Türk Ocaklarının 100.yılında Milliyetçilik ve Kimlik tartışmaları

“Milliyetçi teorisyenlerin, ikinci kuşağının “milliyetçi-muhafazakar” şablon çerçevesinde değerlendiriyor olması, bir zamanlar her iki kavramın ne denli içiçe düşünüldüğünü açığa çıkarmaktadır. Gerçekten de 1950’lerde başlayıp, 1960 ve oradan da 1970’lerin sonlarına dek izlenen süreçte gerek milliyetçi politikacıların gerekse aydınların kendi ideolojik eksenlerini tanımlamak için “milliyetçi-muhafazakar” terimlerini kullandıkları bilinmektedir. 1980 sonrasının kalemleri irdelendiğinde, iki farklı kuşak arasında süren bir çatışkıyla da karşılaşılır. Genç milliyetçi aydın ve politikacılar, “9 Işık’ın en geçerli maddesi Gelişmeciliktir” sloganından yola çıkarak, muhafazakarlığı şiddetle reddederken, eski kuşak aydın- politikacıların geleneksel“milliyetçi- muhafazakar” söylemi sürdürmeleri hareket-içi anomiye yol açmıştır.”

Doç. Dr. A. Baran DURAL, “TARİHSEL SÜREÇ İÇERİSİNDE UZLAŞIDAN ÇATIŞMAYA MİLLİYETÇİLİK MUHAFAZAKARLIK İLİŞKİSİ”

 

            “Muhâfazakârlık ve İslâmcılık, iki farklı düşünce sistemi, iki farklı fikir demetidir. Ancak Türkiye’de –özellikle AKP’nin iktidara gelişiyle birlikte– işbu iki düşünce sistemi arasındaki farklılıklar bulanıklaşmıştır. Zirâ AKP, önüne ister “ılımlı” ister “köktenci”, hangi sıfat konulursa konulsun, sonuç itibâriyle İslâmcı bir siyâsal parti olduğu hâlde Parti’nin kurucu-kurmayları (ve tabiî ki kuvvet aldığı kitle!) kendilerini İslâmcı değil, muhâfazakâr olarak tanımlamışlardır. Bu tanımlamayla berâber, Türkiye’de muhâfazakârlık sahih içeriğini kaybetmiştir: Yâni Graham Fuller’in deyişiyle, “Yeni Türkiye Cumhuriyeti”nin iktidar seçkinlerince muhâfazakârlık, İslâmcılık ile eşitlenmiş, tâbir câizse İslâmcılığın incir yaprağıkonumuna indirgenmiştir. Ya da bir başka deyişle: Önceleri “kartallara komşu, karlara komşu, güneşe komşu” bir fikir demeti olan Türk usûlü entelektüel muhâfazakârlık, AKP’nin kitleselleştirdiği bir “slogan” ya da Cemil Meriç’in deyişiyle bir “çığlık” olduktan itibâren, sığ/ilkel bir ayaktakımı ideolojisine; ya da yine Cemil Meriç’in deyişiyle bir tür “papağan ideolojisi”ne dönüşmüş ve “zehirlenmiştir”. Bu zehirlenmeyi, birlikte katılmış oldukları bir televizyon programında, saygın entelektüellerimizinden Alev Alatlı “paçozlaşma”, İlber Ortaylı ise “hödükleşme” olarak nitelendirmiştir.”

FIRAT KARGIOĞLU, Mutaassıp İslâmcılığın İncir Yaprağı: “Metonimik Kitle Muhâfazakârlığı”


 

“Milliyetçilik üzerine konuşmak problemlidir, çünkü milliyetçiliğin tarihi sorunlu bir süreçtir. Sanayi devrimi ve Fransız ihtilali sonrası gelişip serpilmeye başlayan milliyetçilik geçen iki yüz yıl zarfında büyük kavgaların nedeni olarak gösterildi. Bunlardan en dehşet verici olanı, Hitler’in nasyonal sosyalizmi oldu. Hitlerci faşizm karşıt ideolojiler tarafından milliyetçilik olarak damgalandı ve tüm milliyetçi eğilimler on yıllarca faşizm ile bir ya da yakın görüldü. Oysa toplumlarda yaygın bir motivasyon unsuru olarak “kendi toplumuna sevgi duyma ve ona hizmet etme” eğilimleri de mevcuttu. Hiç kimse bu türden eğilimlerin olumsuzluğunu öne süremeyeceğine göre, kavga konusu olan “milliyetçilikler” dışında, bir de insani bakımdan takdire değer bir duygusal durum ve eylem ilkesi vardır. Yani milliyetçiliğin tarihinde, olumlu ve olumsuz durumlar, iyi ile kötü hep yan yana oldu. Bunlar arasında hep ince bir çizgi sezildi. Hatta ikisinin arasındaki sınır da çok geçişken idi. Bu tablo, milliyetçilik üzerine konuşurken daima “hangi türden milliyetçilik” sorusuna da cevap vermeyi zorunlu kıldı. Milliyetçilik üzerine konuşanlar “iyi milliyetçilik”ten konuştuğunu kanıtlamakla ve böylece yaklaşımını aklamakla kendini yükümlü hissetti.”

 

Doç. Dr. Milay KÖKTÜRK, Türk Milliyetçiliğinin Ontolojik Temeli ve Çokkültürcülük

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.