Urartulara ait kaya mezarları ortaya çıkarıldı

 Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle Van Kalesi'nde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmalar kapsamında Van Kalesi'nin doğu güney bölgesinde Urartu krallarına ait önemli bir kaya mezarı gün yüzüne çıkarıldı. Mezarın ortaya çıkarılmasında öncü olan Araştırmacı Dr. Bülent Genç, aslında bu kaya mezarının sitadelde ana kayaya oyulan ve küçük ön oda biçiminde dromoslu girişi olan ilk mezar örneği olarak karşılarına çıktığını söyledi. Bu anlamda sitadeldeki Argişti mezarı, Neft Kuyu, İç Kale ve Doğu Odaları gibi diğer krali mezarlardan da farklı olduğunu ifade eden Genç, "Biz geçen yıl ekim ayında kalede yaptığımız incelemelerde kaya mezarının olduğu bu bölümde ve üst kısmında düzeltilmiş bazı kaya yüzeyleri tespit ettik. Bu yıl ki kazı sezonunda sitadelin söz konusu bölümünde çalışmalarımızı sürdürerek yeni bir kaya mezarı ortaya çıkardık. Arkeolojik sonuçları itibariyle Urartu kaya mezar mimarisinde ve kronolojisinde çok tartışma yaşatacak bir krali mezar. Urartu Krallığı'na başkentlik yapmış olan Van Kalesi'ndeki araştırmalar 19. yüzyılın ortalarından itibaren başlamaktadır. Yapılan bu çalışmalarla Urartu Krallığı'na ait çeşitli anıtsal yapılar ortaya çıkarılmıştı. Bunların içinde sitadelin güney cephesi boyunca yer alan krali kaya mezarları bilinmektedir. Bunlar Osmanlı döneminden itibaren depo ve baruthane gibi çeşitli amaçlarla kullanılmıştı. Bu kaya mezarlarının hepsi anıtsal cepheli ve çok odalı planları ile karşımıza çıkmaktadır. Bizim tespit ettiğimiz bu mezar ise yer altına işlenmesi ve planlaması açısından diğerlerinden farklı ve erken özellikler gösteriyor. Mezar bir ön oda ve buradan açılan kapıyla geçilen bir ana odadan oluşuyor. Gömünün yapıldığı bu ana odayı zeminden bir metre yükseklikte ve 12 metre boyunca devam eden kesintisiz bir niş çevreliyor. Maalesef mezar Ortaçağ, hatta daha erken dönemden itibaren soyulduğu için biz sadece mimarisi itibarı ile bu sonuçlara ulaştık. Ama Urartu kralları için günümüze kadar sırasıyla İç Kale, Neft Kuyu, Argişti Mezarı, Doğu Odaları ile ilgili teorik olarak önerilen kaya mezarı kronolojisine katkı sağlayacak niteliktedir. Özellikle hangi mezarın hangi krala ait olabileceği tezlerini baştan sona değiştirebilecek bir mezar olarak karşımıza çıkmaktadır" ifadelerini kullandı.

"ARAŞTIRMA TARİHÇESİ 1849'LARA KADAR GİDİYOR"
Sitadelde bu planlamada krali bir mezarın bulunmasının önemli olduğunu belirten Genç, "Özellikle planlama açısından benzer örneklerinin Assur İmparatorluğunda da bulunduğunun altını çizdi. Bununla birlikte yer altına oyulmuş ve aynı şekilde ön girişe sahip mezar mimarisi Urartu coğrafyasında yaygın olarak bilinmektedir. Ancak sitadelde gömü geleneği daha çok Mezopotamya ile benzerdir. Mezar mimarisini ve iç donanımlarını göz önüne aldığımız takdirde kaledeki mevcut kaya mezarlarından tamamen farklı özellikler göstermektedir. Mezar içerisindeki niş gömüye ait eşya, silah ve benzeri mezar hediyelerinin konulduğu bir amaca hizmet etmektedir. Bunun dışında sade ve bezemesiz bir mimari yapıya sahiptir. Urartu'da aslında araştırma tarihçesi 1849'lara kadar gidiyor. İngiliz büyükelçisi Austen Henry Layard'ın Analı Kız'da çalıştığını ve kazı yaptığını biliyoruz. Bu alanı daha sonra 1915-1916 yılında kısa süren Rus işgali döneminde Nicholas Yakovlevich Marr ve İosif Abgarovich Orbeli kazıyorlar. Ancak bu dediğim gibi 100 yıl önce yapılan bir çalışmadır. Uzunca bir aradan sonra kalede böyle bir mezar ortaya çıkarmamız tabi bizim açımızdan da ilginç oldu. Çünkü bu zamana kadar literatürde bütün kaya mezarları sadece var olanlar üzerinden tartışılıyordu. Böyle bir mezarın ortaya çıkması sitadelde benzer biçimde başka kaya mezarlarında bulunabileceğini akla getirmektedir. Çünkü bu alanda şimdiye kadar hiç kazı yapılmamış. Özellikle kaya mezarının yaklaşık 30 metre kuzeyinde Assur yazıtlı bir niş ve niş içerisinde bir stel kaidesi yer almaktadır. Bu nişte yer alan yazıtta çeşitli adak hayvan sayısından bahsediliyor. Bunun mezarla ilişkisini kazının ilerleyen süreçlerinde ortaya çıkaracağız. Ama bu alandaki çalışmalar dediğim gibi yüz yıl sonra böyle bir mezar ortaya çıkarmak bizim içinde çok şaşırtıcı oldu. Sonuçları itibarı ile de bizi bayağı heyecanlandırdı" dedi.
"YÜZ YIL SONRA BÖYLE BİR MEZAR ORTAYA ÇIKTI"
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle İstanbul Üniversitesi adına eski Van şehri, kalesi ve höyüğü kazılarının bir ayağının da sitadel kısmında devam ettiğini söyledi. Doç. Dr. Erkan Konyar, "Geçen yıl bazı araştırmacı arkadaşlarımızın ki bunların başında Bülent Genç geliyor. Bu alanda yaptıkları yüzey araştırmalarında bir mezara ait olabilecek kimi kanıtlar ortaya çıkarmışlardı. Ama açıkçası bize sıradışı gelmişti. Yani sitadelde zaten var olan anıtsal kaya mezarlarının Urartu krallarına ait olduğunu düşünüyoruz. Fakat burada çok ayrı bir formatta yeni bir mezar odasıyla karşılaştık. Urartu'da halkın kullandığı bir mezar odasının plan ve tipoloji açısından bir benzerini sitadelde bulduk. Bu da bize çok sıra dışı geldi. Aklımıza hemen bunun erken Urartu krallarına ait olabileceği fikri geldi. Tabi bu olasılıktan oluşuyor fakat bu fikri destekleyen birçok unsur var. Çünkü bu mezarın hemen üst kısmında Assurca bir yazıt var ki Urartular ilk yazıtlarını Assurca yazıyor. Bunun dışında kimi kaya işlemeleri ve konum özellikleri bu mezarın belki de kurucu krallara ait olabilecek bir mezar olduğunu bize gösteriyor. Bu da aslında Urartu araştırmalarında daha önce bilinen mezarlarla kıyasladığımızda yüz yıl sonra ilk defa belki yeni bir Urartu kralına ya da ilk Urartu krallarından birine ait olabilecek bir mezar odasının ortaya çıkması bizi bayağı heyecanlandırdı" dedi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.