Türk edebiyatıyla Çin Seddi'ne dayandık

Frankfurt, Londra ve Budapeşte'den sonra geçtiğimiz hafta da Asya'nın en büyük fuarı kabul edilen Pekin Kitap Fuarı'nın onur konuğu Türkiye'ydi. 120 yazar, akademisyen, çevirmen, basın ve yayıncıyla birlikte Pekin'deydik. 26 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında Türkiye'nin bütün renkleriyle katıldığı fuardan işte arta kalanlar:

PARLEMANTO'DA TÖREN

Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir ikindi vakti Pekin'deydik. Dünyanın en önemli fuarlarından biri kabul edilen Pekin Kitap Fuarı'nın onur konuğu olan Türkiye için açılıştan bir gün önce Çin Parlamentosu binasında 'hoş geldiniz' resepsiyonu düzenlendi. Ertesi gün de Türkiye standında açılış töreni yapıldı.

'YENİ TÜRKİYE' BİZİMLE…

Çin devleti bir hafta boyu devam eden etkinliği bir basın ordusuyla ve üst düzey devlet yetkilileriyle takip etti. Türkiye'yi ise devlet adına Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Abdurrahman Arıcı temsil etti. Çin ise resepsiyona Başbakan Yardımcısı Li Yendong ile açılışa da Medya Bakanı WuShangli ve çok sayıda üst düzey yetkiliyle katıldı. Fuarın 31 Ağustos'taki kapanış günündeki büyük ziyaretçisi ise Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbüro üyesi Liu Yunshan idi. Bu ziyaret Türk ekibi tarafından memnuniyetle karşılandı. Çin basını da büyük ilgi gösterdi.

İSTANBUL'UN ÜÇ KATI

Fuara 78 ülkeden 2 bin 162 yayınevi katıldı. Fuarın ilk günleri yayıncılar ve telif ajanslarına açıktı son iki gün ise halk da ziyaret etti. İstanbul'un üç katı büyüklüğünde ve 25 milyon nüfuslu bu şehirde kitap fuarı farklı bir hava estirdi. Çin'de sıradan bir romanın 3-4 milyon sattığını söylemem bu ülkenin Türk edebiyatı için nasıl bir pazar olduğunu anlatmak için sanırım yeterli.

OTAĞDA BAYRAM ETTİLER

Türkiye standına her şey bir Osmanlı geleneği çerçevesinde taşınmıştı. İlk gün standı gezen ziyaretçilere kebap, pide, baklava ve ayran ikram edildi. Çinliler Türk yemekleriyle adeta bayram etti. Bu uzun kuyruk fuar standında bir hafta boyunca kahve ikram edilen bölümde de devam etti.

AH ŞU MEMLEKET MESELELERİ

Akşam yemeğinden sonra Türk ekibinin toplanma mekanı otelin lobisiydi. Çaylar, kahveler eşliğinde gece yarılarına kadar memleket meseleleri de konuşuldu yeni projeler de… Ama asıl güzel olan şuydu ki birbirinden farklı düşünen herkes artık 'Yeni Türkiye'nin 'ortak' ve 'kuşatıcı' bir dile ihtiyacı olduğunda hem fikirdi. Bunun için de işe kültür sanattan başlamak gerektiğine inanılıyor ve bu kapsamda Türk edebiyatının yurt dışına açılmasını ayrıca önemsiyorlardı.

Yuyao değil İrem, Ying değil Sevinç

Pekin Kitap Fuarı'nda kitapları karıştıran çekik gözlü iki güzel Çinli kız sizinle Türkçe konuşmaya başlarsa ne yaparsınız? İtiraf edeyim ki ben şaşırdım ve ilk işim Türkçe'yi nasıl öğrendiklerini sormak oldu. Sohbet koyulaştıkça çevremde Türkçe konuşan çekik gözlülerin sayısı da küçük bir kalabalığa dönüştü.Tanıştığım kızlardan biri Mo Yuyao. Pekin Üniversitesi İletişim Fakültesi Türkçe Bölümü'nden mezun olmuş. Cao Ying ise Pekin Üniversitesi Yabancı Diller Üniversitesi Türkçe Bölümü'nü bitirmiş. İkisinin de aynı zamanda bir de Türkçe isimleri var. Meğer Türkçe bilen Çinliler arasında böyle bir moda varmış. Sevinç, İrem, Ahmet, Canan… diye Türkçe bilen Çinlilerin isim listesini bir hayli uzatabiliriz.

Çin Seddi'nde bir türkü yaksak...

Pekin'e kadar gidip de Çin Seddi'ne çıkmamak olmaz dedik ve yağmur çamur dinlemeyip yollara döküldük. Sonunda dünyanın en görkemli tarihi yapısına vardık. O kadar yolu çıkmaya kimse cesaret edemediği için güle oynaya teleferiğe binildi. Seddin tepesinde kimi uzun hava söyledi, kimi şiir okudu, kimi de Japonları kıskandıracak kadar çok fotoğraf çekti. Aşağı inip arabalara doluştuğumuzda ekipteki yazarlarımızdan birinin eşinin, ejderha şeklinde yapılmış seddin güzelliğine dalıp yürüye yürüye dağın öbür yüzünde kaybolduğunu öğrendik.

Ebruya büyük ilgi

Kitap fuarında yazarlardan çok sanatçılarımızın ilgi gördüğünü söylesem ne dersiniz? Yani anladığım kadarıyla Çinliler kamışa ve fırçaya kitaplardan daha meraklılar. Ebruzen Hikmet Barutçugil ne zaman teknesinin başına geçse saniyesinde şeker görmüş karıncalar gibi Çinliler oraya koştu. Yine Hattat Kaya Üçer ve eşi Tezhip Sanatçısı Münevver Üçer'in canlı performansları sırasında oluşan izdiham da görülmeye değerdi. Hatta Çinliler zaman zaman Hikmet Hoca'nın elinden fırçayı alıp kendi marifetlerini de sergilemekten geri durmadılar.

En çalışkan ekip

Fuarda en çok yorulanlar hiç şüphesiz Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın uzman ekibiydi. Bir hafta boyu gece gündüz çalışan ekibin tek derdi Türkiye'yi en iyi şekilde Çin'de temsil etmekti. Görevleri dışında çöp de topladılar, raflara kitap da dizdiler, mutfağa da girdiler. Sorunları çözmek konusunda maharetleri görülmeye değerdi. Son anda Pekin'de kaybolan bavulumu ışık hızıyla bulup, hangi gün uçağa bineceğini şaşıran Gonca Özmen'i de yine uçağa yetiştirip yüzümüzde gülücükler açtıran aynı ekipti.

Kimler yoktu ki…

Fuarda kimler yoktu ki: Mevlana İdris, Hakan Günday, Sibel Erarslan, Yalvaç Ural, Ali Ayçil, Adnan Özer, Melike Günyüz, Metin Celal, Prof. Ümit Meriç, Prof. Erhan Afyoncu, İskender Pala, Gonca Özmen, Sibel Eraslan, Zeynep Sevde Paksu, Gülcan Tezcan, Bünyamin Yılmaz…Ve Yeditepe, Günışığı, Kaknüs, Profil, Yapı Kredi, Timaş, Semerkand , Kuraldışı, Literatür,Erkam,Timaş, İnsan, Büyükdoğu gibi 20'ye yakın yayınevi de Pekin Kitap Fuarı'na çıkarma yaptı.

Doksan Türkçe kitap çevrildi

Şu ana kadar Çince yayınlanmış 90 Türkçe kitap var. Fuar standında tanıştığımız çoğu Çinli A.H. Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabını okumuş ve beğenmiş. Huzur romanından da övgüyle bahsediyorlar. Orhan Kemal, Zülfü Livaneli, Nazım Hikmet'in de kitaplarını okumuşlar. 'Sıradan bir Çinli bile onu tanır' dedikleri Türk yazarı ise Orhan Pamuk…

Çinli Müslümanlar Kur'an ve Doğu Türkistan

Pekin Kitap Fuarı'nda en büyük stantlardan biri de Doğu Türkistan'a aitti. Standı gezmeye gittiğimizde gördüğümüz yakınlık Türkiye'nin onlar için ne anlam ifade ettiğini açıkça gösteriyordu. Türk standındaki Türkiye Diyanet Vakfı'nın kitaplarına ise Çinli Müslümanların gösterdiği ilgi görülmeye değerdi. Bu arada şunu fark ettik ki Çinli Müslümanlar politik olarak devletten yana bir duruş sergiledikleri için Doğu Türkistan meselesine bizden çok daha farklı bakıyor ve bunu dile getirmekten de çekinmiyorlar.

Mevlana İdris ve Orhan Kemal

Mevlana İdris'in 'Çin'de İki Fincan' adlı masalı Türkiye standını renklendiren etkinliklerdendi. Fuarda akılda kalan bir etkinlik de kitapları Çince'ye çevrilen Orhan Kemal'in yüzüncü yaşı anısına oğlu Işık Öğütçü'nün yaptığı konuşmaydı.

Bin yıllık cami

Pekin'de Çin mimarisiyle yapılmış bin yıllık Niujie Camii'ni ziyaret etmek muhteşem bir duyguydu. Müslüman bir Çinli kadın gül sularıyla bizi serinletirken bir amca da dualarla uğurladı.

Çekirdek çitletip çay içen 2 ülke

İki ülke arasında kültür bağlarını geliştirmek için organizasyonlar düzenleyen Lue Ke, Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun ve bizi çok iyi tanıyor. Gülerek sohbetimizin bir yerinde şunları söylüyor: 'Siz ve biz Asya'nın iki ucunda yaşıyoruz ama ikimiz de çekirdek çitleyip çay içerek sohbet etmeye bayılıyoruz.'

'Yaşamak mı zor Çince mi?'

'Aramızda tartışıyoruz; yaşamak mı zor Çince mi' der Osman Konuk. Galiba uluslararası bir fuarda asıl zor olan bir Türk şairin panelde anlattıklarını Çince'ye çevirmek. 'Türkçe bilirim ama şiirden anlamam' diyen bir tercümanın yaptığı çevirinden kalan trajikomik anılar daha uzun yıllar anlatılıp gülünecek gibi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.