Sabatay Sevi ölene kadar çalışmadan maaş aldı

17’inci asırda ‘mesih’ olduğunu iddia eden ve hakkında pek çok şey yazılan Sabatay Sevi ile ilgili Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki belgeler ilk kez ortaya çıktı. Tarihçi-yazar Doç. Dr. Erhan Afyoncu, Sevi’nin ölüm yerinden aldığı maaşa, Müslüman oluşuyla ilgili kayıtlara her şeyi Sahte Mesih adlı kitabında yazdı.

Yaklaşık 400 yıl öncesi. Osmanlı topraklarında yaşayan Sabatay Sevi (1626-1675) adlı bir Yahudi ‘mesih’ olduğunu ileri sürüyor, bu iddiasının peşinden binlerce Yahudi’yi sürüklüyor. Çünkü bu mesihin kendilerini Filistin’e götüreceğine inanıyorlardı. Ortalık karışıp da bu iddialar ve yarattığı etkiler Osmanlı idarecilerinin kulağına gidince Sevi yargılandı. “Okçuların karşısına geç, ok işlemezse mesihliğin kabul edilecek” denildi. Bu sözleri duyan Sevi, Müslüman olduğunu söyledi. Sabatay Sevi görünüşte Müslüman olmuştu, müridleri de onu takip etti. Bunun üzerine ‘dönme’ adı verilen ve günümüze kadar gelen topluluk ortaya çıktı.

Sabatay Sevi ile ilgili sadece Türkiye değil İsrail, ABD ve Avrupa’da birçok araştırma yapıldı, kitap yayımlandı. En son çıkan kitap ise tarihçi-yazar Doç. Dr. Erhan Afyoncu’nun kaleme aldığı Sahte Mesih. Afyoncu, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki belgeleri de inceleyerek ilk kez bunları kendisinin kitabında yayımladığını söylüyor. Kitabı yazmasının nedeni ise son 50 yıldaki bir paranoyaya yanıt vermek içinmiş: “Türkiye’nin Sabatay Sevi’nin halefleri olan sabatayistler tarafından yönetildiğine, Sevi ile ilgili Osmanlı arşivinde hiçbir belge olmadığına inanılır. Ben bir tarihçiyim ve bu bir tarihçinin meselesiydi. Sırf bu iddiaların ne kadar yanlış olduğunu göstermek için bu yola girdim ve kitabı yazdım.” Ayrıntıları Afyoncu’dan dinleyelim...

-Neden son 50 yıldır Türkiye’yi Sabatayistlerin yönettiğine inanılıyor?

Biz çok büyük bir imparatorluğun mirasçısıyız. Şimdi toprak, siyasi güç ve ekonomik olarak daha küçük bir devletimiz var. Osmanlı İmparatorluğu ile mukayese edilemeyecek kadar zayıf durumdayız. Bu analizi sağlıklı yapmak yerine bazı yerlere suçlamalar yönelterek işi çözüyoruz. Dönmelerin zaman zaman etkili yerlere gelmesi, bunların siyaset ve iş dünyasında aktif olması Türkiye’yi yönettikleri demek değildir.

-Sabatayistlerle ilgili çok fazla komplo teorisi var. Size göre en ilginci hangisi?

Mesela Türkiye’de bir buçuk milyon dönme, Sabatayist olduğu söyleniyor. Bir kere bir buçuk milyon Sabatayist olma ihtimali sıfır! Çünkü nüfusları çok fazla değildi, 19’uncu yüzyılda 10 bin civarında bir nüfusa sahiptiler. Şehirli ve eğitimli oldukları için çok fazla çocukları yoktu.

-Peki sayısı kaçtır?

Bilemeyiz ama Belki birkaç on bindir.

-Bir de sanki dış görünüşünden anlaşılıyormuş gibi bazı kişilere ‘Sabataycı’ etiketi yapıştırılıyor.

Dezenformasyon Türkiye’de çok yaygın. Şarkıcı, romancı, futbolcu, işadamı olsun bunların iyi yerlere kendi güçleriyle gelmediğine, bir yerden birilerinin itmesiyle bu makamlara geldiğinde ilişkin eskiden muhafazakarlarda bir kanaat vardı, şimdi aynısı solcularda da var. Mesela ‘Bu adam iyi bir futbolcuysa dönmedir, Yahudi’dir, masondur’ diye yakıştırmalar yapılıyor. Dünyanın en büyük iki imparatorluğundan birini kuran Türk milleti bu kadar aciz bir duruma düşmez. Bu her şeyden önce tarihimize hakarettir! Hatalarımız olabilir ama kendi iplerimizi hiçbir zaman farklı grupların eline tamamıyla teslim etmeyiz.

-Sabataycılar ne yapıyor günümüzde?

İç dünyalarını kimsenin doğru dürüst bilme ihtimali yok. Bunlar daha eğitimli oldukları için cumhuriyetin ilk yıllarında ön plandaydılar. Zaman içinde, özellikle 1950’den sonra Menderes ile birlikte Anadolu’nun devreye girmesiyle birlikte etkinlikleri kayboldu. Çünkü Anadolu’da da eğitimli ve ekonomik güç sahibi kişilerin sayısı çoğaldı. İçlerinde hakikaten Müslüman olmuş, kendini bu toprak ve milletten adledenler de var, adletmeyenler de... Bir kişinin sabatayist olması benim açımdan Türkiye’nin aleyhine faaliyet göstermediği müddetçe hiç mahsuru yok.

-Kitabınızda Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nden çıkan belgeler yer alıyor.

Tutuklanma emri, Müslüman olmasıyla ilgili kayıt, Müslüman olduktan sonra aldığı maaşla ilgili kayıtlar da var kitabımda. Sabatay Sevi, sürgüne gittiği zaman maaşının kesildiği iddia ediliyordu. Belgeler öyle olmadığını, öldüğü güne kadar maaş aldığını gösterdi. Ölüm yeri tartışılıyordu, Arnavutluk’taki Berat mı yoksa Karadağ’daki Ülgün şehri mi diye. Ülgün olduğu kesinleşti.

-Sevi’ye hangi işinden dolayı emekli maaşı ödenmiş?

Enderun ağalarının emekli olduğu sisteme ‘kapıcıbaşı’ denir. Emekli maaşı bağlamak için o sistemden emekli edilmiş. Sabatay Sevi o zaman ‘Cennetin kapılarını bekleyen kişi gibiyim’ diyerek Osmanlı kapısını bekleyeceğini söylüyor. Bu günümüze kadar yansımış. Bazı yazarlar ‘Osmanlı, kalktı bir Yahudi’yi saray kapılarının gözetimine verdi’ diyor. Bir kere bu adam yaşlı! Bir de akçe alıyor maaşını, akçe altın değil gümüş paradır. Daha önce bazı yazarlar akçenin altın olduğunu yazmıştı.

-Sabatay Sevi’nin balığa bebek kıyafeti giydirerek beşiğe yatırdığını da kitabınızda anlatmışsınız. Onun ruh hali konusunda okuduklarınızdan sonra ne düşünüyorsunuz? Başkaları bu kişiye nasıl inanmış?

Yahudi tarihçilerin bir kısmı onun manik depresif olduğunu söylüyor. Yahudiler, Romalılar’ın mabetlerini yıkıp kendilerini sürmelerinden sonra Kudüs’e geri dönmeyi ve bunu yapacak bir mesih bekliyor. Yaşadıkları her baskıyı bunun bir işareti olarak görmüşler. 17’nci yüzyılda mesih gelecek beklentisi büyük ve Sabatay Sevi o şartlarda ortaya çıkmış. Bu tür kişilerin tuhaf davranışları kendi taraftarları tarafından onun zaten normal insan olmadığı mucizelerine yorumlanıyor. Bizde bir laf vardır ‘Şeyh uçmaz, mürit uçurur’ diye. Burada da sistem böyle. O dönemki iletişim ortamında Sevi’nin durumu bütün Avrupa, Ukrayna, Rusya’ya yayılıyor. Oradakiler Sevi’yi görmek için Türkiye’ye geliyor. Meşhur filozof Spinoza bile mektuplarında Sevi’den bahsediyor. Devlet, uzun süre bunu Yahudilerin iç meselesi olarak kabul etmiş. Fakat ne zaman Sabatay Sevi biraz fazla gururlanıp padişahın adını çıkararak yerine kendi ismini koyup krallar tayin edip toprakları paylaştırmaya kalkınca devlet müdahale ediyor. İstanbul’da yargılanıyor, Çanakkale’ye sürülüyor. Orada da rahat durmuyor. Her yerden insan geliyor, her yerde heyecan yaşatıyor. Çanakkale’de huzursuzluk başlayıp da şikayet edilince  Edirne’de tekrar yargılanıyor. Orada durumun kötüye gittiğini anlayınca Müslüman oluyor. Dünyanın her yerindeki Yahudiler ‘Birisi bizi kurtarmaya geldi’ diye beklerken, bu kişi dışarı çıkıyor ‘Artık ben kardeşiniz Mehmed’im, Müslüman oldum’ diyor. Bu büyük bir travma yaratıyor. Taraftarların bir kısmı kendisinden kopuyor, bir kısmı ise Sevi ile devam ediyorlar, neden Müslüman olduğuna ilişkin çeşit çeşit rivayetler uyduruluyor. Mesela Müslümanları da kendi davasında kullanmak için Müslüman kılığına girdiği gibi...

 

İNCİ DÜZDAŞ STAR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.