Yönetmen Osman Sınav: Paralel yapı Ergenekon\'dan daha derin!

Dizi yapımcısı ve yönetmen Osman Sınav "Paralel yapı Ergenekon'dan daha derin bir oluşum. İnandığımız insanların inandığımız değerlerle gelip arkasından başka bir şeyin çıkması kolay hazmedilir bir şey değil. Vicdan sızlaması yaşıyorsunuz" dedi.

Sınav ayrıca, “Bana homofobik diyenler fobik bence. Sevmek zorunda değilim, illa seviyorum mu diyeyim? Yahudi lobisinden daha güçlü bir lobi gay lobisi” dedi.

"Doların, Türk lirasına konvertibıl olması"nı "kızılelma yoksunluğu" olarak tanımlayan Sınav, "Türkiye'deki hesapların altında yatan şey Sevr ruhudur. Türkiye dünyanın kalbi gibi ve dünyada metrekare başına en çok ajanın düştüğü yer Türkiye" dedi. 

Osman Sınav’ın Sabah gazetesinden H.Salih Zengin’e verdiği söyleşi şöyle:

- Yeni diziniz Hatasız Kul Olmaz'da en çok neye güveniyorsunuz? 
- Burada çok temel ve sıcak bir kasaba hikayesi var. Mustafa Kutlu'nun o çok sevdiğim dünyasını, sımsıcak insan ilişkilerini alıp İznik'e taşıdık. Onun Zafer Yahut Hiç eserinden ilham alarak bir uyarlama yaptık. Modern bir senaryo yapısı var dizinin ve matematiği çok sağlam. Her taşın altından bir şey çıkıyor. Bunu seyirciye aktarmada sabırlı olabilirsek iyi bir şey ortaya çıkacak sanırım. 

- Dizinin matematiğinde ne var? Aşk, entrika... 
- Aşk olmazsa olmaz zaten. Düşman kardeşler meselesi, gizem, polisiye, komedi var. Tam bir drama. Hayat da böyle yani.

Hatasız Kul Olmaz, Orhan Gencebay'ın şarkısı. Şarkı da var mı dizide? 
- Sağolsun, ondan isim hakkını aldık. Jenerik şarkımız Hatasız Kul Olmaz ama rock yorumu yaptık. Gencebay da beğendi müziği. mit yasasını olumlu buluyorum 

- Murat Han, Ertan Saban ve Ekin Türkmen rol alıyor dizide. Star oyuncu kavramına yaslanmıyorsunuz yine... 
- Türkiye'yi sallayan bir star oyuncumuz yok ama hepsi benim gönlümde birer star. Murat Han'ın zor bir yüzü var ve kasabanın başkomiseri. Polislik çok yakıştı. Ekin, Oya öğretmen olarak şanssız bir evlilik yapmış birini canlandırıyor. Ertan, doktor Ferit'i canladırıyor, şeytan tüyü olan bir oyuncu. 27 karakter var. 

- Madem Hatasız Kul Olmaz diyoruz, Osman Sınav'ın hataları nedir? 
-Çok var, hangisinden başlayayım? (Gülüşmeler) Ama tabii ülkeydi, şartlardı filan, geldiğimiz yer itibariyle bazı şeylere fazla duyarlı olduk. Galiba ben bu ülkede biraz fazlaca aksiyon adı altında mafyavari diziler yaptım. Pişman mıyım? Değilim. Ama insanın gönlünün içini anlatmayı daha çok seviyorum ve orada daha çok başarılı olacağımı düşünüyorum. 

- Bir istihbarat dizisi olan Kızılelma, hata olarak gördüğünüz aksiyon türünün devamı yine. 
- Orada yeni bir dosya açmaya çalışıyoruz. Yapımın içinde aksiyon var ama istihbarat başlığı altında hiçbir iş yapılmamış Türkiye'de. 

- Bunun nedeni MİT'in işleyişinin pek bilinmemesi olsa gerek? 
- Evet, kapalı bir kutu olmuş hep bugüne kadar. Şimdi Türkiye açık istihbaratın daha değerli olduğunu keşfetti. Bunun şu faydası vardır, insanların toplumsal ve siyasi hayata karşı öngörüsünü geliştirir. 

- Ama bunun istihbarata faydası yok. İstihbarat tam tersine bilinmemezlik içerir. 
- Şöyle bir faydası olabilir. Geleneklerden dolayı bu teşkilatlar tutucu davranır. Bugüne kadar kendi vatandaşını fişleyen bir kurum olarak algılanmış MİT. Kurum şu an kendisini değiştirmeye çalışıyor, buna bir katkı olur. 

- Son MİT Yasası çok tartışıldı ve bazı çevreler 'Muhaberat devleti kuruluyor' noktasına kadar taşıdılar işi ama... 
- Ben yasayı olumlu buluyorum. Dört yıldır hazırlanıyor bu yasa. Çünkü MİT'in kendini yenilemesi ve değiştirmesi gerekiyor. Açık ve siber istihbarata girmesi gerekiyor. Artık Sümerbank ayakkabılı istihbaratçılık yok dünyada. 

- MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Kızılelma dizinizi beğeniyor olması doğru yolda olduğunuzu mu gösteriyor? 
- Ne kadar beğendiğini bilmiyorum, genelde olumlu gördüğünü tahmin ediyorum. Öyle duyumlar alıyorum. 

- Sizin de istihbaratınız sağlam yani? 
- (Gülüşmeler) Benim istihbaratım yok ama öyle duyumlar alıyorum. Sessizlik varsa kabul anlamına gelir, doğru bir şey yapıyorsunuz demektir. 

Kızılelma'ya Gezi olayları, 17 Aralık Operasyonu, TIR baskını dahil olacak mı? 
- Zaman zaman giderek açacağız tabii. Türkiye'de bir odak değişmesi söz konusu. Bu operasyonlar da onu gösterdi. Dışarıdan Türkiye'ye ne yapılmak istendiğini az çok kestirebiliyoruz ama içerideki şer odakları çok daha önemli hale geliyor.

- Bu olayları net olarak komplo diye tanımlamadınız. Fikirleriniz netleşti mi? 
- Bu yeni bir şey Türkiye için. Biraz oturmasını ve arkasını görmeyi bekliyorum. 

- Ama başbakan bu konuda oldukça net bir tavır içinde
- Evet sayın başbakan net ve pragmatik şekilde söylüyor, üzerine gidiyor. Biz o kavganın içerisine girmemeye çalışıyoruz. 

- Siz Ergenekon için "Türkiye'de maalesef derin devlet gerçeği yokmuş. Derin devlet bu kadar kolay çözülen bir şey değildir" demiştiniz. Şimdi paralel yapı diye adlandırılan ve çözülmesi güç ilişkiler ağına baktığınızda ne düşünüyorsunuz
- Evet Ergenekon da yokmuş. Ama bu daha derin bir oluşum. Hissiyatım bu. Bu kadar kolay deşifre edilecek bir durum yok. Perdeleyen bir şey var bir de. İnandığımız insanların, inandığımız değerlerle gelip arkasından başka bir şey çıkması kolay hazmedilir bir şey değil vicdani olarak. Vicdan sızlaması da yaşıyorsunuz. Sıkıntılı bir durum. Ama enterasandır, bunun tetiklendiği odak noktada da MİT müsteşarının üzerindeki kavga var. 

'Türkiye üzerinde sevr ruhu var' 

 

- Hakan Fidan'a yöneltilen İran ajanı tabirine nasıl bakıyorsunuz? 
- Öyle şey olur mu ya? O mevkideki insanlar için her zaman birtakım komplolar ortaya atılabilir. İran ajanı olmak Hakan Fidan'a ne sağlar? 

- Sizin kızılelmanız nedir? 
- Doların, Türk lirasına konvertibıl olmasıdır. Yani bir gün dolar, Türk lirasına göre değer kazanacak ya da kaybedecek. Biz hayatımızda planlamayı ve kendimize kızılelmalar koymayı yüzyıldır unutmuşuz. Kızılelması olmayan toplumlar yok olur gider yani. 

- Türkiye ölçeğinde bakarsanız, ülkenin kızılelmasını ortaya koyan kim? 
- Kızılelma sabit bir şey değildir. Hedefe yaklaştıkça daha ileriye hedef koymaktır. Başbakanın '2023 bölgesel güç Türkiye' hedefi, '2071 dünya devleti Türkiye' hedefi de kızılelmadır. Kanal İstanbul projesi yapılırsa Montrö Antlaşması'na by-pass yapmış olursunuz. Bunu yaparsanız 'bir dakika' derler ve her tür istihbarat devreye girer. Türkiye'deki hesapların altında yatan şey Sevr ruhudur. Türkiye dünyanın kalbi gibi ve dünyada metrekare başına en çok ajanın düştüğü yer Türkiye. 

Marjinal bir imam olurdum

- Sinema yolculuğunuz Bir Muharririn Ölümü ile başlamıştı. Allah gecinden versin ama bir sinemacı olarak ölürken hayatınız bir film şeridi gibi geçecek gözlerinizin önünden... Muhtemelen bayağı bir film şeridi geçecek ama. (Gülüşmeler) 
- Galiba çekemediğim hikayeler geçecek. Çünkü çekemediğim filmleri aslında ben kafamda çekiyorum. Sete çıkıp çekmemiz, insanlar seyretsin diyedir, banta aktarıyoruz yani. Kafamda şu an epeyce var. Hayırlısıyla ölürüz inşallah. Dünya ile çok fazla bir alışverişim yok yani. 

- Zaaflarınız nedir? 
- Kişisel zaaflarımı söylemeyeyim onlar bana kalsın. Tütün ve acı biber var. Bir de kendimi fazla gaza getiriyorum. Ticari zekamdan çok mutlu değilim. Çok para kazandım ama para tutmayı hiç bilmedim. Daha çok para kazandıracak basit işler benim bünyeden çıkmıyor. 

- Sizin köyünüzde geleneksel imamlık varmış ve babadan oğula geçen bu gelenek size gelmeden kaçmışsınız köyden. Köyde imam olarak kalsanız ne olurdu? 
- Dedelerden itibaren gelmiş bu gelenek. Bana kalacaktı ama ben sinemacı oldum. Bir arkadaşım o zamanlar 'Eskiden insanlar beş vakit camiye gidiyordu, cami yapmak sevaptı. Şimdi beş vakit sinemaya gidiyorlar, sinema yapalım' derdi. İmam olarak kalsaydım herhalde marjinal bir imam olurdum.

İşlerimde pik de var dip de

- Yarım kalan çok işiniz var televizyonlarda. Bunu başarısızlık olarak mı görmek lazım? 
- Biraz aykırı olmayı seviyorum galiba. Sanat zaten aykırı bir şeydir özünde. Mustafa Kutlu da aykırı bir adamdır, kolay lokma değildir. Yeryüzü bize mescit kılındıysa, iki rekat da şurada namaz kılalım yani. Biraz böyle bakıyorum hayata. Unutulmaz 10 diziyi saydığınızda da yedi tanesi benim dizim çıkar. Pik de var, dip de. Hatasız kul olmaz. (Gülüşmeler...) 

- Yapımcılık ve yönetmenlik iç içe. Sadece yönetmen olarak kalsanız çok daha farklı bir Osman Sınav çıkmaz mıydı karşımıza? 
- Çok isterdim sadece yönetmen olarak kalmayı. Geçen 30 yılda enerjimin yüzde 80'ini yapımcılığın aldığını düşünüyorum. Beni zora ve strese sokan, hesabı-kitabı, personel gideri filan çok yorucu şeyler. Bana bu sektörde en kolay gelen şey film çekmek. Hiç sıkılmam ve yorulmam bundan, enerji verir tam tersine. Ama bu noktadan sonra yapımcılıktan vazgeçmek mümkün değil. Bir yatırım var, markanız oluşmuş. Bu işten ekmek yiyen çok insan var. Hatasız Kul Olmazdizisinde çalışan sayısı 250'yi bulur, bir o kadar da Kızılelma'da var. Bu kadar insanın ekmek yediği bir şeyi terk etmek zor. Çünkü bu da bir misyon ve vazife.

Kendimi devrimci buluyorum

- Bugüne kadar her röportajda size aksatılmadan eski ülkücü geçmişinize atıf yapan sorular oluyor. İnsanlar sizin isminizin önüne ideolojinizi almakta ısrarcı. 
- Benim ülkücü geçmişimle ilgili bir itirazım yok. Bana o gün için onu seçtiren şeyler hâlâ kutsal ve hâlâ değerli. Sadece aktif siyasi bir takım tutmuyorum. İdeolojiyi beni sınırlayan bir kalıp olarak görüyorum. Sanatın ideolojiye değil, ideolojinin sanata ihtiyacı vardır. İnsanlar bir gömlek giydirip 'Osman Sınav budur' deyip paketlemek istiyor. Ben paketlenmem yani. 
- Böyle bir algı yaptığınız devletçi- milliyetçi işlere de bağlı ama... 
- Ben kendimi devrimci buluyorum. (Gülüyor) Müslüman, her türlü fikre açık olması gereken kişidir. 

- Bu Allah'ın çizdiği bir sınır... 
- Tabii tabii. Yaradan'ın da bizden beklediği de cüz'i irademizle külli iradeyi kavramak değil mi? 

- Külli iradeyi anlama noktasında en yaklaştığınız proje hangisi? 
- Dizilerden Ekmek Teknesi, sinemada da Uzun Hikâye filmidir. Ben Uzun Hikâye'ye hicret filmi diyorum. Bulgaryalı Ali'nin sürekli yer değiştirmesi hicrettir. 

Uzun Hikâye, gişe anlamında sizi hayal kırıklığına uğrattı mı? 
- Evet. Daha başarılı olmasını bekliyordum, olmadı. Filmden beş gün önce Kenan İmirzalıoğlu'nun aynı dönemde geçenKaradayı dizisinin başlaması, çekimlerinden tanıtıma zaman ayıramaması, yapımcının bizim fragmana benzer tanıtım filmi kullanması bize ciddi bir darbe oldu. Ama Uzun Hikâye sinema tarihine kalacak kült bir film. 

- Sinema yazarları ve eleştirmenlerin tavrı mesafeli oldu filme. 
- Türkiye'deki sinema yazarları da bildiğini okudu. Mesela Atilla Dorsay'ın çıkıp da "Mustafa Kutlu'yu okumadım, okuma gereği de duymuyorum" diye yazması çok ciddi bir ayıptır. Çok cahilce ve çok talihsizdir. Sen bir sinema yazarısın, bir uyarlama yapılmışsa o kitabı okumadan yorum yapmaya, aşağılamaya çalışmaya ne hakkın var senin? Türkiye'de sinema yazarlarının algısı sıkıntılı. Sadece kendilerinin beğendiği filmlere herkes gitsin istiyorlar, ama hiç kimse gitmiyor nedense. Türk sinemasını tarihe gömüyorlar. Strazburg'da devrimci bir arkadaşım filmi izledikten sonra "Biz devrimciler yıllardan beri güleryüzlü, sosyalist bir karakter çizemedik. Ne enteresandır ki bu sana nasip oldu" dedi. 

- Bu kadar güzel bir filmin ardından çektiğiniz Aşk Kırmızı'dan pişman mısınız? (Gülüşmeler) 
- Açık söyleyeyim değilim. Orada, alt metinde söylemeye çalıştığım insani bir şey var. Türk basını bazen bir şeylerin üstünü öyle örtüyor ki örtünün altını gösteremiyorsunuz. Nurgül'ün jartiyerleri her şeyi örttü. Sanata böyle abartarak bakılmaz ki! 

- Aynı şey başınıza Kılıç Günü dizisinde geldi. Bir gey çifti ekrana taşıdınız ve büyük tartışma çıktı. 
- Ertesi gün 26 gazeteciden röportaj ve televizyondan sekiz canlı yayın daveti aldım. Ama hiçbiri diziyi izlememişti. Şu soruların cevabı verilmeden o sahne eleştirilemez: Peygamber ve vahiy hangi şartlarda gelir? Allah peygamberini niye firavunun sarayında büyütür? Lut kavmi Kur'an'da var ise, bu hâlâ geçerlidir. Bizi gizli bir el Katolik yapmış. Batı Rönesansı'nı yapmış, Katoliklikten kurtulmuş ama bizi böyle kalıplarda bırakmış. Kur'an'ı açıp okuyun, 'Hiç akletmez misiniz?' der sürekli. Akletmeyi bırakmışız. Müslümanız ama Katoliğiz yani. Derinlikli olarak anlaşılamadığımı düşünüyorum. 

- "Gayleri sevmem, irrite olurum" açıklamanıza da acayip tepki geldi. Homofobi suçlamasına maruz kalmanıza ne diyorsunuz? 
- İlk cümle benim değil. Üstelik bu muhabbette konuştuğumuz bir şeydi. Bana homofobik diyenler fobik bence. (Gülüşmeler) Sevmek zorunda değilim, illa seviyorum mu diyeyim? 

- Sanki onu bekliyorlar. Bir gay lobisi var mıdır sizce? 
- Yahudi lobisinden daha güçlü bir lobi gay lobisi. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.