı bir yerde, ilahi emir ona ” oğlunu kes” demişti. Hz. İbrahim(a.s) Nemrut’un ateşine giderken, Allah’ın için atıldığı bu imtihanda meleklerin yardımına dahi tenezzül etmemiş, “Ben ancak Allah’a tevekkül ederim” demişti. Ama İsmail’i kurban etmek, ateşe girmekten daha ağırdı. Emre itaat farzı. Oğluna bunu alıştıra alıştıra söyledi. Hz. İbrahim, Allah’a teslimiyette ve tevekkülde bir kahramandı. Oğlu İsmail’e de yakışan, böyle bir babaya teslim olmaktı. “Sen ki Allah’a teslim oldun. Ben sana nasıl isyan ederim” dedi. Oğuldan geçmeyen İbrahim; kurban olmaktan korkan da İsmail olmaz. Hz.ismail’in gözlerini bağlamak isteyince, babasına: “ Ey Allah’a Halil olmuş, benim aslan babam! Sen Nemrut’un ateşinden korkup kaçmamışsın. Ben ki senin İsmailim. Bana bıçaktan korkmak yakışır mı? Vur Allah için bıçağı. Hiç endişe etme.” Hz. İbrahim (a.s), en ağır imtihanı verirken, zerrece tereddüt etmez. Çünkü, o bıçağı İsmail’e değil, nefsinin boynuna vuruduğuna emindir. Bıçağı İsmail’in dayar ama kesmez, öfkelenir. Zira Allah kes demiş, nasıl kesmez? Taşa vurduğunda, taşı peynir gibi kesen bıçak, oğlunu kesmez. İmtihanların altından girip, üstünden çıkan Hz.İbrahim’e semalardan müjde gelir. “Sen sözünü tuttun, Ey İbrahim!” denir.

Kurban bayramı, bir imtihan bayramıdır. Bu bayramda önce nefisler kurban edilmeli. Kurbanlıklara bıçak vurulurkeni nefislere vurulmalı. Etler dağıtılırken, nefsin kötülüklerinden arınmış bir şekilde, fakirlerin kapısına giderken, Allah’ın kapısına gider gibi davranmalı. Ama hayvanları kurban ediyor, nefisleri besliyorsak, bu kurban yakınlaşma değil, uzaklaşma olur.

İzzet ve şerefini geçici makam, şöhret, ve maddi imkanlara kurban edenlerin; Din, diyanet ve mukaddesatı nefislerine kurban edenlerin; Davasını, basit ve kabirde hiçbir değeri olmayan dünya saltanatına kurban edenlerin; Devlet ve vatanını, kendi ve ailesinin geleceğine kurban edenlerin, kurban edecek neyi kalmış ki? Ancak Allah yolundaki kurbanlar Allah’a yakınlaştırır. Aksi ise uzaklaştırır. Nefsini kurban etmeyenler, ya dinini, ya izzetini, ya devletini, ya da milletini kurban eder.

Adama iki aylığına makam verdiler, davasını kurban etti. Ya iki sene verseler neleri kurban ederdi acaba?

Adam yokluğundan dolayı, mecburen köyün en ahmağını muhtar azası yapmışlar. O da, hızını alamamış, köylüyü kahveye toplamış, masanın üstüne çıkmış: “ Ey köylüler! Allah’ın nimetine bakın ki, ben de daha düne kadar içinizden biriydim. Ama bugün Allah’a şükür muhtar azası oldum…” demiş…

Nefsini, vatanına ve mukaddesatına kurban edenlere müjdeler olsun. Bayramınız mübarek olsun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.