Plak pazarına fazla nur yağdı

Kasetlerin 1980'li yıllarda, CD'lerin ise 1990'larda yaygınlaşmasıyla birlikte, önce evlerin başköşelerini süsleyen pikaplar, sonra da ses verdiği plaklar bir köşeye atıldı. Kimisi çocukların elinde bir frizbi oyuncağına dönüştü; kimisi eskicilere verildi ya da çöpe gitti. 2008 yılında çekilen Issız Adam filmiyle birlikte, plakların da kaderi değişti! Bugün plak pazarına tabiri caizse nur yağıyor! Ancak, sıkıştırılmamış, kaliteli ve analog müziğin taşıyıcısı olan plaklara gösterilen yoğun ilgi, fiyatları da fahiş değerlere taşıdı. Müzik eleştirmeni Murat Meriç'e göre fiyatların bu kadar yükselmesinin en büyük sebebi, bilinçsiz tüketici ve istismarcı 'sahaflar'. Piyasayı elinde tutan gerçek sahafların, ancak piyasada bulunamayan plaklar için uçuk değerler istediğini ve bunun da normal olduğunu belirten Meriç, anormal durumu şöyle açıklıyor: “Ancak gittigidiyor.com'un açılması, Issız Adam ve bazı dizilerle birlikte plakların popüler olması, piyasayı mânâsızca kızıştırdı. Tam bu noktada, zenginlerin plak sevdasıyla birlikte fiyatlar kanatlandı. Küçük bir örnek: Ayla Dikmen'in Yeniden Seveceğim (Anlamazdın) 45'liği, o güne dek para etmezken, Issız Adam'la birlikte fiyatı 200 - 300 lira seviyesine fırladı. Barış Manço'nun Dağlar Dağlar'ı, memleketin en çok satan plaklarındandır, çok çıkar. Ancak Barış Manço adı yüzünden, hele ki ölümünden sonra, bu plağın da fiyatı 100 liralarla ifade edilir oldu. Bir plağın değeri, nadir olmasıyla ölçülür, Türkiye'de ise tersine, sevilince artıyor. Plakları gramofonda çalmakta ısrarlı bilinçsiz tüketicinin yüzlerce lira vererek bunları edinmesi, fiyatları düşürmüyor; bilakis artırıyor. Bundan istifade eden 'eskici'ler olduğu sürece bu böyle sürecek.

Sahaflarla iyi ilişki kurun!
Issız Adam'daki şarkıların fikir babası olarak, plaklara yönelik ilginin patlamasında önemli payı bulunan Hakan Eren ise bugün pahalı plak almamanın yolunun sahaflarla iyi ilişki kurmaktan geçtiğini söylüyor: “Yakınlık kurduğunuz bir sahafa ya da plakçıya, güzel bir parti geliyorsa 'Abi koş bir parti yakaladım' deyip, haber veriyor. O zaman gidip seçiyorsun ve daha ucuza alıyorsun.”
90'lı yılların başında plak toplamaya başlayan Hakan Eren, “O zaman bitpazarları ve sahaflar vardı. Topkapı'daki bitpazarına, Kadıköy'deki sahaflara gittiğinizde, zebil gibiydi plaklar. Pahalı gelenleri beğenmezdik. Şimdi ise onları çok para vererek alıyorum” diyor. Plak sektöründe bir arz-talep dengesizliği yaşandığını kabul eden ünlü koleksiyoner, “Üretimi artık olmayan plaklara bir anda talep arttı ve kıymeti anlaşıldı. Pahalı dediklerimiz de zamanında çok büyük satış rakamlarına ulaşmamış, zor bulunan plaklar” diyerek, nadir olanın değer kazandığına dikkat çekiyor.

Kâr marjı yüzde 20'lere iniyor
Kadıköy Moda'da Rainbow 45 adlı dükkânında plakçılık yapan Salih Karagöz ise 'beyaz yakalı' olarak çalışmayı bırakıp kendi dükkânını açacak kadar tutkun, plaklarına. 75 liraya sattığı Pink Floyd'un The Wall plağını örnek gösteren Karagöz, “Bu albümü 100 liraya satan da var. Türkiye'de bir plak piyasası yok, oturmadı” itirafında bulunuyor. Fiyatların pahalı olmasında, maliyetin fazla olduğuna dikkat çeken Karagöz, kendinden örnek veriyor: “Yurtdışındaki plak fuarlarında ya da bitpazarlarında ucuza bulduğum albüme ucuz, pahalıya bulduğuma pahalı fiyat çekerim. Borsa gibi düşünün. The Wall'un Alman baskısını 10 Euro'ya alıyorum; ama orada otele, yemeğe, uçak biletine ve ekstra bagaja para veriyorum. Benim yüzde 50-70'lik kâr marjım, kiram ve çalışanıma verdiğim maaşla birlikte yüzde 20'lere iniyor. ABD'de, Avrupa'da plak ucuz, çünkü anavatanı orası. Türkiye'de bir talep yoğunluğu, Avrupa'da da bir talep doygunluğu var.”

80'in albümleri, bugün 1500 Lira!
Avrupa'nın 2003-2004 yıllarında, sıkıştırılmış ve dijital müziğe tepki olarak yeniden plağa ilgi gösterdiğini belirten Salih Karagöz, Türkiye'deki yükselişe farklı bakıyor. Popüler kültürle gelen talep patlamasına mesafeli yaklaşan genç plakçı, “Plak döndürme, bir hava atma aracı olarak görülüyor. O hevesle başlayanlar da plak merakından vazgeçmeye başladı” diyor. Yola böyle çıkıp, sonradan dönmeyenlere de haksızlık etmeyeceğini belirten Karagöz, plak pazarına gösterilen yoğun ilginin önemli bir sebebinin de yasaklar olduğu kanaatinde: “Politik içerikleri nedeniyle geçmişte değersizleştirilen, atılan, yakılan plaklar, bugün inanılmaz değerlere satılıyor. Ahmet Kaya'nın Yorgun Demokrat, Acılara Tutunmak ve Cem Karaca'nın Safinaz, Yoksulluk Kader Olamaz gibi politik albümleri, 1000-1500 lira arasında satılıyor. Kaldı ki bunlar da o sanatçıların en iyi albümleri değil! Bunun tek sorumlusu 80 darbesidir! Yasaklar size çekicilik olarak geri dönüyor! Yasaklardan nasibini almış, Barış Manço'nun Lambaya Püf De'sini de unutmayalım!”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.